Kim olduğun önemli değildir, kim olabileceğin önemlidir. Kim olabileceğini bir anlığına da olsa anlayabilmektir önemli olan. İşte aşk bunu öğretir insana, diğer tüm duygulardan tek farkı da budur. Ve o ufacık fark çok geniş bir manzara açar insanın önüne, çok kıymetlidir bu, sahip olabileceğin her şeyden daha kıymetli.
"Ölüme bu kadar takılıp kalma oğul! İnsanlar ölmek için doğuyor. Zaman bir bezirgan, ölüm alır ölüm satar. Gecede ve gündüzde, gençte ve yaşlıda iyide ve kötüde hep budur yaptığı.İnsan gaflete kapılıp zamanı öldürdüğü için yapar bunu.Bir intikam alır gibi. Ve zamanlar öldükçe ölümün zamanı gelir.Kaçışı olmayan, kurtuluşu olmayan andır o.Bir yerde susmak gibi; bir yerde konuşmak kadar...Ebedi hakikatin ta kendisidir ölüm. Her başa gelecek ve tek başına olacak"
Güç, fesada eğilimi olanları kendine çeker. Mutlak güç, fesatçıları kendine çeker. Yerleşmiş bürokrasinin, hüküm altında bulundurduğu nüfus için yarattığı tehlike de budur. Yağma sistemi bile buna tercih edilebilir; çünkü müsamaha seviyesi daha düşüktür ve fesatçılar periyodik olarak sistemden atılabilir. Şiddet kullanmadan, yerleşmiş bürokrasiye nadiren dokunulabilir. Devlet hizmetlileri ve Askeriye el ele verdiklerinde dikkatli ol.
“Hayat budur işte. Hep giden birileri olur. Ne yürek unutur ne özlemler ölür. Bunlar sevgimizde yaşamaya devam eder. Ama birileri, zamanı geldiğinde gitmek zorundadır.”
Büyük bir kitap, sonu olmayan bir kitaptır, çözümsüz bir bilmeceler kitabıdır. Hikâyenin ardında kör bir nokta vardır. Onu aydınlatmaya çalışırken insan kaybolur, oysa onu olduğu gibi karşılamak gerekir; gizemin bereketi budur, Anlıyor musunuz? Eminim ki evet. Sevdiğimiz kitaplar, anlamadığımız ya da anladığımızı sandığımız ama tekrar okuduğumuzda başka bir anlam, başka bir yön, keşfedilmemiş bir yan bulduğumuz kitaplardır..