Ceren Bacaksız

Ceren Bacaksız
@bohemokur
Bazen insanlar çok güzel oluyordu. Görünüşleriyle değil. Söyledikleriyle de değil. Sadece varlıklarıyla.
24 okur puanı
Haziran 2017 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
9/10
·77 syf.··
2019 2. kitabı
Satranç. Zweig'ın ölmeden önce yazdığı son eser.Bundandır ki bu onun kişiliğini tanımanız için son fırsat olduğu anlamına geliyor. Kitap adı dahi bilinmeyen bir kentten çıkan, öğrenme güçlüğü yaşayan dünya satranç şampiyonu Mirko Czentovic'in bir yolcu gemisine çıkışıyla başlıyor. Pek çok açıdan cahil ve kibirli sayılabilecek bu karakteri tanımaya çalışan bir de anlatıcı var.Sıradan bir satranç oyuncusu olan anlatıcının yanı başındaki fırsatı kaçırmayı istememesiyle olaylar gelişiyor ve bu adamla bir parti oynama hakkı kazanıyor. Yanındaki arkadaşı McConnor sayesinde bu şampiyonu daha da inceleme fırsatı bulan anlatıcı bu sırada Dr. B. denen biriyle karşılaşıyor. Ve bu durum yerini gizemli Dr. B.'nin geçmişine ve Czentovic ve Dr. B. gibi iki karakterin mücadelesine bırakıyor. Kitapta özellikle ilgimi çeken durum Zweig'ın bu iki karakteri mücadele içerisine sokmasına rağmen mücadelenin çok kısa sürmesi.Bu bana edebi bir hatadan ziyade yazarın ön planda tuttuğu şeyin karakterlerin geldikleri noktaya kadar yaşadıklarına yani onların kişiliklerine önem vermesidir. Ayrıca karakterlerin kişilikleri hakkında da yorum yapmadan edemeyeceğim.Bana sorarsanız Czentovic ve Dr. B. arasındaki en büyük ortak nokta ikisinin de tutarsız kişilikler olması.Czentovic cahil ve kibirli birinden beklenenin aksine son derece soğukkanlı bir yapıya sahip,satrancı sadece işi olarak görüyor.Dr. B. ise son derece kibar ve sakin biri ancak geçmişte yaşadığı olaylar sebebiyle satranç oynarken son derece sabırsız,sinirli ve hastalıklı birine dönüşüyor,bu onun en büyük tutkusu.Başta bu tutarsızlıkları garipsedim ancak sonlara doğru yazarın yapmaya çalıştığı şeyi anladım. Sanırım Zweig aynı satranç tahtasındaki siyah ve beyazlar gibi insanların da bir tür kişilik bölünmesi içerisinde olduklarından
Edebiyat
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,1bin okunma
Reklam
6/10
·268 syf.··
2017 45. kitabı
·
18 günde okudu
·
Okunma: 26 Eylül 2017 00:16
Hiç çocukluğunuzu adım adım düşündünüz mü?Yazar bu romanı yazarken hayatının en ince ayrıntılarını düşünmüş.Ya da belki uydurmuş.Evet,bu mümkün.Eğer romanı okuduysanız yazılarında özellikle yaşamadığı şeyleri ne güzel anlattığını bilirsiniz. Sizi asıl çeken şey sanırım bir çocuğun adama dönüşme hikayesi.Ama tam anlamıyla değil çünkü Henry Chinaski büyüse bile saçma kavgalara girmeyi,kabadayı gibi görünmeyi,kadınların yüksek ökçeli ayakkabılar giymesini seviyor. Küfürler ağzından çok rahat çıkıyor Charles Bukowski'nin.Bu sizi rahatsız etse bile beni etmedi.Çünkü öyle bir mahallede yaşamışsa küfür etmemesi daha anormal olurdu.Kaldı ki toplum baskısına karşı koymanın etkili yollarından biridir.Ve Henry toplum baskısını yeterince tatmıştır. Size edebi anlamda öyle çok bir şey katmaz.Ama sizin Charles Bukowski'ye önyargıyla yaklaşmanızı engeller diye ümit ediyorum.
Edebiyat
Ekmek ArasıCharles Bukowski · Metis Yayınları · 20228,2bin okunma
9/10
·164 syf.··
2017 42. kitabı
Sabahattin Ali ile ilgili her zaman bazı ön yargılarım olmuştur.Bilirsiniz,bazı şeyler gereğinden fazla abartılır.Geçenlerde bu ön yargımı yıkmaya karar vererek başladım Kürk Mantolu Madonna'ya. Raif Bey sessiz,kendi halinde,insanlarla uğraşmayı uzun zaman önce bırakmış bir adam.Kitabımızın ilk sayfalarında bu sıradan adamı tanımaya başlıyoruz.Yazarın kendisi olabileceğini düşündüğüm adamsa Raif Bey'i anlamaya çalışan bir iş arkadaşı.Bir gün bu amacına ulaşma fırsatını yakalıyor Raif Bey'in ara sıra yazdığı bir defter sayesinde.Ve bu adamın geçmişinde bir yolculuğa çıkıyor.Onun ailesinden uzaklaşmasını,kendini ait hissedeceğini zannettiği Avrupa'da hiçbir şeyin değişmediğini fark etmesini ve Maria Puder'e olan muazzam aşkını okuyor tek tek. Açıkçası kitaptan etkilenmemek elde değil.Başkarakterler göz kamaştırıcı.Yalnızlık duygusu o kadar iyi yansıtılmış ki gerçek yalnızlığın anlamını buluyorsunuz kitapta.Ve aşk...Bir aşkta kendini buluş.Eğer benim gibi sulugözseniz kesinlikle gece yastığa kapanıp ağlayacaksınız.Hem de sabaha kadar. Not: Buradan sevgiler Üstad :).Bu kadar geç okuduğum için özür dilerim.
Edebiyat
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025375,9bin okunma
8/10
·68 syf.··
2017 40. kitabı
Aşk. Tek taraflı. Bir çocuğun,bir genç kızın ve bir kadının aşkı. Zweig aşkı abartmıyor,onu yüceltmiyor.Sadece yaşama,aşık bir insanın gözünden bakmanızı sağlıyor. Ama asıl anlatmaya çalıştığı şey aşk değil.Bir insana hayatınızı bağlamak,ondan kopamamak ve kopmayı istememek aynı zamanda.Hayatınızı anlamlandırmak için aşkı kullanmak.Çoğumuz bunu yapmıyor muyuz zaten? Bir kez bile aşık olduysanız o yıllara dönecek ve kendinizi hatırlayacaksınız.Eğer aşık olmadıysanız bu hoş duygunun bir insana neler hissettirdiğini öğreneceksiniz.İki türlü de bu kitabı seveceğinizi umuyorum. Not: Aşk kelimesini fazla mı kullandım ne? :)
Edebiyat
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
7/10
·208 syf.··
2017 37. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 18 Temmuz 2017 19:54
Pek çok kitap okuyabilirsiniz ama bu kadar sıradan başlayıp sıradan devam edip sıradan bitip sizi hiç sıkmayan başka bir kitap bulamazsınız. Holden Caulfield adlı çocuğun okuldan atılmasıyla karakterimizin iç dünyasına yolculuk yapıyoruz.Ve o insanları zaman zaman seviyor,zaman zaman onlardan nefret ediyor.Yalnızlığına sıkışıp kalmış ama bunun üzüntüsünü taşımıyor yüreğinde.Tek istediği biraz uzaklaşmak.Daha fazla ipucu vermeyeyim;okuyun.Ve karakterin iç dünyasında sıradan ama hoş bir yolculuğa çıkın.
Edebiyat
Çavdar Tarlasında ÇocuklarJ. D. Salinger · Yapı Kredi Yayınları · 202171,1bin okunma
Reklam