Kadir Mısıroğlu’nun bu eseri, modern Türkiye’de İslamcı kimlik bilinci oluşturmak amacıyla yazılmış bir rehberdir.
Kitap, hem imanî bir uyarı metni, hem de dava çağrısı niteliği taşır.
İslamcılık, bir “parti ideolojisi” değil, İslam’ın bütün hayat alanlarını kapsayan dünya görüşüdür.
İslam sadece camiye hapsedilemez; devlet, siyaset, ekonomi, eğitim, hukuk gibi tüm alanları kuşatır.
“Din ayrı, dünya ayrı” anlayışı batının dayattığı laiklik anlayışıdır ve İslam’a terstir.
Genç, ümmetin geleceğidir.
Asıl hedef: imanını kuvvetlendirmek, ilimle donanmak, davayı taşımak.
Mısıroğlu’na göre gençlik, sadece ibadetle değil, fikrî ve siyasî mücadeleyle de sorumludur.
Müslüman genç, İslâm düşmanlarını tanımalı (siyonizm, misyonerlik, materyalizm vs.) ve onlara karşı bilinçli olmalıdır.
Yazar, laikliği “İslam’ın hayat sahasından çıkarılması” projesi olarak görür.
Cumhuriyet dönemi inkılaplarını “Batı taklitçiliği” olarak değerlendirir.
“Müslüman genç, medeniyetini Batı’dan değil, Kur’an ve Sünnet’ten almalıdır.” der.
Her şeyin temeli sağlam iman ve İslam ahlakıdır.
Yalnız bilgi değil, yaşayışta da İslâmî duruş şarttır.
Şahsiyet sahibi Müslüman; harama bulaşmaz, israf etmez, gösterişten uzak yaşar.
“Batı modasıyla değil, sünnetle yaşa.” mesajı sık sık tekrarlanır.
Kadir Mısıroğlu, İslâmcı gençliğin Osmanlı tarihini bilmesi gerektiğini vurgular.
Tarih bilinci olmayan gençlik, kolay yönlendirilir.
Osmanlı’ya yapılan saldırıların aslında İslâm’a yapılan saldırı olduğunu savunur.
“Kökünü bilmeyen, geleceğini kuramaz.