Yasa ile adaletin aynı şey olmadığını biliyorum. Yasalar, adaleti korumak için varsa da çoğu zaman başarılı olamadıklarını da biliyorum. Daha doğrusu, böyle olmadığını her gün yaşayarak öğreniyorum. Çünkü mükemmel yasa yok. Belki de bu yüzden yasalar sürekli değişip duruyor. Belki hep değişecek. Sanırım adalet, vicdanımız ile yasa arasında bir yerde duruyor. Bu nedenle yasa, adaleti sağlamakta tek başına yeterli olamaz. Ama adaleti sağlamak için yasalara inanmaktan başka da çaremiz yok.
Kimse kimseyi tanıyamaz. Tanıdığımızı sanırız. Tanıdığımız kadarına inanırız. Eğer gerçekten tanısak, bırakın aşkı filan, kimse kimseyle arkadaş bile olamaz.
Teke Şenliği kitabını dehşet içinde okumama rağmen çok beğendim. Ama işte yorum yazmaya varmıyor elim. Çünkü duygularımı küfretmeden kelimelere dökebileceğimi sanmıyorum. Küfürlü yorum da yazmayacağıma göre inceleme yapmamayı seçiyorum. Lütfen bu kitabı okuyun. Tiranlığın bireyleri, toplumu, o düzenin içine doğmuş çocukları, hatta tiranın kendini dahi nasıl yozlaştırdığını bir görün isterim. İktidar ile cinsellik arasındaki o hem görünür hem de görünmez bağı da bir okuyun. Midem kalktı, sinirim oynadı, cinim tepemde tur atıyor.
Böyle diye diye de inceleme yazdım sanki. Neyse artık...