Hamnet
Puan vermedi·293 syf.··
2026 10. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 20:03
Yazarbize Shakespeare veya Hamnet in hikayesini değil, Agnes'in hikayesini okutuyor. Masalsı, büyüleyici ve gerçeklik karışımı bir kitap. Kitaba başlarken Hamnet'in öleceği spoilerını zaten biliyoruz. Kitap ile ilgili benim hislerim biraz ortada kaldı. Cümleler çok güzel ve etkileyici. O hüzünlü atmosferin sanki içindeymişiz gibi hissettim. Bunun yanında kurgu biraz yalın kalmıştı. Daha çok duygulara hitap ediyordu. Olay akışı sadeydi. Sanırım bu da var olan bir kurgunun üzerine koyulurken çalışılan titizlikle ilgili olabilir diye düşündüm.
HamnetMaggie O'Farrell · Domingo Yayınevi · 20249,3bin okunma
Puan vermedi·380 syf.··
2026 5. kitabı
·
20 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:54
Doğrudan Aykut Kocaman'ı anlatmaktan ziyade İstanbulspor'un 2003 yaz kampından 2004 devre arasına kadar yaşadığı süreç anlatılmış. Bu süreçte Aykut hocanın ortaya koyduğu mücadele ile oyuncu grubunun psikolojik ve fiziksel durumunun, yönetimin maddi imkansızlıklarının ve Cem Uzan'dan kaynaklı idari sorunların Aykut Kocaman tarafından nasıl karşılandığı ile ilgili bir kitap olmuş
Kocaman Bir AdamBarış Tut · İthaki Yayınları · 200432 okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Çıban
Puan vermedi
Bazı kitaplar hikâye anlatır, bazılarıysa insanın zihninde uzun süre kapanmayan bir kapı aralar. Çıban ikinci türden bir roman. İlk bakışta teknoloji, yapay zekâ ve geleceğe dair bir kurgu okuyacağınızı düşündürüyor; fakat sayfalar ilerledikçe bunun çok daha derin bir mesele olduğunu fark ediyorsunuz. Romanın merkezinde aslında teknoloji değil; insanın sınır tanımayan kontrol arzusu, güce duyduğu açlık ve kendi karanlığıyla kurduğu ilişki yer alıyor. Birbirinden bağımsız görünen karakterler zamanla aynı yapının içinde birleşiyor ve her biri büyük resmin başka bir yüzünü gösteriyor. Serdar; başarıyı kusursuzlukla karıştıran, aklıyla yükselirken kendi iç dünyasına yabancılaşan bir karakter. Kurduğu düzenin hâkimi olduğunu sanırken, fark etmeden kendi zihninin labirentine sürükleniyor. Ezgi umut ve vicdanın temsilini taşırken, Deniz’in yükselme tutkusu insanın doyumsuz tarafını görünür kılıyor. Ayruk ise sistemle savaşırken kendi sınırlarını zorlayan bir adalet arayışını temsil ediyor. Ve sonra Bekir Amca çıkıyor karşımıza; sıradan görünen ama hikâyenin yönünü değiştiren o kırılma noktası gibi… Romanın güçlü taraflarından biri karakterlerini yargılamaması. Burada kimse bütünüyle masum ya da bütünüyle suçlu değil. Herkes kendi yarasının, kendi geçmişinin ve kendi gerekçelerinin içinde var oluyor. Bu yüzden okur karakterlerle her zaman aynı fikirde olmasa bile onları anlamaya başlıyor. Teknolojik gelişmenin özgürlük getirdiği düşüncesinin tersine, romanda ilerleme arttıkça baskı da büyüyor. Bilgi çoğaldıkça huzur değil; şüphe, yalnızlık ve çözülme hissi derinleşiyor. Hikâye bu yönüyle yalnızca bilim kurgu değil; psikolojik gerilim, toplumsal eleştiri ve felsefi sorgulamaları aynı zeminde buluşturuyor. Özellikle geçmiş medeniyetlere uzanan detaylar ve sistem eleştirisi,
ÇıbanFurkan Emre Aynur · Tilki Kitap · 202674 okunma
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:35
Üstad’ın bir kitabını daha okudum, çok şükür. Ancak bu eser, daha önce okuduklarımdan oldukça farklıydı. Kitap, Üstad’ın 1949-1951 yılları arasında Büyük Doğu dergisinde “Cemiyet” başlığı altında kaleme aldığı yazılardan oluşuyor. Ayrıca onun çeşitli şehirlerde gönüldaşlarına hitaben yaptığı kısa fakat tesirli konuşmaları da ihtiva ediyor. Bu eserde Üstad’ın nasıl bir dava şuuru taşıdığını, nasıl bir azim ve gayretle mücadele ettiğini ve her türlü zorluğa rağmen yolundan asla dönmediğini daha yakından görme imkânı buldum. Okurken kendimi bir “gönüldaş”gibi hissetmeden edemedim; sözlerini sanki doğrudan bana söylüyormuş gibi üzerime aldım. “Gönüldaş”kelimesinin manasını belki de ilk defa bu kadar derinden hissettim. Özellikle şu satırlar, anlatılmak isteneni tek başına özetlemeye yetiyor: “Belki onların kıvamlarını ve terazi âhenklerini denkleştirmek için lâzım olan son pirinç tanesi benim! Gideyim ve kendimi çuvallarının içine atayım!” Üstad’ın şu daveti ise gönüllere dokunuyor: “Gönüldaş! Gel! Kucağımız ve kalbimiz herkes için münhâl, bekliyoruz! … İsmin ve cisminle teşhis edemediğimize bakma; Müslümanlığınla teşhis ediyoruz. Gel; hem de koşa koşa gel!..” Velhasıl, okunmaya değer bir eser. Üstad’ı rahmetle yâd ediyor, bu satırları bize miras bıraktığı için şükran duyuyorum…
Büyük Doğu CemiyetiNecip Fazıl Kısakürek · Büyük Doğu Yayınları · 2009104 okunma
10/10
·360 syf.··
Beğendi
·
2026 28. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 12:55
Ayşegül kuru hocamızın Asıl hikaye kitabını bitirdim Arkadaşlar, bugün Ayşegül Kuru’nun 'Asıl Hikaye' kitabının sayfalarını aralıyoruz. Hani o gizemli kitaplarda hep kapalı kapıların arkasındaki sırların peşine düşeriz ya; bu kitap da tam olarak o hissi veriyor. Ama buradaki gizem tekinsiz gölgeler değil, bizzat insan ruhunun o saklı, kimselere gösterilmeyen dehlizleri. Yazar, öyle bir atmosfer kurmuş ki sanki bir yabancının günlüğünü gizlice okuyormuşsunuz veya bir odanın anahtar deliğinden içerideki gerçek hayata bakıyormuşsunuz gibi merak uyandırıyor. Her sayfada 'Acaba arkadan ne çıkacak?' diye Ayşegül Kuru, insanın gözünün içine baka baka 'Bize anlatılanları bırakın, şimdi masallardan uyanma vakti' diyor. Kitapta öyle içi boş güzellemeler veya havada kalan süslü cümleler yok; aksine hayatın tam kalbinden vuran, insan ilişkilerindeki o ham ve çıplak gerçeklik var. Karakterlerin hataları, kırgınlıkları ve o yüzleşme anları öyle dürüstçe yazılmış ki, okurken 'İşte hayatın asıl hikayesi bu' demekten kendinizi alamıyorsunuz. Kısa, vurucu ve her şeyden önemlisi insanı kendi hayatının ne kadar dürüst olduğunu sorgulamaya iten çok başarılı bir yapıt olmuş. Bizce bu hikayeye kesinlikle kulak vermelisiniz."
Edebiyat & Roman
Asıl HikayeAyşegül Kuru · İkinci Adam Yayınları · 20256 okunma
Puan vermedi·325 syf.··
Beğendi
·
2026 54. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 00:53
Algernon’a Çiçekler sadece zekanın sınırlarını kurcalayan bir roman değil; insan olmanın, dışlanmanın ve o en derindeki "görülme" arzularımızın sarsıcı bir haritası. Kitap, bilginin ve zekanın insanı her zaman mutlu etmediğini, aksine bazen çevresiyle arasına ne kadar aşılmaz ve soğuk duvarlar örebileceğini gösteriyor. Daniel Keyes, Charlie'nin dünyasını bize doğrudan onun dilinden, onun yazdığı raporlarla anlatırken aslında bizi çok ince bir psikolojik labirente sokuyor. İnsan ilişkilerindeki o iki yüzlülüğü, saf bir sevgiyle yoğrulmamış ham zekanın ne kadar acımasız olabileceğini yüzümüze çarpan, sistemin o kibirli çarklarını çok derinden eleştiren bir yapısı var. Okurken bir yandan zihnimizin sınırlarını sorguluyor, bir yandan da şefkatsiz bir dünyanın ne kadar karanlık olabileceğini görüyoruz. Charlie’nin dünyasına adım attığım andan beri, sanki onunla aynı odada oturuyor, o labirentlerde onunla birlikte kayboluyormuş gibi hissettim. Sevilmek, sadece "ben de buradayım" diyebilmek için atan o temiz kalbini o kadar yakından hissetmek içimi sızlattı. Sayfalar ilerledikçe, onun farkındalığıyla birlikte benim de dünyaya bakışım değişti; insanların ne kadar kırıcı olabileceğini onun gözlerinden görmek beni de o yalnızlığın tam ortasına bıraktı. Charlie ve küçük dostu Algernon içimde öyle bir yer edindi ki, sanki kitaptaki bir karakteri değil de çok yakından tanıdığım, korumak istediğim birini okudum. Kitabın kapağını kapattığımda içimde kalan o derin şefkat ve buruk his, sanırım çok uzun süre benimle yaşayacak; çünkü bu hikaye bittikten sonra bile insanı kendi kalbiyle baş başa bırakıyor. (lütfn sizde bu dünyaya şansz verin ve Charlieyle tanşın... herne ise...)
Algernon'a ÇiçeklerDaniel Keyes · Koridor Yayıncılık · 202536,4bin okunma