Şöyledir bilin ey ihvanlar, ey dostlar ve de ey mert yoldaşlar! Ahilik çok ulu kattır ve de saygılı basamaktır. Ama onu gördüm ki, bölüklerimize şeytan uğramış, yiğitlerin gönül gözlerini bağlamış. 'Bundan böyle, hiçbir yolsuzluk bize erişebilemez,' diye kibirlenmişler, çizgiden çıkmışlar, doğruluğu şuraya koyup eğriye sapmışlar. Sohbetler, yarenler bozulmuş, sofralara haram girmiş, nefisler kuduz canavar gibi azgınlaşıp gem almaktan çıkmış. Alplığın yerini yavuzluk, utanmanın yerini yüzsüzlük kapmış. Bilmekliğin uyanık ışığı sönüp bilmezliğin uykulu karanlığı yerin yüzünü sarmış. Ahiler pir kapılarını boşlayıp beyler kapısına birikmiş... Oysa bu dünyada her bir nesneye bozuntu elverir, Ahiliğe erişebilemez!
Sayfa 97 - Ketebe·Kitabı okudu
Alıntı
Cüppeli Ahmet
Kendi zihninde oluşturduğu dar Ehl-i Sünnet anlayışına aykırı görüş beyan edenleri çoğu kez isim vererek hedef gösteren Ünlü , en bariz vasfı birleştiricilik olan Ehli Sünnet'i ayrıştırıcı bir unsur olarak kullanmakta; "âlim geçinen müsveddeler", "bozuntu" "sapık Mutezile fırkası“. "İbn Teymiyye ve sapık yandaşları" şeklindeki üslubuyla kışkırtıcı,dışlayıcı` ötekileştirici ve tahkir edici olabilmektedir.
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Şöyledir bilin ey ihvanlar, ey dostlar ve de ey mert yoldaşlar! Ahilik çok ulu kattır ve de saygılı basamaktır. Ama onu gördüm ki, bölüklerimize şeytan uğramış, yiğitlerin gönül gözlerini bağlamış. "Bundan böyle, hiçbir yolsuzluk bize erişebilemez," diye kibirlenmişler, çizgiden çıkmışlar, doğruluğu şuraya koyup eğriye sapmışlar. Sohbetler, yârenler bozulmuş, sofralara haram girmiş, nefisler kuduz canavar gibi azgınlaşıp gem almaktan çıkmış. Alplığın yerini yavuzluk, utanmanın yerini yüzsüzlük kapmış. Bilmekliğin uyanık ışığı sönüp bilmezliğin uykulu karanlığı yerin yüzünü sarmış. Ahiler, pir kapılarını boşlayıp beyler kapısına birikmiş... Oysa, bu dünyada, her bir nesneye bozuntu elverir, ahiliğe erişebilemez!”
Sayfa 122
Alıntı
"Sana kaç kere söyledim, az iç, diye... Sen az iç, bırak masandaki içsin. Eğer canın içmek istiyorsa, sonraya bırak. Eve geldiğinde iç. Hasta olacaksın. Biraz akıllı ol. Bu gidişle sonun kötü olacak." "Sen karışma bana." "Sen bilirsin. Devam et... Geberip gideceksin böyle devam edersen!" "Keşke!... Nerede o günler. Keşke gebersem de kurtulsan bu bok çukurundan! Kurtulsam!.. Senden, bu hayattan anladın mı?" "Ben senin iyiliğin için söylüyorum." "Ne o, Şenlikli'nin kusmuğu!... Yoksa yine bir şey mi isteyeceksin? Bakıyorum yine o iyi adam pozuna büründün. İşine bak, işine! Bana karışma!" Yusuf en çok bu söze, "Şenlikli'nin kusmuğu" benzetmesine bozuluyordu. Kusmuk sözcüğü onu çileden çıkarıyordu. Döndü, yine öfkesini dizginlemeye çalışarak, ama o her zamanki alaylı konuşma biçimiyle, "Yok, öyle kolay ölüm yok!" dedi. "Var, senin ölümün kolay olacak." "Yok, benim değil, senin ölümünü konuşuyoruz... Ölme!... Sonra ben ne yaparım? Patronun ne yapar? Bak onu unutma, patronunu! Hatta patronumuz ne yapar? Sensiz yaşayamaz, biliyorsun. O babacan patron. Eski filmlerin gazino patronu!... Ekrem Bora bozuntusu!" "Kendine bak, kendine! Sen nesin?" "Sen beni bırak şimdi." "Öff!.. Kes artık, kafam şişti." "Dur daha, sözüm bitmedi. Patronunuzu konuşuyordum... Onu taklit ediyor, Ekrem Bora'yı. Sen Türkan Şoray, o da Ekrem Bora! Peh peh!... Yeme de yanında yat! Adamdaki hayale bak! Ekrem Bora'yla Türkan Şoray!.. Öyle kaptırdı ki kendini, odasında devamlı o filmin şarkısını çalıyor, Sürtük filminin... 'İçin için yanıyor, yanıyor bu gönlüm...' İçin için yanıyormuş. Vay be!... Adam hâlâ orada... Ortalıkta gazino mu var? Bir de adına bak adına! 'Sürtük Bar'!... Kerhaneye dönmüş bir birahane bozuntusu bar! Pavyon bozuntusu mu desem? Barmış! Bütün işleri bozuntu...
Bir taraftan bir yahudi olan Marks, "Din afyondur" parolasıyla kominizme ve inkâra cağırdi. Diğer yandan da yine bir yahudi olan Freud, ruhi sikıntı Ve psikolojik bozukluklara sebep oluyor gerekçesiyle din ve ahlâktan kopmaktan ibaret olan cinsiyetle ilgili görüşlerini yaymaya başladı. Üçüncü bir yönden de yahudiler Avrupa'da, mallanın faizde kullanilması için kapitalist ve ticaret hareketini yönlendirdiler. Bu yoldan da Avrupa'daki hayata her yönüyle egemen olup, onu toptan fesada ugrattılar: a. Kadinı iş yerlerinde çalışmaya zorladılar. Çalışan kadınlar çoğalinca da onları, açılmaya, süslenip püslenmeye zorlayarak ahlâklarıni ve kendileri ile beraber gençleri bozdular. Böylece kuaförler, kozmetik ve süs eşyası satan yerler, büyük paralar kazandı ki, bu kazanç olduğu gibi yahudilerde kalıyordu.' b. "Hürriyet, kardeşlik, eşitlik" gibi sloganlar yaydılar. Hürriyet adı altında da inkâr ve ahlaki bozuntu yayıldı. İsteyen inkâr eder, isteyen de saçip savurur, kimsenin diğerinin "şahsi hürriyetine" karışmaya hakkı yoktur! ‣. Kadinı çalışmaya zorlamakla aile yapısını çökerttiler. Kadın anneliğe ve çocuk yetiştirmeye onu hürriyet ve serbestliğinden alkoyacak bağlar gözüyle baktı d. Ailesi olmayan bir nesil yetiştirdiler. Çünkü anne işiyle meşgul,çocukları yetiştirecek yeterli bir zaman bulamıyor. Ve hippiler ya da onlara benzer tipler yeryüzünun her yerinde yayıldı
Sayfa 183·Kitabı okudu
Orkun'un Yayın Macerası ve Sonu: Orkun'da hiç aksamayan iki köşe vardı: "Orkun'dan Sesler" ve "Türkiye'nin Köy ve Kasabaları". Bunlardan birincisinde haftanın bazı haberleri çok defa mizahi bir üslupla ele alınıyor ve ayrıca 1944'e ait güldürücü hatıralara yer veriliyordu. Diğerinde çeşitli şehir, kasaba ve köylerimiz coğrafyası, tarihi, bitki örtüsü, yetiştirdiği önemli kişiler vb. yönlerden tanıtılıyordu. Çankırı hakkındaki uzunca araştırmayı 57. sayıda Kazganoğlu (Türkeş) yazmıştı.) Orkun, fikir ve mücadele ağırlıklıydı. İlmî yazılar çok değildi. Başlıca ilmî yazılar olarak Atsız'ın "Türk Destanı" üzerindeki beş bölümlük incelemesini, Gökçeoğlu Sait'in Rubin'den yaptığı "Dede Korkut Hikâyeleri Üzerinde Yeni Araştırmalar” çevirisini ve Nejdet Sançar'ın “Hâmit'te Milliyetçilik ve Vatanseverlik" incelemesini sayabiliriz. 02 Nisan 1951'de kurulan Türk Milliyetçiler Derneği'ne ait haberler de 35. (01 Haziran 1951) sayıdan itibaren Orkun'da yer almaya başlamıştır. Hemen hemen her sayıda “Milliyetçiler Teşkilâtlanıyor” başlığı altında illerde, ilçelerde ve hatta bazı köylerde dernek şubelerinin kuruluşuna dair haberler kurucu üyelerin isimleriyle birlikte veriliyordu. Türk milliyetçilik tarihinin bu önemli derneğinin tarihçesi için Orkun'daki haberler önemli bir kaynaktır. Türk Milliyetçiler Derneğiyle ilgili asıl kaynak, derneğin yayın organı olan ve 20 Ekim 1951'den itibaren 31 sayı yayımlanabilen, yarım gazete boyutundaki tek yapraklık Mefkûre gazetesidir (Sefercioğlu 2016: 65). Türk Milliyetçiler Derneği, 01-02 Nisan 1951'de toplanan Türkiye Milliyetçiler Federasyonu kurultayında alınan kararla ve beş milliyetçi derneğin birleşmesiyle kurulmuştu. İlk başkanı Haluk Karamağaralı idi (Sefercioğlu 2000: 21). Orkun 1,5 yıla yakın yaşamış ve 68. sayı ile kapanmıştır. Atsız