Bir gün üç dört adam geldi evimize. Babamla kapıda biraz konuştular, ardından sesler yükseldi.
Kavga etmeye başladılar. Sonra da babamı hepimizin gözünün önünde vurdular. Feryatlarımızı duyup da yardıma gelen olmadı. Ben o zamanlar on bir yaşındaydım. Sonra annemin üzerine çullandılar
Bizi attılar evin dışına. Biz perperişan, babamın başında kalakaldık. Koca adam, gözlerimizin içine baka baka ruhunu teslim etti. Bu arada annem feryatları ortalığı inletiyor. "Annemle işleri bitince dışarı çıktı adamlar anneme yaptıkları yetmezmiş gibi, bu sefer de ablamı sırtladıkları gibi gittiler. Ablam o zamanlar on iki - on üç yaşlarındaydı... Jandarmalar geldi ifadelerimizi aldı. Bir kaç gün sonra ablamı bulup geri getirdiler ama ne fayda... Kızın üstünden geçmeyen kalmamış. Köyden birkaç kişiyi tutuklayıp götürdüler. Ama olan olmuştu bir kere.
Yani kötü olan adımızı iyice kötüye çıkmıştı köyde. Biz öylece kalakaldık.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Madalyon 'un koridorlarında yine Sezen Aksu' nun
sesi yankılanıyor. "bir yasa çıksa da, Sezen Aksu'nun uyuması yasaklansa" diyorum içimden.
Gerçi bu kadar üretken olduğuna göre, sanırım pek uyumuyor. Uyuma Sezen Aksu, uyuma, çünkü uyumadıgına değiyor bu şarkılar...
Dr. Ken Magid ve Carole McKelvey şunu söyler :
"Hepimizde belirli bir mikratda öfke vardır ancak piskopat kişilerdeki öfke, bebeklikte karşılanmayan ihtiyaçlardan doğar der."