Benim Adım Eve ;)
4/10
Siz Eskiden Orada Yaşardınız, bende bu kitapta büyük hayal kırıklığı diyarılarında yaşadım. Ters köşe varmış (?!!) diye aldığım bu hikayede zaman, mekan, kişiler birbirine girdi. Belki mantıklı bir şey oluyordur diye algılamaya çalışmaktan kaşlarım çatık okudum bütün kitabı. Yazar bana alın botoks borçlu. Tüm bu korku unsurlarının mükemmel bir hamleyle sonunda rayına oturmasını bekledim ama olmadı. Ya da belki de olmuştur ben anlamamışımdır çünkü bu türde okuduğum ilk kitaptı (muhtemelen de son). Okuması, hikayenin özellikle son kısımlarına doğru sağlıklı bir zihin için çok yorucuydu. Ben polisiyeden devam.
1000Kitap
Biz Eskiden Burada YaşardıkMarcus Kliewer · Nox Yayınları · 2025203 okunma
8/10
·272 syf.··
2026 8. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 17 Mart 2026 12:58
Ayn RAND'ın çok sevdiğim bir sözü vardır: "Beyin bir kastır, dünyayı yerinden oynatabilen!". David EAGLEMAN, tam da bu sözü doğrularcasına kaleme aldığı eseri "Beyin/Senin Hikâyen"de, insan beyninin gücünün nerelere kadar varabileceğini gözler önüne sererken, kendi tabiriyle iç kozmosumuza doğru yaptığımız bu yolculukta milyarlarca beyin hücresi ve birbirleriyle kurdukları trilyonlarca bağlantıdan oluşan sonsuz yoğunluktaki bir ağ içerisinde kendimizi bulmamızı sağlıyor. Gerçek aslında nedir ve biz gerçekliği nasıl algılarız? Dış dünyada algıladıklarımızın tamamı, beynimizin bize bir oyunu olabilir mi? Görme, gözlerimizde; duyma, kulaklarımızda; koklama, burnumuzda oluşan eylemler olmadığı halde, kafamızın içindeki 1.5 kilogramlık yağlı bir kütle nasıl oluyor da tüm bu hisleri bize yaşatabiliyor? Beynin, çekişmeler üzerine kurulu bir makine olduğunu ifade eden yazar; beynimizin içinde durmaksızın süren çatışmalar nedeniyle kendi kendimizle kıyasıya tartışır, hatta kendimize öfkelenirken, içimizde mücadele eden tüm unsurların aslında yine kendimiz olduğunu vurgulamakta. Beynimizin bir diğer özelliği olan yansıtma eğiliminden bahsederken de uzun süre evli kalan çiftlerin, hüzün, keder ve her türlü yaşam tecrübesinde birbirlerini duygusal ve zihinsel bağlamda da taklit etmeleri nedeniyle yıllar geçtikçe birbirlerine daha fazla benzediğini ifade etmekte. Yansıtma eğilimine verilen en ilgi çekici örneklerden biri de; botoks yaptıran insanlar üzerinde gerçekleştirilen bir deney sonucunda, botoks kullanıcılarının yüzlerindeki ifadeleri ve duyguları anlamanın zor olmasının yanı sıra, bu kişilerin başka insanların yüz ifadelerinden duygularını anlamakta da aynı derece zorlanması şeklinde öne çıkmakta. Son olarak Descartes'ın kafa yorduğu biçimde bir soru sormak geliyor
BeyinDavid Eagleman · Domingo Yayınevi · 20167,1bin okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·288 syf.··
2025 55. kitabı
Şimdiki kuşakları bu konuda nasıl buluyorsunuz? Rafinelikten uzaklar mı, yoksa biraz umut var mı? Eskinin haddeden geçmiş olgunluk ve zarafeti tabii ki onlarda yok. Neden biliyor musun? Evvela bir insanın okula gittiğinde iyi tahsil göreceğini, iyi yetişeceğini düşünüyorsunuz. Yetişmiyor; çünkü gittiği okul, iyi bir eğitim vermiyor. Disiplin yok, o disiplinin getirdiği sıkıntı yok; dolayısıyla o sıkıntıyı aşmak için vereceği mücadele, yol-yöntem arama yok. Bu yavaş yavaş tüm hayata yayılıyor. Eh, yüzüne de yansıyor insanın, hâline tavrına da yansıyor. Şimdiki çocukların mesela Türkçeleri yok; Fransızcaları, İngilizceleri de yok. Peki neleri var? Boş bir şımarıklıkları var, kendilerini disipline etme gereği duymamaları var. Böyle olunca sorumluluk da almıyorlar. Sorumluluk alamayan insanlar boş olur. Bir de hak talep ediyorlar. Sorumluluk duygun yoksa hak talep edemezsin. Çünkü hakkın temelinde sorumluluk vardır. Aksi de mümkün değildir. Hindistan’ın kurucusu Mahatma Gandhi’nin anasına sormuşlar; “Nedir bu hak?” Okuması yazması olmayan bir kadından bahsediyorum. “Her hak sorumluluk getirir,” demiş; “yoksa o hak değildir.” Söylediğim bu işte. Bak işte o kadının yüzünde hayat vardır. Hocam bir de şimdi botoks bütün ifadeleri alıyor zaten. Herkes birbiriyle eşitlendi... Metinde geçen ve dikkatinizi çekmiş olabilecek "haddeden geçmiş" tabiri, çok ince elenip sık dokunmuş, titizlikle şekillendirilmiş ve olgunlaşmış anlamında kullanılan çok zarif bir ifadedir. İlber Ortaylı’nın modern toplum yapısına ve eğitim sistemine yönelik sert ama bir o kadar da yerinde eleştirilerini barındırıyor. Ortaylı burada sadece bir "kuşak çatışması"ndan bahsetmiyor; bir kültürel erozyonun altını çiziyor.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,2bin okunma
Yazar okumadan kitabı basıma vermiş, Editör de almış basmış
1/10
·144 syf.··
2026 17. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mart 2026 20:37
Yazar akıcı bir cinayet romanı yazmış. Tamam ama kitabı bir okursun editöre vermeden. Editör de okur. Sonra basarsiniz. Yazar bazı yerlerde iç ses olması gereken yeri konuşma gibi yazmış. Unutmuş bunun iç sesi olduğunu belirtmeyi ve her şeyi çorba yapmış. Bunun dışında, bize nasıl yargının suç saymadığı suçları isleyenleri öldürecegimizi anlatıyor . Etik olarak bunu doğru bulmuyorum. Mesela bir kadın kocasını kandırıp çocuk istemediğini söyleyip evlenince adamı kandırıp çocuk sahibi oluyor kocası bu kadını kalbine botoks yaparak öldürüyor (Adam Estetik Cerrah) . Bunun gibi daha bir sürü cinayet var. Ayrıca "Aşçı" kelimesini "Ahçı" diye yazdığı için kendisini ve editörünü affetmiyorum. Dilerim hatasını görür ve bir daha yapmaz. Ah almasın, ve Türkçeyi katlettiği için peşinden ah edenler bunu meslek haline getirip "Ahçı" olmasın. Tüm dileğim bu. Şaka bir yana, kurgusu çok kötü, başarısız bir cinayet romanı. Her şey yüzeysel ve daha çok yazar Norveç hakkında bilgi vermek, ben burada yaşadım demek için yazmış kitabı. Başka kitaplarını da okuyacağım.
Alıntı
Cinayet A.Ş.Ayşe Erbulak · Eksik Parça Yayınları · 2020288 okunma
Puan vermedi·168 syf.··
2025 36. kitabı
Kitap kapağı gibi gerçekten pembe bir aile bağını anlatıyor; tatlı mı tatlı, güzel mi güzel bir kurguya sahipti. Ara ara kendimi gülümsemekten, “Yok artık ya!” demekten alıkoyamadım. Hatta kitaba notlar almışım; çünkü ara ara beni kahkaha attırdı. Karakterimiz Halil Bey bir aile babası. Babasını kaybettikten sonra, sünger müzesini ayakta tutmak için oraya gidip geliyor. Aslında amacı babasından kalan yadigârı yaşatmak. Büyük bir kazancı yok ama hayatının bir parçası orası. Eşi Duygu Hanım ise başarılı bir doktor; kariyerinde oldukça yükselişte. Bodrum’da yaşamaktadırlar. Halil karakterimiz bu durumu çok seviyor ve oranın yaşam tarzını benimsemiş. Bir gün Duygu’ya gelen iş teklifi ile İstanbul’a taşınmak zorunda kalıyorlar. Duygu Hanım, Halil’i nasıl ikna edeceğini düşünürken, Halil eşini o kadar çok seviyor ki… Hatta bu sevgi, sevginin de ötesinde bir şeydi. Böylece kendilerini İstanbul’da buluyorlar. Asıl macera burada başlıyor. Yeni taşındıkları mahallede Şenay ve Ela adında komşuları var. İlk başlarda Şenay’la hemen kaynaşamıyorlar. Halil, Şenay’ın gizli işler çevirdiğini düşünüp dedektifliğe soyunuyor. Burada Halil öyle eğlenceliydi ki beni kahkahaya boğdu! Ela ise tam tersi, çok enerjik ve eğlenceli bir karakterdi. Hele Halil ile Ela’nın botoks yaptırmaya gitmeleri yok mu! Yemin ederim kahkahadan yerlere yattım. “Siz nasıl bir ikili oldunuz böyle?” dedim resmen. Sonradan Halil Bey’le dostlukları gelişiyor ve o arkadaşlık beni ayrıca mutlu etti. Hatta kıskandım bile. Halil erkek bir karakter olsa da, “Böyle biri arkadaşım olsa keşke,” dedim. Ne kadar iyi kalpli, temiz, iyi bir aile babası ve eşti! Anlat anlat bitiremem. Bir de Soner karakteri vardı. Duygu’nun çalıştığı hastanede, egolu ve sevimsiz biriydi. Hatta neredeyse Duygu’dan hoşlanacak, Halil ve Duygu’nun
Ev BeyiAslı T. Kızmaz · İnkılâp Yayınevi · 2025120 okunma
İntikam Yazı, Andreas Gruber
8/10
·408 syf.··
2024 4. kitabı
Konu: Avukat Evenly ve dedektif Pulaski farklı olay ve ipuçlarını takip ederler. Yolları bir yerden sonra kesişir. Beraber çalışarak katili ararlar. Bir yandan kazayla ölmüş gibi görünen nüfuslu adamların ölümü diğer yandan çoklu kişilik bozukluğu yaşayan genç bir kızın intiharının kesiştiği nokta ne olabilir? Bu kitaba uygun yaş önerim:+20 Çocuklara dair çok kötü, travmatik olaylar var. Cinsellik, şiddet, uyuşturucu... Okurken içim dağlandı. Çok sarsıcı. Bu kitabı okumalı mısınız? Kitap akışı çok ama çok sürükleyici. İki karakter arasında birinden diğerine sürekli geçiş yapılıyor. Bölüm sonları sürekli merak ettiriciydi, bu da kitabı elimden bırakmayı zorlaştırdı. Ana karakterler sağlamlar. Zeki, akıllı ve cesur. Olaylar da iyi bağlanmış. Karakterlerle beraber ipuçlarını bulmak ve fikir yürütmek eğlenceliydi. Sonunu çok merak ettim. Kitabın sonu beni çok tatmin etmedi. Çok farklı bir yöne gitti. Ama iyi bir kitaptı. Polisiye, gerilim, gizem karışımıydı. Genel olarak iyi bir kurgusu ve anlatımı var. Puanım: 8/10 <SPOİLER> Kitabın özeti: Kitap 2 ana karakter etrafında dönüyor: Avukat Evenly ve dedektif Pulaski. Avukat Evenly Bölümü Avukat Evenly: 32 yaşında, iyi bir hukuk ajansında çalışan, iki kedisi olan zeki ve cesur bir kadın Evenly, bir davayı araştırırken kuyuya düşüp ölen çocuk doktoru Rudolf Kielinger ile araba radyosunun alnına çarpmasıyla ölen meclis üyesi Heinz Prange arasında bir bağlantı olduğunu fark eder. Görgü tanıklarına göre iki adamda ölmeden önce sarışın, ip askılı elbise giyen bir kızla görüşmüş. Arkadaşı özel dedektif Patrick ile bu iki davayı araştırırken ortak bir noktayı: sarışın kızı fark ederler. Evenly'nin şüpheleri, akıl ustası avukat Holobeck'in ölümü üzerine gittikçe artar. O sırada Patrick'e araba çarpar ve bacağı alçıya
Kitap İncelemesi
İntikam YazıAndreas Gruber · Pegasus Yayınları · 201875 okunma