İstediği buydu, değil mi? Sadece bu. Normal bir hayat. Güvenebileceğiniz ve sizin umursadığınız kadar sizi umursayan insanlar.
Dazai, T.C. vatandaşını sorguluyor.
Öylesine perişan hâldeydim ki bazen her biri, normal bir insanın hayatını mahvedebilecek türden on lanet gelip beni bulmuş gibi hissediyordum. Sonuç olarak hiçbir fikrim yok. Diğer insanların deneyimlediği dertlerin ne türünü ne derecesini anlayabiliyorum. Belki de karınlarını doyurarak yatıştırdıkları “işlevsel” dertleri esasında acının en uç biçimidir, belki cehennemin en alt katmanlarındaki işkenceler gibi öyle feci bir acıdır ki benim “bir deste lanet”im onun yanında sönük kalır. Bilmiyorum. Ama böyleyse de buna nasıl katlanabiliyorlar? Günlerini nasıl pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, akıllarını kaçırmadan, hatta politik meseleleri tartışmaya devam ederek geçirebiliyorlar? Her şeyin böyle olması gerektiğine kendilerini asla sorgulamaya kalkmayacak kadar inanmış mükemmel birer egoist olabilirler mi? Öyleyse bu acıya katlanmaları daha kolaydır herhâlde. Acaba insanlar özünde böyle ve onları mutlu eden şey de bu mu? Hiç bilmiyorum... Acaba geceleri rahatça uyuyup sabahları dinlenmiş mi kalkıyorlar? Rüyalarında ne görüyorlar? Yolda yürürken akıllarından ne geçiyor? Para mı? Eminim tek düşündükleri bu değildir. İnsanların yemek için yaşadıklarını söylediklerini duymuştum ama para için yaşadıklarını hiç duymadım. Yine de bazı şartlarda... Hayır, öylesini de anlamıyorum ki... Düşündükçe daha az anlıyor, dehşet verici ve huzursuz edici “yalnızca benim bütünüyle herkesten farklı olduğum” fikrine daha çok kapılıyorum. İnsanlarla konuşabilmek benim için neredeyse imkânsız. Ne diyeceğim veya nasıl söyleyeceğim hakkında hiçbir fikrim yok.
Sayfa 14·Kitabı okuyor
Alıntı
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Çok haklı bir soru:)
Evliliklerin çoğunun yürümediğini gösteren istatistiklere rağ­men insanlar evliliğin normal olduğuna inanıyor. Çoğu insan evlenmek istiyor. Başarı oranı bu kadar düşük olmasına rağ­ men, insanların kitleler halinde denediği başka bir şey var mı?
Alıntı
Bugün artık ne kendi kendinize ne de başkalarına; "Yaşantım hiç de iyi değil, kendine çekidüzen ver" diyemezsiniz. Yaşayıştaki bu düzensizlik, sinir sisteminin normal olarak işlememesinden ve daha bilmem nelerden ileri gelirmiş. Bu bir hastalıktır; sinir hastalığı... Bu durumda bir doktora başvurmak gerekir. Doktor, size bir reçete yazar; siz de o ilaçları alırsınız. Kendinizi daha kötü hisseder, başka doktorlara başvurursunuz. Elbette, onlar da sizlere başka reçeteler yazarlar. Ne kadar güzel, değil mi?..
Sayfa 59·Kitabı okuyor
Alıntı
Barbo'nun şaşkınlığı
"Ahu yenge, tam olarak Timur Komutan'ımda ne buldunuz?" "Adam, Ahuzar için tüm İstanbul'u ayağa kaldırdı. Kanpusu adını her yere kazıdı," diyen masanın ucundaki Cengiz'di. "Sizin tim arkadaşınız. Onu daha iyi tanıyor olmanız lazım. Bu da soru mu şimdi?" "Valla ben tanımamışım." dedi Barbaros anında, "Yeminler olsun, yıllarca sırt sırta silah tuttuk ama ben bu adamı tanımamışım. Ağzını açıp, ettiği iki kelamdan biri küfürken bu adam nasıl evlendi, oğlum?" Yanındaki Zülfikar'a dönmüş, isyanını ona dökmüştü. "Bu nasıl mümkün olabilir? Adam konuşmuyordu, lan?" Zülfikar aynı isyanları duymaktan bıkmış gibiydi. "La, oğlum, bu adamın bu seviyeye gelebilmesi için konuşması lazım." diye isyanını sürdürdü Barbaros. "Konuşmadan böyle olunur mu lan?" Timur ne denli sessiz kaldıysa hiçbiri şaşkınlığını atamıyordu. En çok da Barbaros. "Konuşuyor ki," dedim. Bu defa hepsi şaşkındı. "Ne konuşuyor?" dedi Süleyman. "Misal?" dedi Aybüke. "Ay, ben de merak ettim," diyen Gökçen'di. "Azıcık anlat, lütfen." Murathan hep bu anı beklemiş gibi keyifle baklava yiyordu. Yusuf Ali, Timur'un kinini anladığından olsa gerek bu sefer onun göğsüne tünemiş, bir eliyle amcasının yanağını okşayarak, yatıştırmaya çalışırken diğer eliyle gizliden Güneş'in elbisesinin uçlarıyla oynuyordu. "Lan, Tönge," diye keyifle bağırdı Doruk. "Adamlara ne yaşattın? Hepsi şaşkınlık içinde." Mukbil kendince bir çıkarım yapmıştı. "Dostum, adam ekip lideri olana kadar bizi bile ciddiye alıp konuşmadı. Hepimiz bize emir versin diye peşine koştuk. Kendi ekibine on katını yaptığına eminim. Sence şaşırmaları normal değil mi?" Tim üyeleri daha çok şaşırdı. "Ekip lideri mi?" dedi hepsi aynı anda. Bunu bireysel olarak en net şekilde dile getiren Aliş oldu. "Kim? Timur Komutan'ım mı ekip lideriydi?" Kızılgerdan ekibi
“Yahu bir de bizim gözümüze baksın ve çok yoruluyorsun, görüyorum. Çocuk büyütmek çok zor işmiş değil mi? Bazen gerilmekte, kızmakta haklısın bu duygular normal hepimiz insanız ve bu duyguları yaşamalıyız”desin