10/10
·128 syf.·
2026 136. kitabı
Birazdan Gün Doğacak Mehmet Bulayır Sürgün Dergisi Genel Yayın Yönetmeni Mehmet Bulayır abinin yeni yayımlanan “Birazdan Gün Doğacak” adlı şiir kitabı bugün elime ulaştı. Bayram öncesi bu nadide hediye ve aramızdaki gönül bağı beni ziyadesiyle bahtiyar etti. Derin hürmet ve bâki muhabbetle Ankara'dan İstanbul'a selam olsun. Değerli ağabeyimin adıma imzalarken düştüğü “Şiir sözün en rafine halidir, susmak ile konuşmanın...” notunun bir tecellisi olan bu 55 şiirlik eser, insani yönümüzü, en saf duyguları ve vicdan sorumluluklarımızı son derece yalın, akıcı ve sarsıcı bir dille mısralara döküyor. Eser, "Gazze'ye Ağıt", "Gazzeli Annelerin Duası", "Boykot" ve "Biz Burada Kalacağız" gibi şiirlerle doğrudan Filistin direnişini diri tutan çağın şahitliğini üstlenirken, "Maraş 2023" şiiriyle de 6 Şubat depreminin o dinmeyen toplumsal acısını hafızalarımıza tekrar hatırlatıyor. Kitabın elime ulaştığı ve pürdikkat okuduğum 23 Mayıs tarihinin, fikir dünyamızın öncülerinden Âkif Emre ağabeyin vefat yıl dönümüne denk gelmesi ise muazzam bir tevafuk oldu, bu vesileyle kitapta ona ithaf edilen "Erguvanlar" şiiri bende çok daha derin ve anlamlı bir boyut kazandı. "Birazdan Gün Doğacak", her mısrasında insan ruhunun kırılganlığını lirik bir estetikle ele alırken, okuyucuya her duygu dalgalanmasını adeta aynı anda yaşatıyor. Ne mutlu kalemiyle, kelâmıyla, derdiyle ve aksiyoner duruşuyla gönüllerimizi dolduran yürekli insanlara...
Şiir
Birazdan Gün DoğacakMehmet Bulayır · Şecere Yayınları · 20261 okunma
Puan vermedi
Herkese merhaba Bugün, kuzucuklara şahane bir bayram önerisiyle;Gaddar Orman serisinin ikinci kitabı Kürkler Havada Uçuşuyor ile geldik. Gaddar ormanda kendi hallerinde yaşayan, belalı tilki kardeşlerimiz Ted ve Nancy’in hayatı; bölgeye yeni taşınan ve işleri karıştıran "Parıldayan Fındıklar" ile Belediye Başkanı Sebastian Gümüş'ün planlarıyla alt üst oluyor. Bakalım kahramanlarımız bu zorlu mücadelede neler yaşayacak? Arkadaşlık, cesaret ve birlikte olmanın önemini anlatan; absürt olaylarla dolu, kahkaha garantili seriyle tanışmanın tam zamanı Keyifli okumalar
Gaddar Orman - 2Nadia Shireen · The Kitap · 202658 okunma
Reklam
Unutulan Zafer
Puan vermedi·272 syf.··
2026 15. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 00:00
Bugün ki incelemem de tarih sayfalarında layık olduğu yeri bulamayıp gölgede kalmış bir zaferden bahsedeceğim. Osmanlı'nın son zaferi Kutül Amare. 1. Dünya savaşıyla birlikte Çanakkalede verilen fevkalede direniş sonucu düşmanı topraklarımıza sokmayıp, savaşı kazandığımızı biliriz. Hatta küçüklükten itibaren bu zaferin kudreti ile büyüdük. Olması gerektiği gibi. Ama Kutül Amare o kadar da şöhretli anlatılmadı bize genellikle bilinmez çünkü. Şimdi size yazabildiğim kadarıyla anlatmak istiyorum. İngilizlerin petrol sevgisi, sömürgeci tutumu Irak sınırlarına kadar vardı. 1. Dünya savaşı ile birlikte petrol bölgelerini yani Basra'yı ele geçirip Osmanlı'yı savaş dışı bırakmak ve Çanakkale'nin intikamını almak istediler. Bu amaçla bölgedeki Arapları çil çil altınlar ile taraflarına çekip Osmanlı'ya karşı durmalarını sağladılar. Kitapta Arapların bu tavrını okurken bir kez daha anladım ki yüzlerce devlet var sadakati bilmez tek Türk var yalnızca davasını görev beller. syf 70. 'Ben altını değil özgürlüğümü düşünüyorum' cümlelerini kuran Yüzbaşı Doğan gibi kişilerin kanını taşımak en büyük mirastır. Altın görünce karakterini, davasını, topraklarını satıp tabiri caizse köpeğin ağzından akan salyalar gibi altını arzulayan neslin torunları olmamamız en büyük şükür sebebidir sanırım. (Burada Osmanlı'nın son döneminde itilaf yanlısı padişahlar ile itiraz etmeyin lütfen. Ben sadece örnek alınması gerekeni gösterip tarihimizi iyisiyle kötüsüyle bütün düşünmeye çalışıyorum.) İngiliz'in petrol, Arapların altın seviciliğini bir kenara bırakıp savaşa döneyim. İngiliz birliklerinin komutanı General Townshend, Selmanı Pak bölgesine saldırma planlarını yapıyordu. Bu sırada bir kurmay yüzbaşı içeri girdi.__ 'Efendim.. Kuvvetlerimiz içinde pek çok Hintli Müslüman asker var.
İnceleme
Kut'ül Amareİsmail Bilgin · Timaş Yayınları · 2018821 okunma
Fazla Uzaklaşmadan Yazmalıyım
Puan vermedi
#Fazlauzaklaşmışolamaz Kevser Hattatoğlu'nun ilk eseri. KESİK, KABUK ve DİKİŞ İZİ isimlerini verdiği bölümlerden mürettep öykü kitabı, neşterini maharetle kullanan eller gibi okuyucusunun şifa bekleyen yaralarına dokunuyor. Kevser Hattatoğlu'nun babalar, anneler ve evlatlardan oluşan rüyalar ve hayallerle örülü dünyasında; gerçekliğini hepimize inandırdığı Handelibe'nin sokaklarında, onun dili kullanmadaki ustalıklı rehberliği eşliğinde dolanıyoruz. Birçok hikâyesine öylesine aşinayız ki aynı zamanda ilk kez onun kaleminde can buluyor gözden kaçırdıklarımız. Yazdıklarıyla ilham kaynağı olmaya, onulmaz yaralara şifa olmaya devam etmesi dileğiyle... İlk öyküsü Ondan Geriye Say. Doğumunda annesiz kalan ve eksik kalan bu yanı hiç dolmayan yalnız bir adamın kalp nakliyle hayata tutunma çabasını okuduğumuz öykü, yaşamın doğum ve ölüm dengesinden ibaret bir gerçeklik olduğunu hatırlatıyor okuyucuya. "Çünkü kendini anlatmak zordur. İnsanlar birkaç etiketle tanımlar seni ve sökmek kolay değildir onları bedeninden." Hangi Elimde öyküsüyle hüznün ve mutluluğun aynı anda yaşandığı hastane koridorlarında dolanmaya devam ediyoruz. "Beklenmeyen bir çocukmuşum ben." diyor Ahmet. Anne ve babanın geç yaşlarda çocuk sahibi olma utancını bir ömür ruhunda taşıyan, babasıyla oynadığı o kısacık hangi elimde oyunlarıyla avunan bir çocuk yetişkin o. Fazla uzaklaşmadan, her an her yerde karşılaşabileceğimiz biri. "Geç kalmış insanların hayatı bir yerden yakalamak için aldığı fazla düşünülmemiş kararlara benzerdi gayreti, küçümsemezdim." dediği satırlarla bütün yoksunluklarına rağmen babayı mazur görmenin, bu toprakların çocuklarına yaraşır bir haslet olduğunu düşünüyoruz. Son Konserve Kavanozu annesini ondan geriye kalan son konserve kavonozunda arayan bir kadının hikâyesi. Mükemmeliyetçi
Edebiyat
Fazla Uzaklaşmış OlamazKevser Hattatoğlu · Şule Yayınları · 202518 okunma
Puan vermedi·24 syf.··
Beğendi
·
2026 44. kitabı
Merhabalar bugün size kızımla okuduğum #bengandi kitabının yorumu ile geldim. Hindistan'ın Porbandar kasabasında doğan Gandi annesinden hoşgörülü olmayı ve canlıları seven biri olmayı ,babasından da haksızlıklara karşı mücadele etmeyi ve dürüstlüğü öğrenen ve bu şekilde büyüyen bir çocuk olmuştur. Ailesi Gandi'nin avukat olmasını çok istiyordu ve bunun içinde Londra'ya hukuk öğrenimi görmek için gitti, mezun olduğunda tekrar ülkesine geri döndü. sonrasında bir Hindistan firmasında çalışmaya başladı ve bu ülkede yapılan haksızlıkları da görünce oradaki vatandaşların hakları için mücadeleci bir adam olma yolunda ilerledi. Gandi sonrasında evlendi dört tane çocuğu oldu ve çocuklarına da her daim adaletli olmasını öğretti. Hayatını her daim insanlara yardım etmeye adayan ve onların hak ve özgürlükleri için mücadele eden,hep savaşan vazgeçmeyen bir adam oldu. Kötülüğe karşı aktif ama şiddet unsuru içermeyen direniş demek olan "satyagraha" felsefesinin de öncüsüydü. Her daim haksızlıklara mücadele ile bakış açısı geliştiren Gandi, barışçıl direnişini en güzel örnek olarak tuz yürüyüşü ile de tarihe geçmişti. Bu yürüyüşte binlerce kişi Gandi'ye eşlik etti hayatı boyunca her zaman aklını kullanan, kararlı ,mücadele ruhu yüksek,cesur, istikrarlı bir adam oldu.Doğduğun gün 2 Ekim günü ülkesinde milli bayram olarak kutlanıyordu.Ömrü boyunca vicdanı her zaman rahat biri olmuştu,çünkü haksızlıklara asla boyun eğmemişti. Gandi'nin hayatı ,hayalleri, hedefleri, hayata karşı bakışı ,mücadele ruhunu okumak gerçekten çok keyifliydi.Küçücük bir çocukken kararlı adımlarla ilerlemesi ve sonrasında da bu adımlarının eşliğinde yürümesi çocuklar için de gerçekten çok güzel örnek teşkil edebilecek bir kitap biz kızımla okuduk çok sevdik Gandi'nin hayatının mücadelesi bizi derinden
Ben GandiSuat Turgut · Güneşyolu Yayınları · 201811 okunma
Puan vermedi·184 syf.··
Beğendi
·
2026 71. kitabı
Mektup okumanın en sevdiğim yanı bir insanın iç sesine doğrudan tanıklık edebilmek; üstelik en filtresiz haliyle. Reşat Nuri Güntekin’in eşi Hadiye Hanım’a yazdığı mektupları okumak bu anlamda benim için çok heyecan verici oldu. Bu eserle birlikte yazar Reşat Nuri’nin yanı sıra; öğretmen, müfettiş ve en çok da “insan” Reşat Nuri’yi tanıma fırsatı buluyoruz. 1927-1941 yılları arasında müfettişlik görevi nedeniyle Anadolu’yu dolaşırken yazdığı bu mektuplarla bir yandan dönemin toplumsal, siyasi ve kültürel atmosferiyle tanışıyor bir yandan da onun gündelik hallerine ve iç dünyasına kapılar aralıyoruz. Mesela Atatürk’le karşılaşmalarına dair anlattıklarına bakın: “Beni, Dil işi için Atatürk’ün emriyle çağırmışlar. Bir lügat hazırlanmış. Atatürk, “Bu kelimeleri muharrirler kullanacaklar. Binaenaleyh onlardan belli başlıların da rey ve fikrine müracaat edilmelidir,” demiş.” “İsmet Paşa yanıma geldi, nazik ve kibarene âdeti üzere omuzlarımı, yanağımı okşamaya başladı. Bu defa Atatürk de yanına çağırıp oturttu, uzun uzun konuştu. Gece yarısından bir saat sonraya kadar beraber kaldık.” Bir yandan da şimdilerde özlediğimiz bayram günlerindeki o kalabalık, coşkulu atmosfer satırlardan taşıyor: “Bugün şenlik Hadiye: Cumhuriyet Bayramı. Sabahtan beri bütün yollardan Ankara’ya doğru bir müthiş kalabalık seli akıyor.” Peki ya kendine ait o gülümseten satırlar… Tabii kendime de yakın bulduğum için çok ama çok sevdiğimden altını biraz daha fazla çizdiğim o satırlar:) “Aksi talih. Her yerde bana bir arkadaş musallat oluyor.“ “Uzunca seyahatlerde ahbap peyda etmekten fevkalede korkarım. Çünkü okumama, yazmama mani olurlar.” “Talebelerin fotoğraf için insana nasıl musallat olduklarını bilmez gibi söz söylüyorsun.” Ve birtanecik Hayriye Hanım’ına seslenişleri… Mektupların en
Hadiye'ye MektuplarReşat Nuri Güntekin · İnkılap Kitabevi · 202679 okunma
Reklam
Reklam