Daha önce de söylemiştim, kargalar belki hayvanlar âleminin belki en akıllı hayvanıdır ve son derecede insana alışır. “Besle kargayı oysun gözünü” yalandır. Son derece bağlıdır, sâdıktır. Gerçi tabii sâdık, vefâlı gibi ifâdeleri hayvanlariçin kullanamazsınız. Bunlar ahlâk ıstılahlarıdır. Çok saçma ama böyle ne yapalım?
Gündelik konuşmalarımızda “köpek sadıktır, kedi nankördür” diye geçer. Aslında ne kedi nankördür, ne köpek sâdıktır. Hayvanın içgüdüsüdür bu. Ahlâk ancak akıl varlığında olur. Akıl yoksa ahlâk da yoktur. İrade de akla bağlıdır. Karada yaşayanlariçin kurt, at, eşek, deve, fil, koyun, keçi, inek, boğa, öküz ve tavukları —gerçi kuşlardan gelse de uçamayan kara hayvanları gibi değerlendirilebilir — örnek verebiliriz. Denizlerdekileriçin yunus diyebiliriz. Yunanda bununla ilgili birsürü hikâye vardır. Hattâ yunuslar sâdece ehlileştirilmemiş, aynı zamanda evcildirler. Çocuk yunusunun üstüne binip yüzüyor, birlikte oynuyorlar. Yunus üstünde bir çocuk olduğunu hissediyor, duyuyor ve dalmıyor. Eskiden gördüğüm bir olay olarak gemiyle yarışır, kaybettiklerinde de üzülürlerdi. Kafasını çıkarıp hüzünlü hüzünlü bakardı.