“O günlerde beynime Fikret’in bazı mısraları dadanmıştı; ümitsiz anlarımda, bu mısralar, benim iradem haricinde, kendi kendilerine yaşıyor ses veriyorlardı; onların bu şairâne saldırısı, herhangi bir çocuğun ilkel ‘Sentimentalite’sinden ziyade, hakiki ıstıraplarla dolu bir ruhi zemin bulabilmelerindendi.
‘Hep samt ü râşe saklı bu vâdi-i muzlimin
Her hatvesinde şüpheli bir hufre, bir kemîn
Hep samt ü râşe... Kaynaşıyor canlı gölgeler
Bir mahşer-i cünun gibi pürcûş u bîhaber.’”
*Samt ü raşe: Sessiz bir titreyiş.
*Pürcûş: Çoskunlukla
*Muzlim: Karanlık
*Cünun: Delilik
*Kemin: Tuzak
*Hatve: Adım
Şimdi şiir bence senin yüzündür,
Şimdi benim tahtım senin dizindir,
Sevgilim, saadet ikimizindir,
Göklerden gelen bir yadigâr gibi.
Sözün şiirlerin mükemmelidir,
Senden başkasını seven delidir,
Yüzün çiçeklerin en güzelidir.
Gözlerin bilinmez bir diyar gibi.