Nietzsche’nin ilk adımı, bildiğine boyun eğmektir. Tanrısızlık en doğal şeydir onun için, “kurucu ve köklü”dür. Kendisine bakılırsa, Nietzsche’nin üstün iççağrısı tanrısızlık sorunu içinde kesin bir duruşa, bir tür bunalıma yol açmaktır. Dünyanın gidişi gelişigüzeldir, bir ereği yoktur. Öyleyse, hiçbir şey istemediğine göre, Tanrı gereksizdir. Bir şey isteseydi (kötülük sorununun geleneksel tanımını buluyoruz burada), “oluşun bütün değerini düşürecek bir acı ve mantıksızlık toplamını” sırtlaması gerekirdi. Stendhal’in sözüne çok imrendiği bilinir: “Tanrı’nın tek bağışlatıcı yanı var olmamasıdır.” Dünya tanrısal istemden yoksun olduğuna göre, birlikten ve erekten de yoksundur.