Kitab-ı Bahriyye'si bir yana, bugün Piri Reis adının dünya ahalisi tarafından hatırlanmasını sağlayan, çizdiği iki dünya haritasıdır. İlk harita, 1513 yılında yapılmış ve 1517 Rebiülevvellinde Mısır'da Yavuz'a sunulmuştur. Piri Reis'in 1528 Cemaziyel-ahir'de Kanuni'ye adadığı ikinci harita ise eşsiz bir ceylan derisi üzerine sekiz farklı renk boyayla çizilmiştir. 1513 tarihinde ilkini çizdiği haritaların sırr-ı kadimi hâlâ çözülmeye çalışılmaktadır. Bu haritada rüzgar gülleri ve çeşitli yön çizgileri ile kıt'alar, kıyıları, adaları, dağ sıraları, ova ve nehirleri sanki hassas bir terazi doğruluğu ile görmek mümkündür. İddialara göre, onun yaşadığı dönemde böyle haritaların çizilmesi ise olası değildir. Coğrafya-yi umumiye'de böylesi bir haritayı ancak 20. yy.da çizmek akılcıdır.
Nedeni için ne mi derler? Uçak yok ya da fotoğraf çeken uydu yok. Dünya menzilleri ölçülmüş de değil. Böylesi bir hassaslık ancak uydulardan ve feza vasıtalarından çekilen fotoğraflarla anlaşılabilir. İlim ve irfanda allame olanlara göre yeryüzüne fezadan bakıldığında, aşağılara doğru gelen kıt'alarda bir büzülme görülür. Reis'in haritalarında da aynı hususiyet mevcuttur. İlmin mütalaasında modern çağ haritaları, Piri Reis'in haritalarıyla aynıdır ve küresel trigonometri konusunda haritaların esrarı, bu haritaların asıllarının çok yükseklerden çekilmiş fotoğraflar olduklarını gösterir. Peki, bu nasıl mümkün olmuştur?
İşte bu noktada haritanın aslında sahip olduğu gerçek zahiri ve batıni bilgisini anlatıyor olacağız. Önce şunu söyleyelim: 1839 yılında Gülhane Parkı'nda Tanzimat Fermanı okunduktan sonra sahneye çıkan bir isim olmasına rağmen Umum Mektepler Muavini Vehbi Molla gibi Saray'ın tepkisini çekecek diye "harita yakan müderrisler" olmasaydı, belki de haritanın tümü günümüze
Sayfa 65 - Everest Yayınları, 1. Basım