Gerçek kuvvet, bu doktrinin ve gereklerinin bilinçli kabulünde ve pratik hayatta ona tam bir bağlılıkta yatmaktadır. "Allah'tan başka ilah yoktur" cümlesinin gerçek anlamı ve kabulünün insan hayatına taşınması bilinmezse bu doktrinin gerçek önemi fark edilmez. Sadece yiyecek kelimesini tekrarlamak açlığı gideremez, yalnız reçetenin okunması hastalığı iyileştiremez. Aynı şekilde anlamı ve gereklilikleri anlaşılmadan kelime-i tevhid tekrar edilirse sebep olması gereken inkılaba yol açamaz.
Şu halde tarihte mevcut olan ve yönetici durumunda bulunan dinler, bilgisizliğin, halkın doğal güçlerden korkusunun ürünüdür. Buna karşılık İbrahimi dinler sevginin, insanın bir hedefe olan ihtiyacının, bir evrensel yönetime olan eğiliminin, gerçek ve mutlak alamı ile bir tekamüle olan yönelişinin belirtisidir ve bu ihtiyaçlara cevap vermektedir.
Şirk dininin hedefi her zaman şu olmuştur: Metafizik inançlar aracılığıyla, Tanrı veya tanrılara inanç aracılığıyla, ahiret hayatına inanç ve saptırılmış inanç aracılığıyla, mukaddesata inanç ve saptırılmış inanç aracılığıyla, gaybi güçlere inancın saptırılması ve bütün dini inançların saptırılması sayesinde statükoyu meşru göstermek ve ona gerekçe hazırlamak. Böylece şirk dini, din adına şunu yapmak ister: Halk olup bitenin, toplumsal durumun zorunlu olduğuna, bunun ilahi irade gereği olduğuna inanmalıdır. Bu yazgıdır, takdirdir.
Ama yine de bu acıları çekmek adeta bir zevkti. Hayli uzun zaman kör ve duygusuz, sürüklenip gitmiştim; kalbim hayli uzun zaman susmuş ve yoksulluk içinde bir köşeye çekilip oturmuştu, dolayısıyla bu kendimi suçlamaların, bu dehşetin, ruhumu saran bu çirkin duygunun, başımın üzerinde yeri vardı. Nihayet bir duygu uyanmıştı varlığımda, nihayet alevler fışkırıyordu ruhumdan, bir yürek içimde çırpınıyordu! Bütün bu sefaletin ortasında aklım karışmış, kendimi esenliği ve baharı çağrıştıran bir duyguya kaptırmıştım.