Sosyal bir bağ, temelde, karşılıklı bağımlılık hissinden doğar. Yeni
düzenin bütün kutsal kitapları ise bağımlı olmayı utanç verici bir
durum olarak niteler: Katı ve bürokratik hiyerarşiye karşı başlatılan saldırı insanlarin bağımlılıktan yapısal olarak kurtaracak; risk alma eylemi, verilene boyun eğmek yerine özgüven taşıyan güçlü bir insan yaratacaktır. Modern şirketlerde, liyakate yer yoktur. John Kotter’in danışmanlık mesleğini esnek işin zirvesi olarak alkışlamasının altmda, danışmanın hiç kimseye bağımlı olmadığı varsayımı yatar. Bağımlılığı utanç verici ilan eden bu anlayışlar insanlar arasında güçlü ortaklaşma bağlarin kurulmasını da istemez.
Don Kişot mahzun rüyasından bir türlü uyanamıyordu. Her gün onun bir parça daha mezara yaklaştığı ve talihine boyun eğdiği görülüyordu.
'' Sevgili Dostlarım, yüce Tanrı bana akıl ve mantığımı yeniden bağışladı. Bana geçmiş olsun demekte gecikmeyin. Ben artık Don Kişot de la Mancha değilim.
Şövalye hikayelerine inanmıyorum. Hiç şüphe yok ki onları yazanlar az çok gönüllerini eğlendirmişlerdir; okuyanlar da öyle. Fakat onları gerçek sananlar delidirler. Bu hayalden doğma kahramanların hepsi hoştur, cana yakındır, bunu kabul ederim. Onların kabahatleri yalnız masal ve roman kahramanları olmaktan ibarettir.''
Bilge, en büyük iyi araçlarını dışarıda aramaz: saygınlığı kendi içindedir, kendi kendisiyle bir bütündür. Eğer bir parçasını dışarıda ararsa, kadere boyun eğmeye başlamış demektir.