Yazarın en akıcı kitabı desem yeridir. Selçuklu dönemini çok güzel hikayeleltirmiş. Keşke daha uzun olsaydı veya 2 kitap olsaydı dedim çünkü bazı yerlerde çabuk geçmesi gerekiyormuş konu oldu bittiye geliyor gibi duruyor. Sanırım kısa tutulmasının sebebi kitabın filmini çekme fikri. Devlet okullara tavsiye etmiş filmini hatta sanırım. İnşallah kitabı da bir o kadar ilgi görür.
Dili hiç mi hiç sıkıcı değil. Tarih kitabı desen yazar olayları çok güzel sıralamış yine sıkılmıyorsunuz. Sonlara doğru tarih kitabından çok siyaset, bilim kitabına dönüşüyor. Ben okurken yazarın taraflı davranmasını sezmedim. Ayrıca günümüz beyin kontrolü,mesaj veren filmler,algı konularına da değinmiş,meraklıysanız hiç kaçırmayın derim. Paragraf sonlarında yazarın"konuya giriyoruz çaylarınızı hazırlayın " demesi çok hoştu:)
Popüler olan kitaplara önyargıyla yaklaştığım için okumuyordum bile ama gördüm ki sıradışı bir konusu varmış. Fiziksel bozukluğu olan bir çocuğun hayatını anlatıyor ama onu da hem çocuğun hayatından hem de ailesinde ki etrafında ki kişilerin gözüyle anlatıyor. Filmini de izleyin kitabını da okuyun,okutturun.
Yazarın "Piraye" kitabını alın aynı karakter aynı konu burda da var. Bir insan okuyucusunu saf yerine koyup nasıl yazar olurun resmi. Ne istediğini bilen güçlü kız karakteri her zaman istediği şeylerin tam tersini yapıyor. Gerçekten hiç bir kitabını okumaya değmez.
Yazarın diğer kitaplarını alın okuyun göreceksiniz ki aynı karakter aynı konu aynı tepkiler. Karakterin somurtkanlığının içinde boğuluyorsunuz. Zaman kaybı.