Ezginin Günlüğü Pir Sultan kızıyım ben de Banazda Kanlı yaş akıttım baharda güzde Koç babam astılar kanlı Sivasta Dar ağacı ağlar, Pir Sultan deyi, deyi Yıldızdır yaylası dost, Banazdır köyü Dost hey dost, dost hey dost Yaz bahar ayında medet dolanır suyu Sularda ağlaşır hey dost, Pir Sultan deyi Aradım eski hayalleri Vakitsiz geçip giden trenlerde Sevgili arkadaş yüzleri Dünya inan ki bildiğin gibi degil cocuk Geceydi ay vardi, bütün hayatımız Uzak bir yıldızdan düşmüş gibiydi Dilimde bir genclik sarkisiyla Aradım eski hayalleri Dünya inan ki bildiğin gibi değil cocuk Bir dümensiz sandal, belki oyuncak bir kayık Leyla sensin, sevdiğin hayal değil cocuk Eski bir sevdadır akıntıya karsı yolculuk Uzun bir yol vardı, nehir boyunca Derin yamaclardan daglara dogru Bir cocuk bulutlara cıkardı Gördüğü düşün kanadıyla
Müzik
Dövüş Kulübü
🎥 ADAPTASYON: KADRAJ vs. SAYFA ANALİZ FORMU ​Eser: Dövüş Kulübü (Fight Club) Uyarlama: Fight Club (1999) ​1. Ruhun Yansıması: Kitabı okurken zihninizde canlanan ana karakter ile ekrandaki oyuncu ne kadar örtüşüyor? (Fiziksel değil, ruhsal derinlik açısından.) Cevap: Muazzam bir örtüşme var. Edward Norton’ın canlandırdığı "Anlatıcı", Chuck Palahniuk’un satırlara üflediği o uykusuz, tüketim çılgınlığıyla uyuşmuş ve sisteme sıkışmış beyaz yakalı ruhunu kelimenin tam anlamıyla ete kemiğe büründürüyor. Brad Pitt ise kitabın satır aralarından fırlayan o çiğ, karizmatik, nihilist ve vahşi Tyler Durden enerjisini kusursuz yansıtıyor; karakterlerin ruhsal bölünmesi ekranda adeta somutlaşıyor. ​2. Kayıp Parça: Filmin süresi veya kurgusu nedeniyle dışarıda bırakılan hangi sahne, hikayenin anlamını en çok zayıflatmış? Cevap: Kitabın başlarında yer alan ve Tyler ile Anlatıcı'nın sahilde ilk kez karşılaştığı, Tyler'ın sahildeki kalaslardan devasa bir "gölge el" yaptığı sahne filmde yok. Kitapta bu el, zamanı yakalamayı ve Tyler'ın kusursuz, efendisiz yaratım arzusunu simgelerken filmde sabun fabrikası ve sinema salonu kesitleriyle bu felsefi girizgah biraz daha yüzeysel geçilmiş. Ancak filmin dinamizmi bu kaybı çok hissettirmiyor. ​3. Görsel Güç: Kitapta onlarca sayfa süren hangi duyguyu veya atmosferi, yönetmen tek bir kareyle veya müzikle daha etkili anlatabilmiş? Cevap: Filmin meşhur final sahnesi. Anlatıcı ve Marla'nın el ele tutuşup camdan çöken binaları izlediği o ikonik an, arkada çalan Pixies - Where Is My Mind? şarkısıyla birleştiğinde; kitapta sayfalarca süren o kaotik sonu, kıyamet estetiğini ve modern dünyanın yıkılış hissini tek bir kadrajda çok daha vurucu ve akılda kalıcı hale getiriyor. ​4. Müdahale: Senaristin hikayenin sonuna veya kilit bir noktasına yaptığı en
Edebiyat
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Nacizane Tavsiye Ettiğim Kitaplar...
rahmetli mustafa necati sepetçioğlu'nun şu kitapları: dünki türkiye serisi'nin 12 kitabı 1- kilit 2- anahtar 3- kapı 4- konak 5- çatı 6- üçler yediler kırklar 7- bu atlı geçide gider 8- geçitteki ülke 9- darağacı 10- ebemkuşağı 11- sabır 12- gece vaktinde gündönümü sabır ağacı serisi: 1- sahibini arayan toprak 2- zaman toprak ve sahibi 3- zaman yürüyüşü 4- zaman bir dar kapıda 5- zaman sarkacı 6- zaman yok 7- zaman dönümü 8- zaman uyanışı yesili hoca ahmed serisi: 1- sesler ve ışıklar 2- hurmalığın ak doğanı 3- aydınlığın mührü
1000Kitap
x = y
Kitabı okurken kendimle çok sıkça çeliştim. Bazen "kabul ettim" dediğimiz şeyler, bir X tarafından ya da bir Y tarafından söylenilmeyip ya da okunulmayınca insan tam olarak neyi kabullendiğinin farkına varmıyor; ki bu aynı zamanda neyi kabullenemediğinin de... Nereye bakarsam bakayım aynı şeyler ile karşılaşmaktan sıkılıyorum artık. Çünkü papağan gibi yüzyıllardan beri süregelen aynı polemikler ve sorunlar. Pek saygıdeğer Shakespeare (ki onun var olup olmadığı da hâlen sorgulanmaktadır; biz bu detayı atlayıp elimize gelen ürün üzerinden anlatıma devam edelim) de yıllar önce aynı sorunlardan bahsetmiş: iki farklı cins ve sonunda yaşanılan ölüm. Peki ama neden demez mi insan? Kaç yıl olmuş, aynı olaylara aynı tepkiler veriliyor ama sonuç değişmiyor. Basit bir denklem kurmak gerekli: Biz bu cinslere, sırf insanlar yargılayıp "ayrımcılık" demesin diye sıradan X ve Y diyelim. Peki, X = Y sonucuna ulaşıyorsak o zaman neden sorun çözülmedi? Arada alma-verme dengesi bozmak gerektirecek bir şey yoktur çünkü eşittir sorun konuşulup çözülebilir. İki taraf da gücünden bir şey kaybetmez, o zaman sorun basitçe çözülür. Ama eğer cidden ortada bir farklılık varsa, yani X ≠ Y ise işte o zaman sorun çözülmez. Ki zaten X = Y olsa neden biz cins isimleri koyuyoruz? Hepsine "B" deriz biter ya da "A"... Demek ki benim A ya da B olmam arasında bir fark var ki bundan dolayı X ve Y oluşmuş. Kitapla ne alakası mı var? Kitapta, kitabın en büyük kısmını kaplayan "Lükres'in İğfali" kısmında kadının ölmesi ile sonuçlanan bir aşk anlatısı vardır . Ne gerek vardır öldü? hayat ona onun yaşadıklarına yer vermedi onu yasaklı alana itti. Kadına karşı yapılan saldırı, kadının sonuna sebep oldu; hem de kendisi tarafından. Yasaklanan alan ne peki? Yasaklanan alan; tabularımız... Farklı farklı de
O'NU (CC) UNUTMAK, UNUTKANIĞI NASIL ARTIRIR...
Ben de bu mevzuya Mehmet Fatih Kaya Hoca'nın Hadis Usulünde İhtilat isimli eserini okumakla vâkıf oldum. "İhtilat" ne demek, merak ettiyseniz, altbaşlığı okuma zamanınız geldi: Râvinin Akıl ve Hâfıza Fonksiyonlarının Zarar Görmesi ve Bunun Rivayetlerine Etkisi. Kitapta ilerledikçe hayretler içinde kaldım. Gıptayla damağımı şaklattım. Hadîs ilminin ne denli geniş bir vüsate sahip olduğunu sahiden bilmiyoruz. Bilginin doğru aktarımında gözetilmesi gereken hiçbir detayı ıskalamamış didik didik bir hassasiyet var karşımızda. Üstelik bu hassasiyet kişilerde kalmamış. Usûllere de bağlanmış. Yâni sistemleştirilmiş, nizâmlaşmış, kâideleri oluşturulmuş. Üzerine kitap telif edilen "ihtilat"sa bu detaylardan sadece birisi. [...] Yazıya lazım olan kısmıyla şu: **Bazen, hâfıza kuvvetiyle meşhûr insanlar dahi, yaşadıkları kimi hâdiseler nedeniyle yeteneklerinde körelebiliyorlar. Sözgelimi: Yaşadıkları acı bir kayıpla, bir kazayla veya bunama gibi rahatsızlıklarla ister istemez nakillerinde hatalar yapabiliyorlar. Hadîs âlimleriyse bu insanî durumu görmezden gelmiyorlar. Râvilerini bu yönleriyle de sık sık sınıyorlar. Yâni bir kişiden ne duysalar alıp sonrasında onu kendi hâline bırakmıyorlar. Ara ara tekrar ziyâret edip daha önce rivâyet ettiği hadîsleri tekrar rivâyet etmesini istiyorlar. Bazen de başkasından duymuş gibi yaparak kendisine haber veriyorlar. Eğer râvi bu hadîsleri hatırlayamaz yahut tekrar aktarırken hatâ yaparsa âlimler onun isminin yanına durumunu anlatır notlar düşüyorlar. Ve bu notları birbirlerine haber vererek yayıyorlar: "(...) tarihe kadar hafızası kuvvetliydi. Fakat bir kaza geçirdi. Ondan sonra rivâyet ettiği hadislere güven olmaz..." kabilinden bir güvenlik önlemi alıyorlar. Böylece rivâyet ilminin istikâmetini de lâyıkınca korumuş bulunuyorlar. Elhamdülillah. Allah her
Allah'ı Sevmek
Bazı kitaplar incelenmeye ve sen de kalanlara değerdir
Bazı kitaplar bilgi verir. Bazıları düşündürür. Ama bazıları vardır… insanın kendine bakışını sessizce değiştirir. “Beden miyiz? Ruh muyuz?” böyle bir kitap. İlk başta bilimle ilerliyor: fizik, nörobilim, kuantum… Ama sayfalar ilerledikçe fark ediyorsun ki mesele bilgi değil. Mesele, seni bir sorunun içinde bırakmak: Ben neyim? Kitapta en çok durduğum yerlerden biri şuydu: Bilim bile, başkasının deneyimine dayanır. Bilim insanı görür, ölçer, hesaplar… biz ise onun anlattığına inanırız. Bu fark ediş ben de tuhaf bir kapı açtı. Çünkü düşündüm: Benim doğrudan bildiğim şey ne? Bir rüzgârın saçlarıma değmesi mesela… Onu kimse bana anlatmadı. Ben hissettim. Gece gökyüzüne bakarken hissettiğim o bağ… Onun da bir formülü yoktu. Ama vardı. Kitap kuantumdan bahsediyor. Gözlemcinin, gerçekliğin oluşumunda bir rolü olabileceğinden… Ben bunu okurken şunu düşündüm: Belki de biz sadece izleyen değiliz. Belki de içinde bulunduğumuz şeyin bir parçasıyız. O yüzden soru değişiyor: Beden miyim, ruh muyum?
1000Kitap