book blogerr

book blogerr
@book_blogerr
Puan vermedi·560 syf.··
2025 22. kitabı
Edebiyat, su gibi... Hatırlatır, akıp gider, geçmişle geleceği birbirine bağlar. Su damlalarıyla birbirine bağlanan hayatları, unutulmuş bir şiiri ve yüzyılları aşan bir yolculuğa eşlik ediyoruz kitapta. Yazar, her zamanki gibi kültürler ve zamanlar arasında bir köprü kuruyor. Ninova'dan Londra'ya, Dicle'den Thames'e uzanan bu yolculuk, yalnızca karakterlerin değil, bizlerin de içsel yolculuğu oluyor. Roman, Mezopotamya'nın antik şehri Ninova'da başlıyor. Asur Kralı'nın kütüphanesinde saklı kalan Gılgamış Destanı'nın parçaları, insanlık hafızasının unutulmuş bir şiiri gibi karşımıza çıkıyor. Bu kayıp şiirin izleri, yüzyıllar boyunca farklı hayatlara dokunuyor. Farklı zamanlarda ve coğrafyalarda geçen dört ayrı hikâyeyi iç içe örüyor: Asur Kralı'nın kurduğu muhteşem kütüphanede, Gılgamış Destanı'nın parçaları saklıdır. Unutulmuş bir şiir, geçmişten günümüze seslenir. Thames Nehri kıyısında doğan Arthur, yoksulluktan kurtulmak için parlak hafızasına sarılır. Bir matbaada çıraklık yaparken yolu "Ninova ve Kalıntıları" kitabıyla kesişir. O kitap, Arthur'un kaderini değiştirir. Ezidi kızı Narin, Laleş'ten getirilen kutsal suyla vaftiz edilecektir. Ancak savaşın gölgesinde bu tören yarıda kalır. Narin ve büyükannesi, kutsal topraklara ulaşmak için tehlikeli bir yolculuğa çıkar. Kalbi kırık bir hidrolog olan Züleyha, Thames üzerindeki bir yüzen eve taşınır. Hayatının yükünü taşıyamazken, memleketiyle kurduğu beklenmedik bir bağ her şeyi değiştirecektir. Arthur: Lağımlar ve Gecekondular Kralı olarak doğan bu çocuk, doğuştan sahip olduğu büyülü hafızası sayesinde hiçbir şeyi unutmaz. Herkes onun bu özelliğini bir lütuf olarak görür; zamanla ise lanet olduğunu fark eder. Detayları hatırlaması, onun hayatını hem aydınlatır hem de karanlık bir yük haline gelir. Narin: Dokuz
Gökyüzünde Nehirler VarElif Şafak · Doğan Kitap · 20251,784 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖

book blogerr

, bir kitap okudu
Puan vermedi·560 syf.··
2025 22. kitabı
Elif Şafak
8.6/10 · 1.784 okunma
Puan vermedi·144 syf.··
2025 21. kitabı
Mercan… Hayatını merdiven temizleyerek kazanan, sessiz ama güçlü bir kadın. Eşi, işsiz güçsüz olmasına rağmen evi terk ediyor; geride Mercan’ı ve bastırılmış bir evlat hasreti bırakıyor. İçinde arada bir köpüren bu hasret, onun hayatını yönlendiren ama bir türlü tamamen görünür olmayan bir duygu. Günlerini çalışarak geçiriyor; kendine vakit ayırmayı denese de hayat ona bile ağır geliyor. Spora gitmek, bir kafede kahve içmek, hatta ruj sürmek bile büyük bir lüks. Samatya meydanında elbiselerini giymesi, kendini süslemesi aslında kendine dönüş çabası; ama hemen rujunu siliveriyor, çünkü eşinin döneceği umudunu hâlâ besliyor. Sessizliği, boyun eğmiş gibi görünse de içinde büyük bir isyan ve kırılma anları var. Yalnızlığı sıradan değil; kalabalıkların ortasında bile anlaşılmamanın ve görünmez olmanın yalnızlığı. Mercan, hepimizin bastırılmış çığlığının sesi. Eşi terk ettikten sonra türbe türbe dolaşması, onun çaresizliğini ve toplumun kadına biçtiği “sabret, dua et, mucize bekle” kalıplarını çok çarpıcı gösteriyor. Türbelere gitmek, kaybolan bir kocasını aramak değil; kendi sesini ve değerini bulma arayışıydı. Hayatla ve toplumla arasında gidip gelen Mercan, hayalindeki evladı olsa bile onu nasıl büyüteceğini bilemiyor; içinden geçirdiği tüm düşünceler hem güçlü hem kırılgan yanını ortaya koyuyor. Ve belki de Mercan bize en çok şunu hatırlatıyor: Bazen bir kadının sesi çıkmaz, ama o sessizlikte bile bütün dünyanın duyması gereken bir çığlık saklıdır. “Kul”, hissedilecek bir roman. Mercan ise aynadaki sessiz çığlığımız. Yani kitap o kadar etkileyici bir kitaptı ki. Mercan'ın yanına sanki yoldaş oldum onunla birlikte daha hangi türbeye gideceğini düşündüm. İnanın ki kitap çok başka bir kitaptı ileri seviyede kitabı beğendiğimi söylemeden geri kalamayacağım yazardan
KulSeray Şahiner · Doğan Kitap · 20251,647 okunma
10/10
·496 syf.··
2025 20. kitabı
Bu kitapta kelimeler, tıpkı Jenny’nin kaderi gibi zincire vurulmuş. “Kaçırılmak” sadece genç kızların değil, okurun da başına geliyor; bir kez Lars Kepler’in sayfalarına kapıldığınızda geri dönüş yok. Jenny’nin gündüz vakti kaçırılışı, sıradan gün ışığının bile güven vermediğini söylüyor bize. Güneş bile tanık olamıyor, çünkü kötülük gölgesini her yere düşürebiliyor. Zincire vurulan kızlar aslında sadece kafesin içinde değil; korkunun, çaresizliğin ve sessiz çığlıkların zincirine de vurulmuş durumda. Kaçmaya kalkanlara kurulan tuzaklar, okurun zihnine de kurulmuş. “Acaba bu defa kurtulabilecek mi?” diye sorarken biz de kendi içimizde umut ve korku arasında yakalanıyoruz. Kepler burada zekice bir oyun kuruyor: kurbanların çaresizliğiyle okurun merakını aynı kafese kapatıyor. Beş yıl sonra Jenny’nin cesedi bulunduğunda, ölüm artık sadece bir son değil; geçmişten taşan bir gölge, geleceğe doğru uzanan bir ipucu. Katilin delil bırakmaması, aslında kendi imzası oluyor. Sessizlik de bazen bir çığlıktır, Kepler bunu çok iyi biliyor. Dedektif Joona Linna’nın devreye girişiyle hikâye bir satranç oyununa dönüşüyor. Her hamlede, yıllar önce işlenmiş bir intiharın gölgesi beliriyor. İntihar mıydı gerçekten, yoksa sadece ustaca gizlenmiş bir cinayet mi? İşte tam bu noktada okur olarak biz de Joona’nın zihnindeki aynaya bakıyoruz. Sonra Mia kaçırılıyor… 17 yaşında bir kız daha zincire vuruluyor. Zaman daralıyor, nefesler kesiliyor. Joona’nın iç sesi bize şunu fısıldıyor: “Katil sadece kızları değil, zamanı da çalıyor.” Ve “Ayna Adam” adı boşuna değil. Çünkü aynaya baktığımızda sadece katili değil, kendi korkularımızı da görüyoruz. Ayna bazen yüzümüzü, bazen de en derin karanlığımızı gösterir. Lars Kepler, bu aynayı önümüze koyup soruyor: “Gerçekten görmek istiyor musun?” Son
Ayna AdamLars Kepler · Doğan Kitap · 202551 okunma