En güvenli yerin bir tuzağa dönüşürse nereye kaçarsın?
10/10
·352 syf.··
2026 4. kitabı
Sezin Karameşe'nin tüm kitaplarını okudum ama Kusursuz Yabancı benim için ayrı bir yerde duruyor. Kitap piyasaya çıkar çıkmaz ilk alanlardan biri oldum çünkü Sezin'in kalemine ve ortaya koyduğu her işe sadık bir okuyucu olarak büyük bir güven duyuyorum. Bana göre bu kitap tam anlamıyla bir ustalık eseri. Yaklaşık 5 saatte bitirdim. Hikâye beni öyle içine çekti ki ara verdiğim anlarda bile günlük hayatımda kendimi ürperirken buldum. Yer yer kızdığım, üzüldüğüm, hatta sesli bir şekilde fikrimi haykırdığım sahneler oldu. Son derece sürükleyici bir kitaptı. Türü içinde değerlendirildiğinde konusu da oldukça güçlü ve başarılıydı. Başlarda sonunu hiç tahmin edemedim. Ancak son 100 sayfaya yaklaşırken bazı taşlar yavaş yavaş yerine oturmaya başladı. Buna rağmen final beni fazlasıyla tatmin etti. Çok güzel bir kapanıştı. Açıkçası devamının olmamasına üzüldüm; bu hikâyenin bende uzun süre iz bırakacağına eminim. Umarım bir gün dizi ya da sinema uyarlamasını da izleme şansı buluruz. Sezin'in kalemini ve anlatım tarzını her zaman çok seviyorum ama bu kitap, şimdiye kadar en keyif aldığım kitabı oldu. Eline, emeğine sağlık Sezin. 6. kitabında görüşmek üzere. ️
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 202672 okunma
10/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 36. kitabı
BRONZ 5 #kitapyorumu "Savașım hiçbir zaman bitmeyecek," dedi. "Ama uğruna savaş vereceğim tek şey sensin." Bronz’un, Hisar’ın uğradığı haksızlıklara karşı bir kalkan gibi Efrem’in karşısına dikilmesi, her gerçeği yüzüne bir tokat gibi çarpması ve ona en büyük cezayı yani ömür boyu sürecek bir vicdan azabını vermesi... Bu sahnede Bronz’un o soğuk, karanlık ama His’i sonuna kadar koruyan aurasına bir kez daha hayran kaldım. Bronz sahiplenmesi diye de bir gerçek var ve bu sahnelerde hissettirdiği o sarsılmaz aidiyet duygusu kalbimi bir kez daha eritti. Bronz’un o kriz anlarındaki sarsılmaz, acımasız ama ekibini koruyan liderliği bir kez daha neden İmparator olduğunu kanıtladı. Hele o son sayfalarda, çatışmanın ve ihanetin tam ortasındayken bile birbirlerinin gözlerinde teselli bulan o iki liderin, İmparator ve İmparatoriçe'nin dik duruşu tüylerimi diken diken etti. Günlük kısımlarıyla mahvoldum. Bir annenin kızına sadece altı saniye sarılabilmesi ve o kısacık şefkatin bile babası tarafından kızının hafızasından vahşice silinmesi... Göğsüme tam anlamıyla bir öküz oturdu. Haris’e karşı içimde muazzam bir nefret büyüdü. Öyle bir yüzleşme sahnesi vardı ki kelimelerin bittiği, müziğin ve acının konuştuğu, okurken insanı duygusal olarak tamamen tüketen ama bir o kadar da hayran bırakan türden. Nefesimi tutarak okuduğumu söyleyebilirim. Son sayfalardaki ters köşeler inanılmazdı. Tüm seri boyunca His’in yaşadığı o acıları, kayıpları ve zihnine vurulan zincirleri okurken içimiz sökülmüştü. Ama bu kitabın sonundaki o uyanış... His'in geçmişini, çalınmış yıllarını, dökülen kanları ve her bir detayı hatırlaması muazzamdı. Finalde bizi nasıl bir mahşer yeri bekliyor hayal bile edemiyorum. Son kitabı sabırsızlıkla bekliyorum.
1000Kitap
Bronz 5Özge Naz · Guardian Yayınları · 2026224 okunma
Reklam
9/10
·560 syf.··
Beğendi
·
2026 92. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 13:39
Ölüm (Bronz #5) Özge Naz Serinin şimdiye kadar en çok sır açığa çıkaran, en sert yüzleşmeleri yaşatan ve okuru en fazla şaşırtan kitaplarından biri oldu. Kitabı bitirdiğimde hissettiğim ilk şey büyük bir tatmin duygusuydu. Çünkü serinin ilk kitaplarından beri zihnimde dönüp duran birçok soru sonunda cevabını buldu. Özellikle Bronz’un kimliği, Hisar’ın geçmişi ve Arkana ile Kale arasındaki savaşın görünmeyen tarafları birer birer ortaya çıkarken okuduğum her bölümde şaşkınlığım biraz daha arttı. Hisar bu kitapta benim için bambaşka bir noktaya ulaştı. İlk kitaptan bu yana yaşadığı değişimi görmek çok etkileyiciydi. Karakterinin özünü kaybetmeden olgunlaşması, olaylara daha farklı bakabilmesi ve özellikle Bronz’a duyduğu güvenin giderek güçlenmesi beni en çok mutlu eden detaylardan biri oldu. Hisar’ın yaşadığı acıları, öfkesini ve kırgınlıklarını hissederken bir yandan da ne kadar güçlü bir karaktere dönüştüğünü görmek çok güzeldi. Özellikle annesinin günlüğüyle ilgili gerçekleri öğrendiği bölümlerde onunla birlikte sarsıldığımı hissettim. Bronz ise bu kitapta beni bir kez daha kendisine hayran bıraktı. Onun hakkında öğrendiğimiz yeni bilgiler, yıllardır saklanan sırlar ve karakterinin derinleşmesi hikâyeyi çok daha etkileyici hale getirdi. Özellikle Bronz’un yalnız başına hareket etmeye çalıştığı bazı anlarda sinirlensem de neden böyle davrandığını anlayabiliyordum. Gücü, zekâsı ve kararlılığı yine ön plandaydı ancak bu kez onu daha insani yönleriyle de görme fırsatı bulduk. Kitabın en etkileyici taraflarından biri geçmiş ve bugün arasındaki bağlantıların ustalıkla kurulmuş olmasıydı. Serinin başından beri karşımıza çıkan olayların aslında ne kadar büyük planların parçaları olduğunu görmek gerçekten etkileyiciydi. Özellikle bazı gerçekler ortaya çıktığında dönüp önceki
Bronz 5Özge Naz · Guardian Yayınları · 2026224 okunma
BRONZ SÜVARİ VE MODERN HAKİKAT REJİMİNİN EPİSTEMOLOJİK İFLASI
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
Müellifimiz, çocukluk hafızasında yer eden o sarsıcı "bronz süvari ve plastik leğen takası" metaforunu, asrımızın küresel ontolojik buhranının bir hülasası olarak önümüze koymaktadır. Takasa bakıldığında alelade bir ticari mübadele gibi görünmektedir lakin insanın kadim, köklü, ahlaki ve ontolojik olanı (bronz süvariyi), cazip, hafif, ucuz ve muvakkat olan yeninin (parlak plastik leğenin) seküler şehvetine feda edişinin adıdır. Modern çağ zamanı çizgisel bir ilerleme olarak vazederken; yeni olanı "ileri ve iyi", eski olanı ise "geri ve değersiz" ilan eden habis bir cetvel icat etmiştir. Oysa bu cetvel fıtrata vurulmuş en büyük darbedir. Müellifin sorduğu o can alıcı sual: "İnsan, hakikatin sahibi midir, yoksa muhatabı mı?" sorusu işte bu tahlilin kelami mihverini oluşturur. Ehl-i Sünnet ve Cemaat akidesi sarahatle ilan eder ki: İnsan hakikatin vaz'edicisi, hâkimi ve sahibi olamaz ancak ve ancak aziz bir muhatabı olabilir. İnsanın şu dünyadaki şerefi, hakikati kendi hevasına göre eğip bükmesinde olamaz bilakis Allah Teala’nın kelamına ve fıtratın mizanına sadık bir muhatap olabilmesindedir. Müellif, eserinde Orta Çağ'ın döngüsel, ritüel ve ibadet merkezli zamanı ile büyüyen şehrin borç, vade, verimlilik ve hesap merkezli çizgisel tüccar zamanı arasındaki kavgayı derinlemesine analiz eder. Zaman daha ince bölündükçe emek ölçülebilir hale gelmiş; manastırın kolektif disiplin çanı nihayetinde modern fabrikanın sirenine ve günümüz dijital algoritmalarının saniyelerine evrilmiştir. Zaman artık bir tahakküm aracı olmuş tefekkür alanından çıkmıştır. İslam tasavvurunda zaman, alelade bir kronometre akışı veya paraya tahvil edilecek mekanik bir zemin değildir. Zaman, Allah Teala’nın insana lütfettiği en büyük ontolojik sermaye yani mukaddes VAKİTtir. Zaman asra kasem edilerek
Bronz SüvariMahir Ünal · Ketebe Yayınevi · 20261 okunma
10/10
·325 syf.··
Beğendi
·
2026 35. kitabı
Bu kitabı anlayabilmeniz için öncelikle Gnostik /Rafızı düşünce tarzı /ezoterik /hermetist /alşimist/seküler /deist/Simya/kabalist/ateizm/ kelimelerine aşina olmanız ve hakkında bilgi sahibi olmanız gerekmektedir. Dünya masonlarının 5/4 ü bu üst localar tarafından yönetilir. onaylamayan hükümetler GÖZE GÖRÜNMEZ sorunlarla baş başa kalır. insan hakları arkasında da yine gül ve haç LOCASI VARDIR 2.dünya savaşı : Alman Kontes Pletenburg ve eşi dr.erich vermehren 1944 istanbulda sürdürdükleri falaliyelerinde ünlü Enigma kodlarını ellerinde tutmalarına rağmen çözememişlerdi.MI6 ingiliz ajanları tarafından kahireye götürüldüler ve Enigma kodları İngilizlere teslim edildi.ve bu Hitler’in sonunu hazırladı. İlginç bir isim campenalla soylu üstün ırk tezi yabancı gelmedi demi hitlerin arı ırk arayışı yeni dünya düzeni papa 27 yıl hapse attı sonrasında başa geçen papa 8. Urban campanellayı hapisten çıkarmakla kalmayıp kendine danışman yaptı ve beraber sihir büyü astroloji simya konularında çalıştılar ve papaya eğitim verdi. Kraliçe Elizabeth katoliklerin gizlice izlenmesi için walsingham göreve getirdi cambride seçilen bu ajan İskoç kraliçesi mary suartı idama götüren kişidir. Paracelsus: Erasmus,Agricola,ve martin Luther’in çağdaşı olan paracelsus Chiristendome Gül ve Haç Kardeşliği’in tarihsel önderi .1513-1521 yıllarında tatar hanlarına esir yaşar 1521 de tatar hanının oğluyla istanbula gelir felsefi taşını edinir solomon trismosinus tarafından verilir.kendisi cerrah doktor.simyacı kabbala eğitimi aldı Johann valentin andrea 1587-1654 Gül ve haç kardeşliği ilk resmi kurucusu ve sözcüsü kabul edilmiştir. Paracellsus’un tilmiziydi. Tarihte en önemli şifre anahtar yapımcısı Fransız kriptolojist Etienne bazerison diğeri abd başkanlarından Thomas Jefferson dur.ikisi de Gül ve haç
Gül ve Haç KardeşliğiAytunç Altındal · Alfa Yayıncılık · 2003440 okunma
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
1=Tepe Sarayburnu: (Ayasofya Topkapı sarayı ve Sultanahmet Camii) bulunur. öncesinde Ana tanrıça tapınağı, Artemis tapınağı Ve Mitra Dini izleri burada yer alır .Kutsal tepelerden biridir. Yerebatan sarnıcı da bu bölgede gezgin Petrus Gillius tarafından ortaya çıkarılmış İstanbul’da 60’ın üzerinde sarnıç var. 2=tepe Çemberlitaş: Üzerinde güneş tanrısı bulunurdu. Nuruosmaniye camii ile taçlandırıldı. 3=tepe Beyazıt: dev boyutlu zafer takı bulunurdu. Boğa meydanı Forum Tauri Pluta ve Hera tapınakları yine bölgede yer almıştır. şu anda Beyazıt ve Süleymaniye camii yer alır 4=tepe Fatih camii: on iki tanrı tapınağı on iki havari kilisesi yer alır şu anda Fatih cami süslemektedir. 5=tepe yavuz selim: Maria Pammakaristos kilisesi yer almıştır Fethiye cami ve bir kısmı müze yapılmıştır. Ayrıca bölgede yavuz sultan selim camii bulunur. 6=tepe Edirnekapı: En yüksek tepe Blakhernai sarayı tekfur sarayı ve kariye kilisesi bulunur 7=tepe Koca Mustafa paşa: Mokios sarnıcı ve Acadius sütunu bulunur. Aya Andrea Entikrisi kilisesi yer alır. şu an apartmana dönüştürülmüştür. Önemli bilgi : İstanbul ve Roma Yedi tepe üzerine kurulmuştur. Kehanetlere konu olmuş seçilmiş kutsanmış bir şehirdir.7 kutsal sayı olarak ifade edilir. 1=360 yılında Konstantin’in oğlu Konstantius tarafından inşa edilmiş Megale Ekklesia (Büyük Kilise ) adı verilmiştir. Aziz Yohannes Khrysostomos’un halk üzerindeki etkisine kızan imparatoriçe AElia Eudoxia imparator Arcadius kışkırtmış galeyana gelen halk tarafından kilise yakılmıştır. 2=415 yılında II Theodosius mimar Ruffinos yeniden inşa ettirmiş 13 ocak 532 de Nika isyanıyla yıkılmıştır. Justinyanus kaçmayı düşünmüş eşi kraliçe Theodor’a sayesinde Got süvarileri isyancıların üzerine salınmış tarihçi Prokopius göre 30bin isyancı kılıçtan geçirilmiştir.(Bizans’ta
Ayasofya'nın Gizli TarihiErhan Altunay · Beyaz Baykuş · 20161,668 okunma
Reklam
Reklam