Edebiyat, su gibi... Hatırlatır, akıp gider, geçmişle geleceği birbirine bağlar. Su damlalarıyla birbirine bağlanan hayatları, unutulmuş bir şiiri ve yüzyılları aşan bir yolculuğa eşlik ediyoruz kitapta. Yazar, her zamanki gibi kültürler ve zamanlar arasında bir köprü kuruyor. Ninova'dan Londra'ya, Dicle'den Thames'e uzanan bu yolculuk, yalnızca karakterlerin değil, bizlerin de içsel yolculuğu oluyor.
Roman, Mezopotamya'nın antik şehri Ninova'da başlıyor. Asur Kralı'nın kütüphanesinde saklı kalan Gılgamış Destanı'nın parçaları, insanlık hafızasının unutulmuş bir şiiri gibi karşımıza çıkıyor. Bu kayıp şiirin izleri, yüzyıllar boyunca farklı hayatlara dokunuyor. Farklı zamanlarda ve coğrafyalarda geçen dört ayrı hikâyeyi iç içe örüyor:
Asur Kralı'nın kurduğu muhteşem kütüphanede, Gılgamış Destanı'nın parçaları saklıdır. Unutulmuş bir şiir, geçmişten günümüze seslenir.
Thames Nehri kıyısında doğan Arthur, yoksulluktan kurtulmak için parlak hafızasına sarılır. Bir matbaada çıraklık yaparken yolu "Ninova ve Kalıntıları" kitabıyla kesişir. O kitap, Arthur'un kaderini değiştirir.
Ezidi kızı Narin, Laleş'ten getirilen kutsal suyla vaftiz edilecektir. Ancak savaşın gölgesinde bu tören yarıda kalır. Narin ve büyükannesi, kutsal topraklara ulaşmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar.
Kalbi kırık bir hidrolog olan Züleyha, Thames üzerindeki bir yüzen eve taşınır. Hayatının yükünü taşıyamazken, memleketiyle kurduğu beklenmedik bir bağ her şeyi değiştirecektir.
Arthur: Lağımlar ve Gecekondular Kralı olarak doğan bu çocuk, doğuştan sahip olduğu büyülü hafızası sayesinde hiçbir şeyi unutmaz. Herkes onun bu özelliğini bir lütuf olarak görür; zamanla ise lanet olduğunu fark eder. Detayları hatırlaması, onun hayatını hem aydınlatır hem de karanlık bir yük haline gelir.
Narin: Dokuz