İnsan, yaşı ilerleyip de önünde kalan zamanın arkasında bıraktıklarından daha az olduğunu gördüğünde, kararsızlıklarla, ertelemelerle, ilgi dağınıklıklarıyla hovardaca harcanacak yılları kalmadığını anlar. Artık bir şeyleri muallakta bırakacak, dönüp dönüp tekrar deneyecek kadar sere serpe uzanmamaktadır önünde zaman. Doğduğumuz gün çevrilen kum saatinde akış hızlanmıştır. Bu yaşa gelmiş olanların "bugün"ün kıymetini bilme konusunda daha titiz olmaları gerekir. İsteklerini, niyetlerini keskinleştirmeli, dağınık ilgilerini toplamaya; "haydi" denmeden önce torbalarını doldurmaya bakmalıdırlar. Onların savsaklayacak, ağırdan alacak zamanı yoktur. Aslında büyük işler başarmaları da gerekmez; yeni bir adım atabilmeyi yarına bırakmasınlar yeter. Zira "ileride, ileride" diyerek bugüne gelenler, yirmi otuz sene önce ileriye bıraktıklarının bugün çoğunlukla gerçekleşmediğini görür; bu sefer de onları cennetteki güzel günlere ertelemeye kalkarlar.
""Yaşıyorum", dedi delikanlıya, aysız ve kamp ateşsiz bir gece, hurma yerken. "Ve bir şey yerken yemekten başka bir şey düşünmem. Yürüdüğüm zaman da yürüyeceğim, hepsi bu. Savaşmak zorunda kalırsam, ölüm şu gün ya da bugün gelmiş vız gelir tırıs gider. Çünkü ben ne geçmişte ne de gelecekte yaşıyorum. Benim yalnızca şimdim var ve beni sadece o ilgilendirir. Her zaman şimdide yaşamayı başarabilirsen mutlu bir insan olursun. Çölde hayat olduğunu, gökyüzünde yıldızlar olduğunu ve insan hayatının özünde bulunduğu için kabile muhariplerinin savaştıklarını anlayacaksın. O zaman hayat bir bayram, bir şenlik olacak; çünkü hayat, yaşamakta olduğumuz andan ibarettir ve sadece budur."