10/10
·63 syf.··
Beğendi
·
2026 235. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 20:37
MUHTEŞEM AYIPLAR Göğsümün yelkenini şişirecek bir rüzgâr Yüzüme çarpılacak bir kapı bulmalıyım Dışlanmak nasıl bir şey, öğrenmek için Ruh halini metale yenik düşen ahşabın Katliamdan kıl payı kurtulan günün sonunda Hissemden çoğunu almak muhteşem ayıplardan Öpen dudaklar ahşap, okşanan metal ise Sevişmeyi ayıp saymak mümkündür kaptan Tekne şizofren öyle mi, kayalara yöneliyor İlk celsede beraat ettiriliyor deniz Soru metal, yanıt ahşap, asılan bir sokağa Cadde adım verecek kadar İncelikliyiz İstiridye konusunda usta olsam ne çıkar İnci bulamadıktan, inci bulamadıktan... Zıtların birliği çok can yakıcı tanrım! Gövdem metal, ruhum ise ahşaptan Ağaç ile dâr sözcüğü yer değişmiş, aldanma Sallanan bedenlere bakınca göreceksin Yoruldum, uykum geldi,sözlerim kapanıyor Terzi ahşap, kumaş metal, kırılmış bir iğneyim Tanrım! Bu orantısızlık beni çok korkutuyor Şehrin elleri ne büyük, ne kadar küçük başı Kanın sızdığım gördüm bir çivinin sesinden Karıştırmak zorundayım metal ile ahşabı
Şiir
Ahşap AnahtarAbdülkadir Budak · Yazılı Kağıt Yayınları · 201631 okunma
9/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 14:18
Macar yazarın okuduğum ilk kitabı. Roman ikinci dünya savaşının ortasında sakin bir hayat yaşayan General Henrik isimli adamın 41 yıl önce ortadan kaybolan gençlik arkadaşını bekleyişiyle başlıyor. Arkadaşı Konrad geldiğinde ona kayboluşuyla ilgili sormak istediği iki soru vardır. Bu soruları sormadan önce görüşmedikleri 41 yılda neler yaşadıklarını anlatır. Henrik’in karısı Kristina Konrad gittikten 8 yıl sonra ölmüştür. Konrad ise bu 41 yılda birçok farklı yerde yaşamıştır. İki erkeğin çocukluktan itibaren dostluklarını aktarır yazar. Henrik Konrad ile kendisinin çok yakın bir dost olduklarını, ikiz gibi olduklarını anlatır. Ancak aralarındaki dostluğu zedeleyen bir durumdan kaçamazlar. Konrad çareyi ortadan kaybolmakta bulur. Henrik ise kalıp hayatına devam eder. Yıllar sonra bu yüzleşme, hesaplaşma iki adamın konuşmaları gerilimi artırır. Romanda daha çok Henrik’in düşüncelerini, sorularını, yorumlarını görürüz. Konrad Henrik’in sorduğu iki soruya da cevap vermez. O sebeple tam bir yüzleşme ya da hesaplaşma olmaz. Yalın, sarsıcı, düşündürücü bir roman.
Mumlar Sonuna Kadar YanarSándor Márai · Yapı Kredi Yayınları · 20246,6bin okunma
Reklam
inanılmaz sürükleyici
10/10
·360 syf.··
2026 24. kitabı
#okudumbi̇tti̇ "Yanlış umut, hiç umut olmamasından daha kötüdür." "İnsanlar fiziksel olarak incindiklerinde bunu bedenlerindeki morluklardan ve yara izlerinden anlayabilirsiniz,ama duygusal olarak, zihinsel olarak incindiklerinde yaraları daha derinlere gizlenir." Merhaba kitap dostlarım. Bugün size kitaplarını okumaktan büyük bir keyif aldığım @altinkitaplar yayınlarından son zamanlarda okuduğum en güzel kitaplardan biriyle geldim.@stacyvwillingham tarafından kaleme alınan roman gerilimin her sayfada artan dozu ve ters köşe sonu ile biz okuyucuları adeta kitabın içine hapsediyor. Yazarın anlatımı son derece sade sürükleyici,en ağır ve karmaşık durumlarda bile yazar akıcı bir dil kullanmayı başarmış.Bölümleri uzun tutmaması da ayrıca biz okurlar için artı değer. Roman başkarakterimiz Chloe'nin bakış açısıyla anlatılmış ve yazar Chloe'nin içinde bulunduğu durumu, içsel duygularını okuyucusuna başarıyla aktarabilmiş.Kitapta olay örgüsü çok geniş ve merak konusu ön planda.Kitabı, şu bölüm bitsin bırakayım deseniz de bırakamıyorsunuz elinizden. Konusuna gelecek olursak baş karakter Chloe Davis.Henüz küçükken(on iki yaşında)yaşadığı kasabada altı kız çocuğu kaybolur, bir süre sonra bu kayıpların arkasındaki kişinin babası olduğu ortaya çıkar ve babası hapse girer.Aradan yıllar geçer ve Chloe başarılı bir psikolog olur,geçmişinde yaşadığı travmayı unutmaya geride bırakmaya çalışır,durur. Ne var ki aynı kasabada yeniden genç kızlar kaybolmaya başlar.Chloe'nin geçmişi geri döner adeta ve o bu kâbusu çözmeye, anlamaya çalışır. Aklına takılan soru şu olur: Bildiğini sandığı geçmiş ya onu yanıltıyorsa, gerçek suçlu başkasıysa?Bakalım Chloe bir sonuca ulaşabilecek mi? Psikolojik gerilimin gizemin tükenmedi Bu eseri çok severek okudum Sizler de okuyabilirsiniz özellikle
Karanlıktaki KıvılcımStacy Willingham · Altın KitaplarMurat Karlıdağ · 2026204 okunma
10/10
·280 syf.··
2026 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Haziran 2026 17:56
Yazarin kalemi ile Hizmetçi serisiyle tanıştım ve o günden beri kendimi onun kurduğu psikolojik gerilim dünyasının içinde buluyorum. Hizmetçi, İş Arkadaşı, Kilitli Kapı derken sıra D Koğuşu'na geldi. Yazarın kaleminde en sevdiğim şeylerden biri, okuru sürekli tetikte tutmasi. Olayların gidişatını çözdüğünü düşündüğün anda ortaya çıkan yeni bir detay, bütün tahminlerini yeniden gözden geçirmene neden oluyor. D Koğuşu da o alıştığım sürükleyici anlatımı ve ters köşeleri son sayfaya kadar koruyan bir kitaptı. Düşünsenize, gecenin bir yarısı, dış dünyayla bağlantınızın kesildiği kilitli bir psikiyatri koğuşundasınız. yada bosverin dusunmeyin, fena tedirgin ediciydi Etrafınızdaki insanların hangisinin gerçeği söylediğinden de emin değilsiniz. Amy'nin yaşadığı bu uzun gece boyunca ben de sayfaları büyük bir merak ve gerginlikle çevirdim. Çünkü her yeni bölüm, cevaptan çok yeni bir soru bıraktı.. Her şey sıradan bir gece nöbeti gibi başlıyor. Fakat D Koğuşu'nun ağır kapıları kapandığında, Amy için geri dönüşü olmayan bir gece de başlamış oluyor. Koridorlarda dolaşan sırlar, geçmişten gelen hesaplaşmalar ve giderek artan belirsizlik hissi, kitabın gerilimini sayfa sayfa yükseltiyordu. Tam olayları çözdüğünüzü düşündüğünüz anda ise yazar yine sahneye çıkıp bütün tahminlerinizi altüst ediyor, sanırım bu yazarın en sevdigi şey Kitabi okurken, bir an bile rahat hissetmedim kendimi. Sürekli bir şeylerin ters gideceğini tahmin ediyorum ama neyin ne zaman ortaya çıkacağını kestiremiyorum. Ve belkide Freida McFadden'ın kitaplarını bu kadar sevmemin nedeni de tamda bu. okuru hikâyenin içine çekip onunla birlikte şüphelenmeye, sorgulamaya ve şaşırmaya zorlaması. Sessizlikte okuyorken seslere kulak karartmak, arkanızı kollamak kaçınılmaz bu kitabıyla da..
D KoğuşuFreida McFadden · Olimpos Yayınları · 20243,584 okunma
8/10
·248 syf.··
2026 42. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 14:50
Biri, Hiçbiri, Binlercesi / Luıgı Pırandello Nobel ödüllü İtalyan yazar Pırandello tarafından kaleme alınmış bu eser felsefi boyutlarıyla insana birçok soru sorduran, farkettiren ve hazmettiren bir kitaptı. ‘ İşte; kendi adına o da bir nevi “hiçbiri”ydi. Ama bu belki de, herkesin gözünde “biri” olmanın yoluydu. ’ Karakterimiz Moscarda bir gün karısı tarafından eleştiriye maruz kalır. Burnunun yamuk olmasıyla ilgili görüş bildiren karısı Moscarda’nın varoluşsal sancılar çekmesine vesile olur. Moscarda, o güne kadar burnun yamuk olduğunu hiç farketmemişti. Onu kendi yapan, bu dünyada temsil ettiği tüm özellikleri barındıran bedeninde demek ki dışarıdan böyle kusurlu bir görüntü vardı. Artık her konuştuğu insan onu yamuk burnuna bakıyormuş gibi hissediyor, her ne kadar iyi özelliklere sahip olursa olsun burnundan dolayı kimsenin onu ciddiye almayacağını düşünüyordu. Bu başlangıç noktasından çıkan düşünceleri çok farklı noktalara evrilmeye başladı. Moscarda, bu dünyada benliğini temsil edebilmesi için bu bedeni emanet olarak almıştı. Yani bu beden aslında Moscarda değildi. O, bu bedenin içindeydi, onun benliği bu bedenle sınırlı değildi. Ama insanlara bunu nasıl anlatabilirdi ? O kim olursa olsun karşısındaki insan onu nasıl görüyorsa, hangi kalıba sıkıştırdıysa öyle olmak zorundaydı. Moscarda bile tam olarak kim olduğunu bilmiyorken insanlara gerçek benliğini gösteremezdi. Bu yüzden öncelikle o kendini tanımalı, kendine dışarıdan bir gözle bakmalıydı. İşte böyle geçti ayna karşısına, bol bol konuştu kendiyle. Karşısında duran insana uzaktan bakarak sorunlarının çoğunu çözeceğine inanıyordu. Düşünceler birbirini kovalarken ucu bucağı olmayan bir karanlığa düştü. Toplumun önyargıları üzerinde durmayarak yoluna devam etti ve kendi benliğinin özgürlüğüne doğru bir yola çıktı…
Biri, Hiçbiri, BinlercesiLuigi Pirandello · İthaki Yayınları · 20215,7bin okunma
karanlık bir sorgu odası
Puan vermedi·524 syf.·
2026 48. kitabı
İnsanın kendi hayatını yaşadığını sandığı bir anda tarihin ağır ve paslı eliyle ensesinden tutulup başka bir zamana fırlatılmasının romanı. Burada zaman yalnızca saatlerin, ülkelerin, haberlerin ve diplomatik görüşmelerin içinde akan bir şey değildir; zaman, insanın içinden de geçer, kimi insana yarını bekletir, kimi insanın yarınını daha o gün elinden alır. Bu yüzden romanı okurken yalnızca yaklaşan bir savaşın uğultusunu değil, savaş henüz başlamadan çoktan yenilmiş insanların iç seslerini de duyarız. Sartre, savaşı tanklarla, cephelerle, üniformalarla anlatmadan önce, bekleyen insanların terinde, gazeteye eğilmiş gözlerinde, kapalı panjurlarda, bir odanın içindeki sıkıntılı havada, bir ülkenin satılmışlık duygusunda ve kitlelerin aptalca sevinçlerinde gösterir. Yaşanmayan Zaman, bana kalırsa Sartre’ın en güçlü roman tekniklerinden birini bütün ağırlığıyla taşıyan kitaplardan biri. Bir yanda Avrupa’nın siyasi haritası yerinden oynarken, diğer yanda tek tek insanların küçük, kırılgan, çoğu zaman zavallı hayatları akmaya devam eder. Kimi aşkı düşünür, kimi korkusunu saklamaya çalışır, kimi bir gazeteden gelecek habere tutunur, kimi kendi cesaretini ancak felaket kapıya dayandığında ölçebilir. Sartre burada insanı soyut bir özgürlük fikri içinde bırakmaz; onu bir odanın, bir ülkenin, bir bedenin, bir korkunun ve bir karar anının içine kapatır. Özgürlük artık güzel bir kavram değildir. Özgürlük, insanın kaçamadığı şeydir. Seçmemek bile bir seçimdir ve roman boyunca insanın omuzlarına çöken asıl ağırlık budur. Kitabın en çarpıcı taraflarından biri, tarihin büyük cinayetlerinin çoğu zaman büyük gürültülerle değil, tekdüze seslerle, diplomatik cümlelerle, bekleme salonlarında, otel hollerinde ve rahat uykuların ortasında işlenmesidir. Sartre bunu çok iyi bilir. Kitleler
1000Kitap
Yaşanmayan ZamanJean-Paul Sartre · Can Yayınları · 2019964 okunma
Reklam
Reklam