Hikmet Bayur ise, "Atatürk ve İnönü Devirleri" başlığıyla yazdığı ilanında, hem Atay'a karşılık verir, hem de tartışmanın çerçevesini genişleterek yapılan yolsuzluklardan, CHP'nin din istismarcılığına kadar birçok meseleye değinir. Kısaca artık önü alınamaz bir tartışma başlamış ve günün siyasî gerginliklerinin beslediği bir rejim sorunu halini alıvermiştir:
"Laik geçinen bugünkü Cumhuriyet Halk Partisi, 1946'dan beri dini pek güzel siyasete alet etmektedir: Camilerde, cuma vaazında vaizler ve bazen de bizzat müftüler Kur'an'ın bazı ayetlerini ve ezcümle Nisâ Suresi'nin 57'nci ayeti207 olup 'Ey mü'minler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin, içinizden emir sahibi olanlara da...' diye başlayan ayeti, hükümete itaat etmeyen muhaliflerinin ve onlara uyanların cehennemde yanacakları yolunda tefsir edip durmaktadırlar.
İşin gerçeği şudur: Cumhuriyet Halk Partisi, ne demokrasiye, ne milliyetçiliğe, ne de hiçbir şeye inanmamakta olup tek amacı iktidarda kalmaktır. Bunun için demokrasinin temelini hile ve fesada müsait seçim kanunlarıyla ve onları tatbik etmekte gösterdiği zihniyetle baltalamaktan, bu kanunlar lehinde yüksek bedelle yabancı uzmanlardan iyilik şehadetnamesi alıp bununla halkımızı avutmaya çalışmaktan, bu işe razı olan müftü ve vaizlere Kur'an ayetlerini kendi lehine tefsir ettirmekten hiç çekinmez."208
Bayur-Atay tartışmasının basında nasıl karşılık bulduğu ve nasıl yorumlandığını görmek için şu başlıklara bakmak kâfidir:
"Atatürk devrine ait önemli bir tartışma", "O devrin en tanınmış bir siması, diğerinin iddialarını şaka sayıyor" (Cumhuriyet, 8-9 Şubat)
"Ulus bu vesileyle muhalefete ve Millet Partisi'ne hücuma geçti", "Bayur-Atay tartışması gittikçe alevleniyor" (Yeni Sabah, 7-9 Şubat)
"Halk Partisi dini siyasete alet etmiş" (Vakit, 9-10