Bir Ömür Nasıl Yaşanır - İlber Ortaylı
5/10
·288 syf.··
Beğendi
·
2026 18. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 26 Haziran 2026 00:00
Bir Ömür Nasıl Yaşanır? Bu kitabı okumadan önce çok merak ediyordum, hevesle almıştım nitekim öyle de bir iz bıraktı bende. Özellikle Tarih ve Edebiyat meraki olan okur arkadaşlarıma tavsiye ederim. Kitabın ana baş karakteri yazarın kendisi ve bu yaşına kadar nerelerden gelip, nerelere ulaşmıştır? Yazar ve Gazeteci arasında geçen röportaj niteliğinde yazılmış, yazarın bugüne kadar ömrümün nasıl daha verimli harcanması gerektiğini konu ediyor. Hayatımızın temel olarak dört evreden geçtiğini vurguluyor. Bunlar; 12-25 , 25-40 , 40-55 , 55 ve sonrası yaş aralıkları. İyi bir yaşam için, her dönemde tamamlamamız gereken bazı işler ve edinmeniz gereken hayata dair bazı alışkanlıklar vardır . Bunlar güzel ve verimli yaşamanın temel evreleridir. Ömrünü daha verimli geçirmek için devamlı okumak ve araştırmak gerekiyor , asıl önemli olan aşkla yapmak ve bunun sonucunda verim alabilmek. Tabii bunlarla beraber sürekli seyahat edip , farklı kültürler tanımak, araştırmak ve farklı diller öğrenmek gerekiyor. Aslında bu kitabı okuduktan sonra kendime şunu sordum, acaba bu yaşıma kadar bunları daha verimli yapabildim mi? Kitabın ilk sayfasında "İnsan kendi talihinin mimarıdır" cümlesini görürsünüz, aslında bu bizlere açıkça yazarın bize verdiği bir mesaj. Ne ekersen onu biçersin ve hayatını anlamlı hale getirmek istiyorsan devamlı merak edip öğrenmelisin diyor. Her anlamda kendimize uyan bir iş seçip onda nasıl daha iyi olabilirim? deyip başlamak gerekiyor ve bunu en iyi ve en anlamlı şekilde başarmayı konu ediyor. Asıl meselenin özü düşünmeyi bilmek ve onu ortaya dökmektir.
Bir Ömür Nasıl Yaşanır?İlber Ortaylı · Kronik Kitap · 202065,3bin okunma
Kitabı yazdığı dille bir cümle yazmak isterdim :)
9/10
·342 syf.··
2026 206. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 23:27
Erotizmin en doruk noktalarını ve insanların açık açık konuşmaktan korktuğu her noktayı ustalıkla kaleme almış. Kendisinin de bahsettiği gibi şeytancasına içten biri.. Bütün bunlar elbette ağıza alınmaza dair simgesel konuşmalar ve cinsellik insan doğasında olmayan bir şey değil. Bu kadar sansür gerektirecek metinler olmasa - tüm alıntılarımı filtreleyerek paylaştım - muhtemelen dünyanın sayılı yazarları arasında yerini alırdı ki kendine yarattığı tarzıyla - biyografi, mistisizm ve felsefe - okurların dünyasında zaten yine de sayılı yazarlardan biri. Ne taraftan baktığınıza bağlı :) Bugüne kadar yengeç dönencesi ve oğlak dönencesi olmak üzere iki kitabını okudum ve hayatının belirli kısımlarını onunla birlikte yaşamış oldum. Anne karnından itibaren çocukluk ve yetişkinlik dönemine kadar en ince en sapkın duygularına şahit oldum. Yaşadığı mistik anlarda onunla birlikte farklı dünyalara girdim. Yeri geldi aynı felsefi görüşü paylaştım. Annesi tarafından sevilmemesi, yaşadığı yerin aptal insanları arasında sırıtışı hepsine şahidim. O sevilmediğinde ben de sevilmedim. Onunla birlikte küfredip insanlara tükürdüm. Bu serseri ve kaçık abimizin herkese hitap etmediği açık. Ama meraklısını fazlasıyla besleyen, yer yer de eğlendiren bir tarafı var. Benim için etkisi oldukça büyük oldu. Ama fazla erotizmden rahatsız olacaklar için… evet, pek uygun bir yatırım değil. Çeviri kısmına da değinmek gerekir. Avi Pardo dışında bir çevirmenin işinden bu kadar keyif alacağımı pek düşünmezdim. Sokak dilini oldukça iyi yansıtmış. Bazı çevirmenler vardır; kitabı değil, çevirmeni seçtirir. Bu da onlardan biri. Henry Miller ile tanışmamı sağladığı için ayrıca teşekkür borçluyum.
Oğlak DönencesiHenry Miller · Siren Yayınları · 2014741 okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Hayat
Puan vermedi·216 syf.··
2026 44. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 08:45
Yalnızca bir dönemi anlatan bir kitap değil; aynı zamanda değişen insan ilişkilerinin, kaybolan alışkanlıkların ve dönüşen dünyanın sessiz bir tanıklığı gibi. Sayfalar arasında dolaşırken 80'lerin ve 90'ların atmosferini, mahalle kültürünü, yüz yüze kurulan samimi ilişkileri ve geçmişe duyulan özlemi hissetmek mümkün. Ancak kitap bunu yalnızca nostalji duygusuyla yapmıyor; geçmişten bugüne uzanan bir köprü kurarak 80'leri, 90'ları ve günümüzü aynı çizgide buluşturuyor. Bu yönüyle hem geçmişi hatırlatan hem de bugünü sorgulatan güncelliğini koruyan bir metin ortaya koyuyor. Kitap ilerledikçe nostaljinin yerini daha derin bir sorgulama alıyor. Teknolojinin hayatı kolaylaştırırken insanlar arasındaki görünmez bağları nasıl zayıflattığını, iletişimin arttığı bir çağda insanların birbirinden nasıl uzaklaştığını satır aralarında yoğun şekilde hissettiriyor. Kalabalıkların içinde yalnızlaşan bireyleri, hızlanan hayatın içinde kaybolan değerleri ve zamanın sessizce elimizden kayışını anlatıyor. Belki de gerçekten çok zamanımız var sanıyoruz. Oysa hayat, fark ettiğimizden çok daha hızlı akıp gidiyor; insanlar, anılar ve fırsatlar sessizce uzaklaşıyor. Geriye ise bazen yalnızca hatırladıklarımız ve içimizde taşıdığımız eksik kalan hikâyeler kalıyor. Bu nedenle kitap, sadece geçmişe bakmak değil; bugünü anlamak ve yarına dair düşünmek için de değerli bir anlatı sunuyor. Aforizma tadında...
Duygu ve Düşünce
Çok Zamanımız Varmış GibiAhmet Batman · Destek Yayınları · 202617 okunma
10/10
·110 syf.··
Beğendi
·
2026 19. kitabı
·
12 saatte okudu
·
Okunma: 22 Haziran 2026 09:37
Çiçek İzleri, bugüne dek kendime bile itiraf edemediğim duyguların aynası, içimde saklayıp da kimseye söyleyemediğim sözlerin kelimelere dökülmüş hali oldu.Her olumsuzluğun faturasını kendine kesen ve dünyayı kontrol etme saplantısıyla ruhunu tüketen bir karakterin iç dünyasını anlatıyor. Yazar, bu yolculukta modern ilişkilerin yapaylığını ve maskelerini çözümlerken net bir sınır çiziyor: Kimse kimsenin gerçek hislerine hükmedemez; samimiyet ancak hesapsızca söylenen sözlerde saklıdır. Kendini hayata kök salamamış bir "göçmen" gibi hisseden karakterin bu huzursuzluğu, romandaki zorunlu göç süreci ve Fransa’ya dair tarihsel gerçeklerle birleşerek yersiz yurtsuzluk hissini iliklerimize kadar işliyor. Hayal kırıklığı korkusuyla insanlara mesafe koyan karakterin içsel bölünmeleri ise sanatsal benzetmelerle desteklenmiş: Tıpkı Mona Lisa tablosunun ancak çalındıktan sonra değer görmesi gibi, insanoğlunun sevgiyi ancak kaybettiğinde anlama zaafı yüzümüze vuruluyor. Sonunda, geçmişin ve aile bağlarının ağır duygusal yükü altında ezilen karakter köklü bir karar alıyor: Eski kimliğini reddedip hayata sıfırdan başlamak ve "yeni bir ben" var etmek. Yazarın önceki eserlerinde olduğu gibi, bu kitapta da yoğun bilgi akışı duru bir dille yönetilmiş ve evrensel duygular zarafetle işlenmiş. Kitaptan kalan en güçlü mesaj ise şu: İnsan ne yaşarsa yaşasın, geçmişin prangalarını kırıp kendi küllerinden yepyeni ve güçlü bir "kendini" var edebilir.
1000Kitap
Çiçek İzleriTuğba Saydam · Metinlerarası Kitap · 202616 okunma
Puan vermedi·224 syf.··
2026 71. kitabı
·
27 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 23:28
Bugüne isnad edilebilecek bir noktası vardı kitabın. İkiz kardeşlerin, babalarının cenazesinden sonra hikayede bahsi geçen merdivenlere oturup konuşmalarını anlatıyor. Hadi geçmişi düşünelim diyip hatırlıyorlar. Babalarıyla geçen en muhteşem günü yâd etmek için…Düşünüyorlar ve akıllarına gelen şu: ”Hani okuldan çıkmıştık babam bizi almıştı, merdivenlerden iniyorduk parkta oynamak için ve başka bir babayla karşılaştık. Babalarının arkadaşına, bizi parka götürdüğünü söylediğini ama sonrasında bir kahve içeceklerine dair sözleşelim.” dediğini hatırlıyorlar. Ve ikisi de orta yaşı geçen kardeşlerden biri diyor ki “Hayatımın en göz kamaştırıcı anıydı.” Bu cümleyi okuyunca düşündüm. Hayat bu, bu kadar basit işte. Sadece olağan gibi gözüken basit bir an. Geri dönülmez, dönülemez ve bir o kadar da basit ama iç dolduran belki güven veren, birinin seninle ilgilendiğini gösteren kısa bir an. Varlık-yokluk ötesinde günlük bir olayın, konuşmanın belki kıymetinin bilinmediği ama sonrasında asla unutulmayan küçük küçük anlar… Geçmişte de olsa böyle anlara sahip olmayı hatırlamak biraz teselli olabilir mi hayatta? Umarım oluyordur, umarım olur.Bilmiyorum. Kitabı genel olarak pek beğenmedim ama bazı hikayeleri iç ısıtıyordu. Daha uzun, tüm detaylara sahip olacağım kitaplar daha güzel geliyor bana ama bu da yormadı. Sıcak hikayeleri vardı…
Roma HikâyeleriJhumpa Lahiri · Domingo Yayınları · 202678 okunma
ELFHAME DÜNYASI
Puan vermedi·412 syf.··
2026 74. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 16:03
şu peri masallarını falan . hani o kanatlı, arkasından simler saçarak dolaşan tatlış periler var ya? işte Holly Black o perileri almış ve içlerine tam birer canavar yerleştirmiş. Elfhame dediğimiz yer, tamamen kibir, acımasızlık ve güç savaşı üzerine kurulu. buradaki periler (Hava Halkı), insanları o kadar aşağılık görüyor ki, sırf eğlenmek için zihinlerini bulandırıp ölene kadar dans ettirebiliyorlar. yalan söyleyememe meselesi: bu varlıkların biyolojik olarak yalan söyleme yetenekleri yok. bak burası çok önemli. insan ilk duyduğunda "ne güzel, herkes dürüst" diyor. adamlar yalan söylemeden seni öyle bir manipüle ediyor, kelimeleri öyle bir evirip çeviriyor kii, günün sonunda kendi rızanla uçurumdan atlamış buluyorsun kendini. tam bir psikolojik savaş yöntemi. Jude’un neden bir tehlike olduğu: işte Jude tam bu noktada devreye giriyor. Jude bir insan. yani perilerin gözünde zayıf, ezik, kırılgan ve ölümlü bir çöp. ama Jude’un onlarda olmayan bir gücü var: yalan söyleyebilmek. periler dünyasında bu o kadar büyük ve öngörülemez bir hile ki, Jude bu yeteneği sayesinde o koskoca saray entrikalarının arasında hayatta kalıyor,herkesi parmağında oynatıyor. OLAY ÖRGÜSÜ 1. Zalim Prens : ezilen kızın intikamı her şey Jude henüz çok küçükken başlıyor. öz annesiyle babası, gözlerinin önünde acımasızca katlediliyor. katil kim ? annesinin eski peri eşi olan general Madoc. Madoc nefret edilecek bir adam ama garip bir şekilde Jude ve ikiz kardeşi Taryn’i alıp Elfhame’e getiriyor, onlara kendi soyadını veriyor ve bir peri gibi büyüteceğine söz veriyor. saray okuluna başladıklarında Jude için cehennem hayatı başlıyor. kralın en küçük, en şımarık, sürekli sarhoş gezen oğlu Prens Cardan ve arkadaş grubu Jude’a kafayı takıyor. kızı nehre atmaya çalışıyorlar, zehirli peri meyveleri yedirip
İnceleme
Zalim PrensHolly Black · Dex Kitap · 20182,342 okunma