İzmirli Zeze

İzmirli Zeze
YİNE STEPHEN KİNG :)
8/10
·206 syf.··
Beğendi
·
2020 31. kitabı
·
23 saatte okudu
·
Okunma: 19 Mayıs 2020 19:45
Dün başladım bugün bitti. O kadar akıcı ki kitabı bırakmak gelmiyor içinizden ve ana karakter Carrie ve onun annesi o kadar merakınızı cezbediyor ki, dur biraz daha okuyayım derken bir bakıyorsun kitap bitiveriyor. İki yüz altı sayfa belki bazılarına göre kurgu için yetersiz gelmiş olabilir ancak bana göre biraz daha uzatılsa sıkabilirdi de. Kitabın orjinal ismi Carrie, biz ise Göz diye satışa sunmuşuz ancak kitabı okuyunca bence orjinal isminde kalmalıydı diye düşündüm çünkü kitabın isminin göz olması çok farazi bir durum olmuş. Bundan dolayı kitabın adı Göz olmuş diyebileceğim net bir şey görmüyorum ben. Zorlarsan elbet Göz demek için gerekçeler bulursun da zorlamayla yapılacak bir çıkarımı niye kitap adı olarak tercih etmiş yayın evi anlamadım. Kurgu telekinetik üzerine kurulmuş bir kurgu ve içinde çok büyük intikam barındırıyor. Bence bu büyük intikamı daha okumaya başladığın anda anlayabiliyorsun ama aman kitabın tadı kaçtı deyip bırakmıyorsun. Belki de Stephen King olmak bunu gerektiriyordur. Bilmiyorum cehaletime verin ancak filme uyarlanmadı ise bence kesinlikle uyarlanmalı. Eğer uyarlandıysa da bilen bu incelemen altına filmi link olarak atsın bir zahmet. Herkese bol kitaplı günler.
1000Kitap
GözStephen King · Altın Kitaplar · 20238,2bin okunma
Reklam
8/10
·139 syf.··
Beğendi
·
2020 30. kitabı
·
2 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2020 15:16
BU YAZARLAR ÇILDIRMIŞ MI? :) Yine farklı bir adam ve çok farklı bir konuyu işleyiş tarzı. Kabil kardeşi Habil'i öldüren ve sürgün edilen ilk katil olarak bilinmekte. Aynı zamanda Adem ve Havva'nın ilk çocuğudur. Bu bilinen üç olgu, ilk çocuk, ilk katil, il sürgün olma gerçeği dışında bazı varsayımlar dışında pek bir şey bilmeyiz ona dair ancak bir yazarın imgelemde ki güçlü kişiliği bu biline üç bilgiden yola çıkarak- gerçek olup olmadığı tartışmalı da olsa- yeni bir kurgu kurar. Ancak bu kurgunun içine de yine eski kurguların ve kısıtlı bilgilerin imkanlarından yararlanarak devam eder. Acele etmeyin, ne demek istediğimi kitabı okuduğunuzda elbette anlayacaksınız. Kitapta İbrahim peygamberden ve oğlu İshak'tan Eyüp peygambere, Godom ve Somore şehirlerinden dolayısıyla Lut pegamberden Nuh peygambere, Musa peygamberden islam dininde peygamberliği tartışmalı Yuşa' ya varasıya bir çok tanıdık hikayelerle karşılaşacaksınız ancak bu sefer bunları Kabil'in gözünden göreceksiniz. Okurken çok düşündüğüm şey oldu. Bazı yerlerde Aman Tanrım filmindeki gibi sahneler belirdi gözümün önünde ve gülmekten kendimi alamadım. Kitabın çok ciddi bir handikabı var. Açıkçası beni yoran bir durumdu. Okuyanlar bilir, şu noktalama işaretleri durumu. Yazarımız virgülü çok seviyor ve çok kullanıyor. Nadiren nokta ve noktalı virgüle başvuruyor ve diyalogların olduğu yerlerde ayrım yapmak bir yerde zorlaşıyor. Ben bunun edebiyata getirilmiş bir yenilik ve öncü tavır olduğuna inanmıyorum. Bu bana kalırsa işin kolayına kaçmaktır ki işin kolayına kaçan yazar bir yerde güzelim kurguyu okumakta zorlaştırır bir hale getirmiş. Benim tam tersim bu durumu olumlu karşılayan da olacaktır elbet ancak ben bu noktalama işaretlerinin kullanımıyla ilgili yazarın tutumunu sevemedim. Kitap bu handikabına rağmen
KabilJosé Saramago · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201814,3bin okunma
9/10
·215 syf.··
Beğendi
·
2020 29. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 14 Mayıs 2020 00:45
BU İNCELEMEDE NE YAZSAM EKSİK KALACAK Hakan Günday'ın okuduğum ikinci kitabı ve hayatımda hiç yaşamadığım duyguları yaşattı bana Azil. Bu duygular o kadar tehlikeliydi ki bir ara ben de kitabın kapağında yazan deha ile delilik arasında seyreden bir hayat durumunu yaşıyordum. Bilmiyorum ben mi çok kaptırdım kendimi aklın oyunlarına, yoksa yazar cidden okurun bunu mu yaşamasını istiyordu? Tarifi zor, belki de imkansız şeyler hissettim okurken. Galiba Asil gibi herkesin zihni de dahilik ve delilik arasında gidip geliyor ve bunu gündelik hayat içerisinde pek anlamıyor. Bir ara okurken hangisinin bir deliliğin yansıması hangisinin gerçeğin yansıması olduğunu anlamadım ve bu yazarın cidden yapmak istediği bir şeydi. Başarmış da. Okuyun demeyeceğim galiba ilk defa bir kitabı çok beğendikten sonra. İyi mi yaptım kötü mü yaptım bilmiyorum ancak bildiğim bir şey varsa o da bu kitabı okuduktan sonra bir çok konuya daha farklı bakacağım ve okuduğum kitaplarda hep bunu arayacağım.
AzilHakan Günday · Doğan Kitap · 202411,3bin okunma
9/10
·272 syf.··
Beğendi
·
2020 26. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 03 Mayıs 2020 17:28
Serin kanlı bir İngiliz asilinin çılgın macerasına hazır olun. Phileas Fogg, Uşak Paasepartout, Dedektif Fix, Bayan Aouda ve bir çok ara karakterin sunduğu aksiyon ve heyecanla Dünyayı seksen günde dolaşmak harikaydı. Bu çılgın serüvenin içinde bir polisiye macerasını da yaşamak harika bir ayrıntıydı. Sanırım yazılan her bölüm gün gün gazetelerde yayınlandıktan sonrasında kitaplaştırıldı çünkü 1800 lerin sonu ve 1900 lerin ortalarına kadar Avrupa da bu bir gazete satma yöntemiydi. Bu kanıya varmamın sebebi ise her bölüm öyle bir yerde kalıyordu ki bir sonra ki adımı okumak için can atıyordum. Ayrıca bölümlerin uzunluğu gazetede yayınlanabilecek uzunluktaydı. Bakalım şu ana kadar Jules Verne ile Dünyayı bir denizler altında dolaştım, bir de tren, gemi, kızak, fil gibi ulaşım araçlarıyla yerküreden. Bakarsınız bir gün bir balona biner öyle dolaşırız beraber Dünyayı. Hatta o da yetmezse Ay'a bile gideriz. Kim bilir!
Seksen Günde Dünya GezisiJules Verne · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202324bin okunma
7/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2020 24. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 29 Nisan 2020 15:30
Herkese Merhabalar, Corana salgınının olduğu günlerde Gürcistan Gribi diye bir salgının sonucu medeniyetin yok olmaya yüz tutuşu ve geride kalan kırıntıları, altı karakterin hayatının kesişen noktalarıyla anlatılıyor. Bir yerde Stephen King'in Mahşer adlı romanında ki küçük kurgulara benzer yerler yakaladım mesela insanların salgın esnasında kaçarken yolları araç yoğunluğundan kitler hale getirip getirip araçta ya da yolda ölmeleri gibi. Hava limanında Clark karakterinin, salgın öncesi medeniyetin hatırlanması için kendince bulunduğu çaba ve Seyyar Senfoninin her şeye rağmen işlerine devam edebilmesi bende hayranlık uyandırdı. Kitap konusu itibariyle tabi ki de ilgi çekici. Zaten konusu çekmeseydi herhalde okuma teşebbüsünde bulunmazdım. Ancak sanki kitapta bir şeyler eksikti. Kurgunun dağınık olmasından mı, üsluptan mı neyden kaynaklı olduğunu bir türlü anlayamadığım bir lezzet eksikliği, bir yavanlık vardı sanki. Belki de yazar bizden çok farklı bir kültür ve coğrafya da büyüdüğü için dili ve cümlelerin sıralanışı beni biraz itmiştir. Bilmiyorum. Okunması gerekir mi sorusuna gelecek olursak, vakit ayırılabilinir kategorisine giren kitaplardan biri bana göre çünkü hayal dünyanı oldukça işlevsel şekilde çalıştırıyor kurgu ve çoğunlukta bir sonraki adım için merak duygunu dinç tutabiliyor. Yazarın ilk okuduğum kitabı olduğu için benim açımdan fena bir başlangıç sayılmaz. Herkese bol kitaplı günler :)
İstasyon On BirEmily St. John Mandel · Pegasus Yayınları · 2017165 okunma
Reklam