6/10
·416 syf.··
2026 39. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 07:47
Benim Hazinem kitabının yorumuyla geldim. Aslında ortalama buldum ama evreni ve yan karakterlerini sevdim. Yazarın serinin diğer kitaplarıyla birlikte kaleminin çok çok daha geliştiğiyle ilgili yorumlar okuduğum için seriyi devam edeceğim. Konusu,Rus pakhanının kızı Sofiya ile New York donu Matteo’nun ailelerin birbirlerine destek olmaları amaçlı anlaşmalı evliliklerini okuyor.Sofiya,genetik bağ dokusu hastalığına sahip olduğu için yürümekte zorlanıyor. Yürüteç ile ya da tekerlekli sandalye kullanıyor.Matteo da amcası , annesi ve babasına katlederek ailenin başına geçiyor.İki yılın ardından tekrar don olarak başa geçen Matteo ihanetten kaynaklı kimseye güvenmeyen bir lider.Biri engelli olduğu için tutsak bir hayat yaşamış bir kadın, diğeri hasarlı bir erkek. Aynı evde yaşayarak birbirlerine aşık olma süreçlerini okuyoruz. Kitabın ilk 200 sayfasını aslında daha çok sevmiştim. Ama çiftimiz birlikte olmaya başladıktan sonra böyle bir cringe gelmeye başladı her sahneleri. İlk zamanlar aslında çok hoştu.Matteo homurdanıp durdu zaten ama Sofiya çok tatlıydı.Koruması Angelo,Matteo’nun sağ kolu Romeo,kardeşi Sienna ‘nın Sofiya ile ilişkileri çok güzeldi.Ama sonra kitabın son kısımlarına kadar böyle sürekli birlikte olup durdurlar.Yani bir de engelli bir kızımız var,BDSM muhabbetini sokmaya gerek yoktu zaten.Kızın kemikleri yerinden çıkıp duruyordu ,ne alaka iple bağlamalar falan.Her ne hikmetse o anlarda hiçbir şey olmadı kıza.Sonlara doğru aksiyonu çoktu.Ama her olayın için Sofiya o halde usta atışlarıyla kocaman mafya adamlarını devirmesi de ütopikti bence.Belki can havliyle olan bir savunmada yapabilir bu atışları ama bildiğin Sofiya işlerini bitirdi hep. Serinin diğer kitaplarındaki karakterlerin çoğunu gördük ,o yüzden onları da çok merak ediyorum.Bu kitap çok çok
Benim HazinemEmilia Rossi · Pukka Yayınları · 2026105 okunma
Ben ne okudum ya?
4/10
·344 syf.··
2026 99. kitabı
·
11 saatte okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 09:46
Selamlar. Freida McFadden beni ilk defa hayal kırıklığına uğrattı. Neredeyse çevrilmiş bütün kitaplarını okudum ama... ilk defedır 7 puandan aşağı bir puan veriyorum. Çünkü bu kitabı okurken çok kez ne okuduğumu sorguladım. Hafif SPOİLER var! -------------------- Öncelikle olaylara -etik olmayan olaylara- gelmeden önce söyleyeyim ki olaylardan asılı olmayarak ben bu kitabı sevemedim. Çünkü kitap hiç Freida'nın önceki kitapları gibi heyecanla ilerlemiyordu. Kitabı hep bomboş ifade ile okudum ki, bu Freida'nın kitabından beklenilicek bir şey değildi benim için. Evet ters köşeler vardı ama beni nedense o kadarda şaşırtmadı. Olayları anlatım dili falan zaten kötüydü üstüne birde öğretmen öğrenci olayı girince ben kitapdan tamamen soğudum. Tek temennim Freida'nın diğer kitaplarında böyle bir şey olmaması. Umarım ki olmaz çünki diğer kitaplarını da merak ediyorum ve okumak istiyorum. Ama en kötüsü de kitapta 1 tane öğretmen - öğrenci ilişkisi olduğunu sanırken sonda aslında 2 tane olduğunu öğrenmek. Her halde kitap da yediğim en büyük ters köşe bu oldu ya. Kitabı bitirdikden sonra bir süre de duvarı izledim. Ama sevdiğim için değil 300 sayfa ne okuduğumu sorguladığım için... Okumak isteyenlere keyifli okumalar dilerim (ne kadar keyifli olduğu tartışılır ama...)
1000Kitap
ÖğretmenFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20251,962 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Sizin hiç Portuga'nız oldu mu??
10/10
·184 syf.·
2026 96. kitabı
Bu kitabı bitirmedim! o, beni bitirdi.. Gözyaşlarım yanaklarımda tuzlu bir gölet oluşturmuş durumda, boğazım düğüm düğüm, sayfalar arasına hıçkırıklarım karıştı.. 35 yaşındaki halimle okuyunca meğer ne çok şey biriktirmişim içimde dedim, Zeze' yi değil büyümemiş leyla'yı okudum bu satırlarda.. Veryansın ettim, yerle yeksan oldum sanki sonlara doğru.. Yazar bu eseri 12 günde yazmış ama 20 yıl içinden atamamiş.. bu bana öyle metaforik geldi ki, bazı insanlar anlık gelir ama ömürlük iz bırakır, ben böyle anladım şu görüşte bile.. Herkesin bir Portuga'sı illa ki olmuştur.. şimdi size aslında bu kitabın beni neden yaraladığını anlatan kısa bir öykü sunacağım.. Daha 10 yaşlarındayım, bir öğretmenim vardı, ismi Abdullah.. Okula gelirken saçları rüzgarda dalgalanir, gülümsemesi değil okulu, Konya'yı kaplardı sanki.. Kareli bordo suveteriyle, elinde siyah çantası.. sanki okula değil sadece benim minik yüreğime gelirdi.. O, nöbetciyse ben de nöbetçi olmak isterdim.. O seviyor diye kitap okumaya başlamıştım, (sabah 5'lere kadar kitap okumam sırf bak ben okudum demek içindi) O sevinsin diye dersinden dönem ödevleri alırdım.. (halbuki ne Türkçe dersiydi ne matematik.. O benim Portuga'mdı.. Aradan yıllar geçti ben büyüdüm liseye geçtim onun ise tayini çıktı.. Bu yaşımda hala o çocuksu yanıma özlem duyuyorum, bana bahşettiği baba sıcaklığını hâlâ arıyorum.. Sanırım Onun için zeze'den çok küçük Leyla'ya ağladım.. İçim titredi okurken, sesim, hıçkırıklarım evi doldurdu.. (Allah'tan oğullarım evde degildi çünkü sadece mutluluktan aglayışlarıma tanık olsunlar istiyorum..) Olur da ömrüm vâkıf olursa 60'lı yaşlarımda yine okumak istiyorum, bakalım o yaşlı bünyemde Portuga'm hâlâ içimde yeşerecek mi?..
Şeker PortakalıJosé Mauro de Vasconcelos · Can Yayınları · 2022275,7bin okunma
Bir Melek’in Ardından
Puan vermedi·152 syf.··
2026 15. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 19:51
Bu kitabı okurken dışarıdan biri beni gözlemlese sanırım hasta olduğumu düşünürdü. Okurken hissettiğim mide bulantısı, öfke ve nefret iç dünyamdan çıkıp yüzüme, beden dilime yansıdı. Oysa Pınar Kür sadece üç insanın perspektifinden hikâyesini anlatıyordu… Ve eğer bu üç kişiyle bir yerlerde karşılaşma fırsatım olsaydı; Faik İrfan’ın suratına tükürürdüm (tamam, itiraf ediyorum; aslında beyzbol sopasıyla dövmek isterdim), Melek’e dokunmaya bile kıyamaz, onu pamuklara sarardım. Yalçın içinse çalmadığım kapı bırakmaz, onu kurtarmak için avazım çıktığı kadar bağırırdım. İşte bu kitap bana bunu yaptı. İsyan ettirdi. Düşündürdü. 1979’dan bu yana aslında ne kadar az yol alabildiğimizi gösterdi ve içimde dinmeyen bir öfke bıraktı. 1979 yılında böyle bir kitabı yazabilen Pınar Kür’e hayranlık duydum. “Neden bu kadar geç okudum?” diye hayıflandım. Sonra, bu kitabın toplatılmasına sebep olan savcıyı düşündüm. Kitaptaki Faik İrfan’dan ne farkı vardı? Cinselliğin “C”sini duyduğunda aklını yitiren insanların adli makamlarda koltuk işgal edebildiğini, adaletimizin bir dönem böyle zihniyetlere emanet edildiğini düşününce öfkem daha da büyüdü. Ve bu hikâyenin gerçek Melek’i… 1940’larda Kırklareli’nde asılan o isimsiz kahraman… Ruhun şad olsun. Bu ülkenin kadınlara gerçekten büyük bir borcu var. Ve ben gerisini yazamayacak kadar üzgünüm…
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,8bin okunma
10/10
·280 syf.··
Beğendi
·
2026 47. kitabı
Bazı kitaplar vardır; bittiğinde kapağını kapatırsınız ama anlattıkları uzun süre sizinle kalır. Anlaşılmak Şifadır benim için tam da böyle bir kitaptı. Gülseren Budayıcıoğlu'nun danışan hikâyelerini anlattığı kitaplarını yıllardır severek okuyorum. O hikâyelerde insan ruhunun ne kadar derin, karmaşık ve bir o kadar da kırılgan olduğunu her defasında yeniden görmüştüm. Bu kez ise danışanlarının değil, Gülseren Hanım'ın dünyasına misafir oldum. Mert İnan'ın gerçekleştirdiği bu söyleşide; çocukluğundan gençlik yıllarına, meslek hayatından özel yaşamına kadar uzanan yaşam yolculuğunu okurken samimi bir sohbeti dinliyormuş gibi hissettim. Sayfalar ilerledikçe yalnızca onun hayatına değil, insan ruhunun en görünmez köşelerine de bir yolculuk yaptım. Çocukluğun bıraktığı izlerden ilişkilerde taşıdığımız yaralara, aşkın karmaşık dünyasından değersizlik duygusuna, depresyondan mutluluğun peşindeki arayışımıza, kadına şiddetten dijital çağın yalnızlıklarına kadar hayatın içinden pek çok konuya değiniliyor. Üstelik bunu akademik bir dille değil; sanki karşılıklı kahve içiyormuşsunuz da size içtenlikle hayatı anlatıyormuş gibi bir sıcaklıkla yapıyor. En sevdiğim yanı ise okura bir şeyler öğretmeye çalışmamasıydı. Hayatı anlatıyor, insanı anlatıyor ve gerisini sizin kalbinize bırakıyor. Belki de bu yüzden okurken sık sık satırların altını çizdim. Çünkü bazı cümleler yalnızca okunmuyor; insanın içine yerleşiyor, düşüncelerine karışıyor ve uzun süre orada kalıyor. Bazen kendime döndüm, bazen geçmişime. Bazen de çevremdeki insanları, onların kırgınlıklarını ve sessizliklerini daha iyi anlamaya çalıştım. Kitabı bitirdiğimde elimde yalnızca psikolojiye dair bilgiler değil, kendime dair küçük farkındalıklar da vardı. Ve bir kez daha anladım ki insanın en büyük ihtiyacı kusursuz olmak
Anlaşılmak ŞifadırGülseren Budayıcıoğlu · Doğan Kitap · 202638 okunma
Yabancı yazar yazmış olsaydı, bu serinin kaderi başkaydı...
7/10
·448 syf.··
2026 17. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 28 Haziran 2026 06:46
Bu kitapla uzun zaman sonra ilk defa fantastik okumuş oldum. Uzun zaman sonra ilk fantastik seçimi olarak, bence, yeterli bir kitaptı. Bu kurgunun yeteri kadar değer görmediğini düşünüyorum. Sırf bu kurgunu bir yabancı yazar, hele ki son zamanlarda meşhurlaşmış serilerin yazarları yazmış olsaydı, çok daha fazla okunurdu. Kurgu farklı kı, farklı, kendine özgü mü, kendine özgü, karakterler iyi, hayvan karakterler çok sevimli ve bol-bol sahneleri var (seriyi sevmenizde en büyük etken bile olabilir, benim en sevdiğim sahneler onlarla olan sahnelerdi) ve en önemlisi de ana karakterler arasında çok iyi hissedilir bir çekim okuyoruz. Ana kızımız Larinanın şapşik salaklıkları ile Ası büyülemesi, kendine çekmesi ve böyle sahnelerle gelişen çekim güzel sahneler okutturuyordu. Şahsen ben o çekimi buram-buram hissediyordum, halbuki kız karakterimizin büyüme şeklini göze alırsak, baya Ası etkilemeyi iyi başarıyordu. Fantastik romantik bir seri olarak fantastik tarafı da asla az değildi ve de kapsamlıydı, baya merak ettiriyordu, çünkü bazı fantastik ögeleri kurgunun gidişatında anlamak mümkündü ve bu da devam ettiriyordu. Kitapta bulunan ögeler de kitabı okutturacak cinsdendi. Mesela cadılar ve geçmişleri, büyüler, Asın Sis, Larinanın Jarlanın Tılsımı olması detayı, büyülü hayvanların olması, yok olmuş bir krallığın prensinin savaşını okuyoruz. 1.kitap için 448 sayfa, bence, normal, boşuna uzatılmamış da. Kitapta en sevdiğim detay asi Melivim, nankör ve egolu su atımız ve Vivim... Kitabı benim açımdan ortalama yapan detaysa son bölümlerin işleyiş tarzını beğenmemeyim, ilk bölümleri ne kadar heyecanla okuyordumsa, sonuncu bölümleri de sıkılarak okumamdı. Kaptan karakterini ve onunla birlikte kurgunun devamını da beğenemedim, son 2 bölümü bitirmek için heyecanlanmalıydım, ama Kaptan
Tılsım ve Sis 1Seda Lena · Guardian Yayınları · 2025115 okunma