Gül Basaran, Celile'yi inceledi.
26 Mar 23:23 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · 9/10 puan

Celile' nin çocuklarını bırakıp Buyukadaya Paris' e gitmesini yadirgadiysamda Nazim başka türlü Nazim olamazdı diye düşündüm. Yazarın Yeşil Murekkep ten sonra okudugum ikinci kitabı her ikisini çok begendim. Bu kitabı okuyan arkadaşlara tavsiyem eğer okumamislarsa bundan sonra Nazim Hikmet in arkadaşı Va la Nurettin'in "Bu Dünyadan Nazim Gecti" kitabını okuyunuz. Birbirini tamamlıyor gibi. Ben tekrardan okuyacağım.

Kasım, Leylim Leylim'i inceledi.
 03 Mar 13:37 · Kitabı okudu · 4 günde · Beğendi · Puan vermedi

Diyarbekir'in Âfat Çocuğuna,

Keko, merhaba. Şiirlerin yetmedi bir de mektuplarınla dağladın yüreğimi! Özelini okudum, affet hemşehrini... "Okumayacağım," dedim. Roquentin "sana gönderiyim mi ?" dedi. Kitap bu, hem de senin kitabın, gönlünden de kopmuş, nasıl kabul etmem. Hem o da seni çok seviyor.
Apé Yaşar, "İnsan bu dünyada gövdesi kadar değil, yüreği kadar yer kaplar, " diyor. Sen gittikten sonra, dünyada büyük bir boşluk oluştu.
Senin mektuplarını okuyunca, sevdanın ne kadar ulvi bir şey olduğunu bir daha idrak ettim. Sen ki haksızlık karşısında boyun eğmeyen, halkın acısını kendi acın olarak gören, bir şair, bir halk çocuğusun. Sevdaya boyun eğdin; yalvardın, yakardın, küfrettin, hem de kendine... Ah, Keko! İnsanoğlu nankördür. Senin Leylan "Sevilmek insanı iyi edermiş, demek ben hiç sevilmemişim," diyor. Sevda akıl işi değildir, Keko. Kalp, aklın önüne geçer. Kalbin verdiği karar insanı hüsrana uğratır.
Sevmek insanı iyi etmese de insan eder. Sen, insanlığın başkentisin, Keko. Mektuplarını da şiirlerin gibi kafanda kurgulayarak mı yazdın? Ulan vicdansız, insan böyle mi mektup yazar? Bizde de yürek var. Az mı cigara yaktık; şiirlerine, mektuplarına... Mektuplarında küfretmişsin, hem de öyle böyle değil. Kimine güldüm kimini de çok yaratıcı buldum. Küfür acz insanın işidir derler ya öyle değil, Can Yücel küfürlü şiirler yazdığı için mahkemeye verilmiş. O da bir hikâye anlatarak kendini savunmuş. Hülâsa geçeyim:Doktor, basur olan bir hasta için iğne vermiş, götüne vur demeye utanmış o da "totona vur," demiş. Hasta anlamadan çıkmış, sürekli doktoru arayarak ne yapayım?" demiş. Doktor sinirlenmiş,"Götüne sok," demiş. Demem o ki küfür acz insanların işi değil. Bazı duygular ya susularak ya küfrederek anlatılır. Birkaç mektubunu yarım bırakmışsın. Neden? Kim tamamlayabilir ki senin mektubunu...Mısraların kiminin yarasına merhem oluyor kiminin yarasını da kanatıyor. Tılsımlı mısraların var, Keko. Umut veriyor, parmakları cigaraya götürüyor, namussuza mızrak tutuyor.
Sen Nazım'ı seviyorsun ben sevmiyorum. Bir de sevdadan bahsetmiyor mu? Deli oluyorum! Sevdayla alakası yok Nazım'ın...Ama delikanlı bir çocuk; halkının yanında, namussuzun karşısında olmuş. Değişen bir şey yok, Keko. Her gün, aynı günü yaşıyoruz. Kuşları vuruyorlar, yılanları büyütüyorlar. Ne İnce Memed var ne de sen varsın. Hem seni İnce Memed'e benzetiyorum. Sen de bir Ince Memed'sin. Ne senin yiğitliğin şayiadır ne cesaretin ne de sevdan...Gözler gördü, kulaklar duydu, kalpler işitti.
Leyla'ya boyun eğmene de çok kızıyorum!
Bu da senin imtihanın, kaderinmiş. Anlıyorum seni ya da anlar gibi oluyorum. Sevda uğruna kim yanmadı ki? Samimiyetiyle,sevdasıyla mısra döken az oldu. Sahi, sen neden evlendin? Leyla evlendi diye mi? Bizim hemşehri Sezai'nin sevdası da büyük! Hâla evlenmedi. Bunlar bizim bildiğimiz sevdalar bir de bilmediğimiz sevdalar var. Belki onların sevdaları daha büyüktür. Haksız mıyım, Keko?
Leyla'nın kocası yiğit adam mı, modern adam mı bilemedim. Modern adam öyle şeylere pek takılmaz. Yiğit adam, deliye döner; ya kendini, ya da hanımını vurar.
Ah, Keko. Biliyorum;yazmasaydın acın azalmayacaktı, deliye dönecektin.
Mektuplarında sıkıntılarını da dile getirmişsin. Sanatçının kıymetimi olur, betonlaşmış bir ülkede. Halkın yanında olan sökülür, dövülür, zikilir. Saray soytarısı olanlar baştacı edilir. Seni bilen de pek yok. Geçenler de yarışmayı yöneten senin eserini sordu;soruyu cevaplayan bilmedi. Hem de Türkçe ögretmeniydi. Hiç sorma, sinirlendim. Televizyona elimdeki tesbihi fırlattım. Senin halk için çektiğin acılar, hapisler, sürgünler bizim utancımız. Sen başı dik, yiğit, âfat bir adamsın. Okuyan, yazan insan aç olur. Okuyana düşman, düşünene düşman, sorgulayan düşman, itaat edene dost, bizim sistem. Neylersin, Keko. İbni Haldun "Coğrafya, kaderdir," diyor. Kaderimizi az da olsa biz çizmiyor muyuz?
Yaşıyoruz, başka da kötü bir haber yok, Keko. "İnsan" , "insanlık" ne kadar da uzun kelimeler...Senin mısraların gibi...Düzyazıya vursan, roman olur! Senin insanlığın da, sevdan da tarihe yazıldı. Müsterih ol.
Mektuplarını okuyunca bayağı delirdim. Çok kızdım, çok sinirlendim. Hem Leyline hem de tırnak kadar değeri olmayan puştlara...Leylin'in yazdığı mektupları da merak etmiyorum, değil. Şiir, namuslu bir iştir. Arada bir ben de yazıyorum. Acım azalsın diye...Okuyunca, anlayınca acım çoğalıyor. Boş ver, Keko. Acı olmazsa, sevinç yaşanmaz. Sevinç, acının içinde gizli...Hem bizi insan eden, adam eden acı, yoksulluk değil mi? Kitaplar, halkı uyandırmıyorsa, yarasına merhem olmuyorsa ne diye var? Sen mektuplarında bu hususlara iyice değinmişsin. Değişen bir şey yok dedim ya, edebiyat kaç puştun elinde...Dini kullandıkları gibi edebiyatı da kullanıyorlar. Puştların kitabı İslamiyetten çabuk yayılıyor.
Lafı uzun tuttum, Keko. Kusura bakma. Senin ruhun da bedenin de çok yoruldu. Yorgunluğunu Leyla almadı belki toprak alır. Seni okuduktan sonra, tutup her canlıyı sevesim var; uçan kuşu, yüreksiz insanı, yeni açmış çiçeği...Sen miras olarak yüreğini, kitabını, inancını, cesaretini, sevgini bıraktım. Bize sevmeyi öğrettin. De hayde, huzurlu uykular, Kekom... Yüreğinden öperim.
Hemşehrin

Bu hengâmede Ahmed Arif savaştı, bu dünyadan Ahmed Arif geçti.

Sergenn, bir alıntı ekledi.
25 Şub 18:04

Nazım Hikmet'i Türkiye'ye ve dünyaya tanıtan ilk kişi, Bu dünyadan Nazım Geçti kitabıyla Vala Nurettin'dir.

Aynı Göğün Uzak Yıldızları - Nazım Hikmet - Necip Fazıl, Sıddık Akbayır (Sayfa 345)Aynı Göğün Uzak Yıldızları - Nazım Hikmet - Necip Fazıl, Sıddık Akbayır (Sayfa 345)

Bu dünyadan Nazım geçti.!!
"Lanet olsun, ne muazzam şey seni sevmek! Sen benim aşkım,
sen benim kızım,
sen benim yoldaşım,
sen benim küçük annemsin.
Canım, bir tanem, seni sevmeden önce dünyayı sevmesini bile bilmiyormuşum.
Bu şehir güzelse senin yüzünden ,
bu elma tatlıysa senin yüzünden,
bu insan akıllıysa senin yüzünden..."

Yaşıyoruz Çok Şükür
Bir Nâzım Hikmet geçti ki bu dünyadan. Kıymetini bilemedik. Bildik belki ama çok geçti. Hâlâ sorgulayıp duruyoruz. "Yok onu aldattı, yok saatinin kayışında başka bir şey yazıyordu" falan filan. Yahu ne önemi var? Yazdıklarına bakalım.
"Seviyorum seni / Yaşıyoruz çok şükür der gibi"
Muhteşem değil mi? Kim söyleyebiliyor sevdiğine böyle bir şey? Söylemeli bence. Söyleyebilmeli.
Sen geçip gittin bu dünyadan sevgili Nâzım , bize de ne güzel dizeler bıraktın. Adın çok yaşasın!


SEVİYORUM SENİ

Seviyorum seni 
ekmeği tuza banıp yer gibi 
Geceleyin ateşler içinde uyanarak 
ağzımı dayayıp musluğa su içer gibi 
Ağır posta paketini 
neyin nesi belirsiz 
telaşlı, sevinçli, kuşkulu açar gibi 
Seviyorum seni 
denizi ilk defa uçakla geçer gibi 
İstanbul'da yumuşacık kararırken ortalık 
içimde kımıldayan birşeyler gibi 
Seviyorum seni
Yaşıyoruz çok şükür der gibi.

NAZIM HİKMET


https://www.instagram.com/p/Bd9ZPqPjHXu/

Bu dünyadan bir Nazım geçti..
"Aldığın her nefesin hakkını ver.
Güneş kemiklerini ısıtırken içine yayılan hazzı hisset.
Gülen çocukların gözlerine bak taa göz bebeklerine…
Elmayı dişlediğinde suyundaki lezzete var evvela ve mutlu olmayı bekleme yaşamanın kendisi saadet zira…"

1902/ 15 Ocak

Cafer OKYAY, bir alıntı ekledi.
15 Oca 00:35 · İnceledi

Ben bir insan,
ben bir Türk şairi Nazım Hikmet
ben
tepeden tırnağa insan
tepeden tırnağa kavga, hasret ve ümitten ibaret..

Nâzım Hikmet 116 Yaşında
İyiki doğdun...

Bu Dünyadan Nazım Geçti, Vala Nurettin (Va-Nu)Bu Dünyadan Nazım Geçti, Vala Nurettin (Va-Nu)