9/10
·239 syf.··
Beğendi
·
2026 23. kitabı
·
15 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 10:26
Birçok konu hakkında bilgi sahibi olmayanların anlayamayacağı bir kitap, bence. Kitabın içinde kurguyla harmanlanmış birçok bilgi mevcut. Bilgilerden yola çıkarak kurguyu kavrayabiliyorsunuz. Amat kelimesi, yıkım anlamına geliyor. İstanbul’dan yola çıkan bir gemide yaşanan olaylar anlatılıyor. Geminin baş kaptanı Diyavol Paşa. Diyavol kelimesi de şeytan anlamına geliyor ve kitapta Diyavol Paşa işlediği en büyük günahı unutmak için sürekli içiyor. Kaptanın marangozu ise Nuh Usta. İsa peygamberin de marangoz olduğı düşünülürse güzel bir mantık çerçevesi kurulmuş. Gemiye binenler Nuh Tufanı’ndakinin tersine kötülük işlemiş tüm günahkarlar. Geminin yedi katı var ve kitapta fa cehennemin yedi katının isimlerini almış. Gemide İsrafil adlı bir çocuk var ve gemiye saldırdıkları anda bir boru üflemekle görevli. Yine Adem baba, gemide kadın istiyor ve onun için canından bir parça vereceğini belirtiyor, Hz. Adem gibi… 247 sayısı çok fazla geçiyor. Bakara suresinden de bahsedilen kitapta bu sayılar sureleri ifade ediyor diye düşünüyorum. Ki bahsedilen sureler de manidar kalıyor kitabın akışına göre. Her şey birbiriyle uyum içinde. Hoş bir kitaptı, tavsiye edilir.
Amatİhsan Oktay Anar · İletişim Yayınları · 20256,8bin okunma
Tengri biz menen
10/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 38. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 02:00
Buzul çağı sona ermişti. Artık acunu Türk'ün kaynayan kanı ısıtıyordu. Çağlayan Yılmaz'ın fantastik Börü serisinin ikinci kitabı yine akıllara durgunluk veren hayal gücüne hayran bırakıyor. Cüneyt Arkın, Serdar Gökhan ya da Kartal Tibet filmi izler gibi soluksuz okudum. Mitolojik unsurlarla zenginleştirilmiş, Türk töresiyle işlenmiş sıradışı bir kurgu olmuş gerçekten. İhanetler, şer ittifakları,, minimal seviyede aşk ve kusursuz bir epik anlatımla destansı bir roman. En güzel taraflarından biri de Türk kadınının sonuna kadar hak ettiği yerde olması.
Börü 2Çağlayan Yılmaz · Panama Yayıncılık · 20181,740 okunma
Reklam
"gök girsin, kızıl çıksın"
Puan vermedi·584 syf.··
2026 7. kitabı
·
41 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 16:26
merhabaa. bu kitabı okumaya çok uğraştım, 1 ay önce falan başlayıp 500 sayfayı 3 günde okudum mecburiyetten ve kitabın son 40 sayfasını da okumaya gerek duymadım. okuma sürecim ise baya kaotikti okulda, evde kitabı bitircem diye full time bunu okudum ve diğer kitaplara ara vermek zorunda kaldım. ama şimdi kitap sınavım bitti ve ben bu zahmetli kitabın şerefine bir inceleme yazmak istiyorum. başlayabiliriz... Kitabın elimde olan günümüz baskısı "Bozkurtlar ölüyor" ve "Bozkurtlar diriliyor" isimli iki kitaptan oluşuyor. İlk kitap kısaca 1. Göktürk devletinin dağılma sürecini, dönemin askeri ve siyasi yapısını çoğunlukla kurgusal karakterler ve olaylar üzerinden anlatıyor. İkinci kitap ise ilk kitaptaki karakterlerle bağlantılı olan karakterlerin yaşamlarını anlatıyor. Kitap Çuluk Kağan'ın, eşi Çinli İçing Katun tarafından zehirlenip öldürülmesinin ardından kağanın kardeşi Kara Kağan'ın tahta çıkması ve İçing Katun'u eşi olarak almasıyla başlıyor. Ötüken'de artan Çinli nüfusu, askeri ve siyasi yapıya gittikçe karışan Çinliler bazı Türkleri rahatsız ediyor ve olaylar başlıyor. Kitapta istemeyeceğiniz kadar çok karakter var o yüzden sınav için okuyorsanız kesinlikle not alarak okuyun. Ancak bu karakter yoğunluğu beni rahatsız etmekten çok, kitaba daha çok çekti. favori karakterlerimi seçmek, onları okumak hoşuma gitti kesinlikle. Okuması asla zor değil, dediğim gibi sadece uzun ve karakterler fazla. ama olay örgüsü akıcıydı, bölümler kısaydı ve dili de gayet kolaydı. kitapta geçen öz türkçe kelimeler beni zorlamadı, altında anlamları yazıyordu ve bence okumaya zevk katıyordu. betimleme olabildiğince az kullanılmış yoğun olarak diyalog şeklindeydi. bu da okumayı kolaylaştırıyor. boş vaktiniz varsa ve tarihsel kurgu seviyorsanız bir şans
BozkurtlarHüseyin Nihâl Atsız · Ötüken Neşriyat · 202017,8bin okunma
Biz Yorum
6/10
·232 syf.··
2026 14. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 01:01
2021 yılı, biryudumkitap’tan gelen sabah mailim, orada şöyle yazıyordu: "İnsan bir boru gibidir; içinden hava geçer ve ses çıkarır. Ama o borunun içinde ne olduğunu, o havanın nasıl bir müziğe dönüştüğünü kimse bilmez... Biz, sadece birer numarayız; ama her numaranın içinde, en kusursuz geometrinin bile çözemeyeceği bir 'ben' saklıdır." Ah, almalıyım, okumalıyım hemen demiştim ve rampalının altını üstüne getirip bir tane baskı bulabilmiştik. O dönem birkaç bölüm sonrası okumak nasip olmasa da hep aklımda olan bir kitaptı. Sevgili kitap kulübümüzde bu kitabı okumuş olmak bu nedenle beni çok mutlu etti. Kitap bir başka evrende bir başka zamanda ruhsuz duygusuz bir alemde geçiyor. Herkes çarkı çeviren dişliler, bir yerde dediği gibi robotunuzun duyguları olması saçmadır, bu nedenle bu ülkenin çarklarını çevirenlerinde duygusu olamaz. Ancak biri bu duygu hastalığına yakalanırsa ne olur? Bir günlükten okuduğumuz kitapta kahramanımız bizimle sohbet ediyor, bize sevgili meçhul okuyucum diye hitap ediyor. Kitapta bazen karakterler gözümde insan olarak canlanırken bazı yerlerde picasso tablosu edasında insanlar/robotumsular gözümde canlandı. Çok fazla eleştiri vardı. Son olarak kitap ortalama bir akıcılıktaydı, listemin yukarılarında değil ancak okuduğum için aşırı mutlu olduğum bir kitap oldu. Sırada Balonla Beş Hafta
BizYevgeni İvanoviç Zamyatin · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202211,9bin okunma
8/10
·656 syf.··
2026 15. kitabı
Her kitap için olduğu gibi sanırım her seri için de işin püf noktası sabır. 15 kitabı birden almamış olsam da ilk kitabı kütüphaneden alıp okusam bu kitabı okumaya başlar mıydım ondan emin değilim ama önemli değil artık. İlk kitapta işimizi zorlaştıran şeyler artık evrene az çok hakim olduğumuz için bu kitapta o kadar sık "Bu kimdi" sorunu yaşanmıyor ve okuma hızı yükseliyor. Özellikle ilk yarısından sonra tempo çok artıyor buna bağlı olarak okuma temponuz da artabiliyor, ki ben günde 60 sayfaya kadar çıktım :) Hikayede başkarakterlerimizin nihai amacı sanki var olan bir kısırdöngüyü yok etmek gibi duruyor. Ama oralara da daha çok yolumuz var gibi. Rand ne zaman Lews Therin'e dönüşecek, delirme nasıl olacak o anları yazar bize nasıl anlatacak sabırsızlıkla bekliyorum. Tabi hikaye ne kadar dallanıp budaklanacak nasıl bir son bizi bekliyor aşırı merak ettirdi şimdiden. Yegane dileğim Stephen King'in Kule serisi gibi rezalet bir sonla bitmemesi. Hikaye 2 3 koldan ilerlediği için yer yer 200 sayfa boyunca bir karaktere değinmeyip sonra bi anda ondan bahsedince "Ulan bu kimdi bunu en son nerde bırakmıştık" olabiliyoruz maalesef. İlk kitapta kaldığımız yerden devam ediyoruz. Herkes Fal Dara'dayken içeriden birinin yardımı ile (bunun Kara Aes Sedai Liandrin olduğu çok belli olsa da sonunda açıklanıyor) tutsak edilmiş Karanlıkdostu Padan Fain kaçıyor ve kaçarken Mat'in Shadar Logoth'tan aldığı hançer ile Valere borusunu da çalıyor. Bunu üzerine Rand, Mat, Perrin üçlüsü yanlarına Shienar'lı subay Ingtar'ı, koklayıcı Hurin'i de alarak Padan Fain'in peşine düşüyor. Egwene Nyaneve ve Elayne Aes sedai olmak ve eğitim görmek için Tar valondaki Beyaz kuleye gidiyor ve Aes sedai oluyorlar. Rand sürekli bir kovalamaca içindeyken bir yandan da kendisinden kaçıyor. Ta'veren olmayı
Büyük AvRobert Jordan · İthaki Yayınları · 20211,496 okunma
9/10
·188 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
Ölüm Diken Üstünde, İngiliz yazar Agatha Christie'nin ilk kez 1935 yılında yayımladığı dedektif romanıdır. Özgün adı Death in The Clouds (Tr:Bulutlar Arasında Ölüm) olan eser kitap olarak yayımlanmadan önce ABD'de The Saturday Evening Post dergisinde, sonra da İngiltere'de bazı dergilerde Death in the Air (Tr: Havada Ölüm) adlarıyla tefrika edildi ki bu ad Agatha Christie'nin romanına verdiği ilk orijinal addı. Roman Türkiye'de ilk kez 1971 yılında Altın Kitaplar tarafından Gönül Suveren'in Türkçe çevirisiyle yayımlandı, sonradan yeni baskıları yapıldı. La Bourget'den Londra'ya hareket eden uçakta Madam Giselle'i hazin bir son beklemektedir. Zengin bir tefeci olan yaşlı kadın aniden ölür. Kalp krizi mi, olay yerinde bulunan eşek arısı mı neden olmuştu ölümüne? Yolcular arasında dedektif Hercule Poirot da bulunmaktadır. Poirot, kadının ölümünün kalp krizi ya da eşek arısı sokması sonucu olmadığına, cinayet olduğuna emindir. Ardından olay yerinde bulunan ipuçları (Afrikalı yerlilerin kullandığı zehirli diken atılan bir boru ve ucunda öldürücü bir zehir bulunan diken) ve kurbanın boynundaki iz cinayete işaret etmektedir. Olay sonrası mahkeme görülür. Bütün tanıklar dinlenir, deliller incelenir ancak net bir sonuca varılamaz. Boru, Hercule Poirot'nun koltuğunun altında bulunduğu için jüri üyeleri için katil Hercule Poirot'dur. Ancak yargıç, jüri üyelerinin kararına karşı çıkar. Cinayeti uçakta bulunan kişilerden birisi işlemiştir ancak kimdir? Poirot, alnına sürülen lekeyi temizlemek için bu karmaşık gibi görünen olayı çözüme kavuşturmak için kolları sıvar. Uçakta bulunan dedektif romanları yazarı mösyö Clancy mi, piyango talihlisi kız Janet Grey mi, dişçi Norman Gale mi, kontes Horbury mi, Roger Bryant mı, arkeolog Armand Dupont ve oğlu Charles Dupont mu, iş adamı James
Ölüm Diken ÜstündeAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20203,043 okunma
Reklam
Reklam