Kitapla alakalı incelememi yazmadan önce kitabın benim için olan hikayesini kısa da olsa anlatmak isterim.
O dönemde, 2002 senesinde, orta bire gidiyorum ve başarılı bir öğrenciyim. Eğitim gördüğüm okula yeni mezun olmuş Uşaklı bir bayan Türkçe Öğretmeni gelmiş. Adı Dilek Şahin ve o yıl bizim sınıf öğretmenliğimizi de yapıyor kendisi. Hafif çekik gözler, sigara bozuğu çatallı hafif kırık bir ses, şen kahkahalar atan güzeller güzeli bir genç kız. Aşık oldum ben de. Nasıl olunmaz ki. Tabi bu aşk bende onun gözüne girebilmek için muazzam bir çaba başlattı. Bilmem acaba farkında mıydı? Bence farkındaydı. Bu çabaların başında da kitap okumaya gösterdiğim azim vardı çünkü kitap okuma yarışı düzenlenmişti. En çok okul kütüphanesinden kitap alıp okuyan ve okuduğu kitabı özetleyip ona getiren öğrenci birinci olacaktı. Birinciye de üç tane kitap hediye edilecekti. Bir ayrıntı vereyim, o dönemde her evde bilgisayar ve internet olmadığı için hazır özet bulma şansımızda yoktu.
Neyse ben başladım okumaya. Hem de ne okumak. Aman aman. O dönemde okuduklarım arasında galiba Harry Potter serisinin ilk iki kitabı da olacaktı. Ve 3 aylık dönemde ben 34 kitap okuyup özetleyerek birinci oldum.Aşk uğruna kitap okuma alışkanlığı edindim anlayacağınız.
Bu birinciliğin ödülü olan üç kitaptan biri Haşmet Babaoğlu'nun Herkes Birbirine Sevgi Herkese Karşı adlı kitabıydı. O dönemde tabi ki de kitabı okudum ama pek bir şey anlamadım fakat kitabı 2002 senesinden bu yana sakladım ( ASLA KİTAP ATMA ALIŞKANLIĞIM OLMADI.) ve kitabı okumak tekrar şimdiye nasip oldu. O yıllarda anlam veremediğim kitap bana şuan o kadar anlamlı ve güzel geldi ki anlatamam. Neredeyse kitabın her kısmı nokta atışı bakış açılarına sahip ki bunu yaptığım alıntılardan görebilirsiniz.Tabi sindire sindire okunması gereken bir