Bugünkü chp
Sol korkusu nedeniyle tarihsel bakımdan bir önceki çağa ait sınıf ve ideolojilerle işbirliği yapan, ortaçağ değerlerinden beslenen güçlerle ortaklık kurarak kendi solunu bastıran Cumhuriyet'in kurucu güçleri ve ordu, bugünkü dramatik tabloyu hazırladı.
CHP 20. Kurultayından Ecevit ve ortanın solu grubu zaferle çıkar:
Türkiye’de yapılması gereken asıl devrim, gerçek devrim, altyapı devrimidir. Yani üretim ilişkilerini yeniden düzenleyen ve ekonomik gücü aracının, tefecinin, büyük toprak sahibinin, yabancı sermaye işbirlikçisinin elinden alıp, köylünün, işçinin, sanatkârın eline veren devrimdir. Toprağı işleyene, suyu kullanana veren devrimdir. Ülkemizde şimdiye kadar –bir ölçüde çalışma düzeni dışında– böyle bir devrim yapılmadığı için, halkın böyle bir devrime karşı olduğu iddiası yanlıştır, temelsizdir. Türk halkı, köylüsüyle, işçisiyle esnaf ve sanatkârıyla böyle bir devrimin beklentisi içindedir. Bugünkü bozuk düzenin adil ve hızlı bir kalkınmaya, sosyal adalet ve güvenliğe yönelmiş altyapı devrimleriyle değiştirilmesini isteyen herkes dinsel inançları ne olursa olsun ilerici, yani solcu; bozuk düzeni sürdürmek isteyenler ise, üstyapı değişiklikleri karşısındaki tutumları ne olursa olsun gerici, yani sağcıdırlar.
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Hüseyin İnan'ın Savunması - Avukatlar Özellikle Okumalı!
Alevi olmam dolayısıyla arkadaşlar arasında “Dede” takma adıyla çağırılırım. İşlemiş bulunduğumuz suçlar oldukça ağır cezalar gerektirmektedir ancak hiçbir surette TCK’nın 146. maddesine girmezler. İfadelerde Rıfkı ismi geçmektedir. Bu aslında Alpaslan Özdoğan’dır. O zaman ismini yani gerçek ismini söylememiştim; zira henüz sağdı ve yakalanmamıştı. Nihat Çokyüce’nin arabasını alma olayında da Sinan Cemgil değil, Alpaslan Özdoğan yanımda idi. Nihat Çokyüce’nin ifadesindeki teşhis kısımları da dikkate alınırsa, hadiseler yanımdaki şahsın Alpaslan Özdoğan olduğunu meydana çıkarır. İfadelerimin birinde sosyalizm ihtilali, ayrıca halk ihtilalinden sonra kademe kademe proletarya diktatöryası ve dolayısıyla komünizme geçiş şeklinde beyanlar doğru değildir, bunları kabul etmiyorum. Yanlış zapta geçmiş. Ayrıca Muammer Aksoy’la pazarlık konusunda konuşmaya gittiğimde, gittiğim saat zapta yanlış geçmiş, 07.30 sıralarında gitmiştim. İfadelerimin diğer kısımları doğrudur. Hadiseler başladığında Deniz Gezmiş, Yusuf Aslan, Sinan Cemgil’in isimleri emniyetçe biliniyordu. Alpaslan Özdoğan beraber olduğumuz hâlde henüz deşifre edilmemişti. Bu bakımdan onu gizledim ve bidayette Sinan Cemgil’in ismini verdim. Nasılsa Sinan Cemgil biliniyordu. Bu maksatla Sinan Cemgil’i söylemiştim. Ayrıca Sevim Onursal’ın evinde icra takibine gelen vazifeliler içeriye girdiklerinde Kor Koçalak tek başına idi, bilahare dışarı çıktı, arkasından ben, Yusuf ve Sevim Onursal evden çıktık. Biz hep beraber evi terk ettiğimizde adamlar daha bağlanmamıştı. Ve yine dört Amerikalının kaçırılmasında Mete Ertekin’i ben çağırdım. Evvela Amerikalıları kaçırdıktan sonra bir kısmımız vasıta ile, bir kısmımız da yaya olarak dönmeyi düşünüyorduk. Sonradan fikir değiştirdik. Yusuf başka bir araba buldu, o zaman bir
Sayfa 317 - İtalik Yayınları·Kitabı okudu
Alıntı
CHP ülkeyi tek parti olarak yönettiği dönemde gerçekten kötü sınav verdi. Halkın zihnine despot bir parti olarak yerleşti. Toplum, Birinci ve İkinci Dünya Savaşı süresince çektiği zorlukların bedelini İsmet Paşa’ya ödetmeye devam ediyor. İnsanlar, CHP’ye karşı yıllar boyunca biriktirdiği öfke nedeniyle, bugünkü yokluğu görmezden geliyor. Hatta içinden geçmekte olduğumuz bu dönemi de geçmişte olup bitene bağlıyor. Menderes ve arkadaşları da Allah için, halkın biriktirmiş olduğu öfkeyi çok iyi kullandı, unutturmamak için elinden geleni yapıyor. ​
Din Tüccarları Hırsızlar Yolsuzlar
Hikmet Bayur ise, "Atatürk ve İnönü Devirleri" başlığıyla yazdığı ilanında, hem Atay'a karşılık verir, hem de tartışmanın çerçevesini genişleterek yapılan yolsuzluklardan, CHP'nin din istismarcılığına kadar birçok meseleye değinir. Kısaca artık önü alınamaz bir tartışma başlamış ve günün siyasî gerginliklerinin beslediği bir rejim sorunu halini alıvermiştir: "Laik geçinen bugünkü Cumhuriyet Halk Partisi, 1946'dan beri dini pek güzel siyasete alet etmektedir: Camilerde, cuma vaazında vaizler ve bazen de bizzat müftüler Kur'an'ın bazı ayetlerini ve ezcümle Nisâ Suresi'nin 57'nci ayeti207 olup 'Ey mü'minler! Allah'a itaat edin, Peygamber'e de itaat edin, içinizden emir sahibi olanlara da...' diye başlayan ayeti, hükümete itaat etmeyen muhaliflerinin ve onlara uyanların cehennemde yanacakları yolunda tefsir edip durmaktadırlar. İşin gerçeği şudur: Cumhuriyet Halk Partisi, ne demokrasiye, ne milliyetçiliğe, ne de hiçbir şeye inanmamakta olup tek amacı iktidarda kalmaktır. Bunun için demokrasinin temelini hile ve fesada müsait seçim kanunlarıyla ve onları tatbik etmekte gösterdiği zihniyetle baltalamaktan, bu kanunlar lehinde yüksek bedelle yabancı uzmanlardan iyilik şehadetnamesi alıp bununla halkımızı avutmaya çalışmaktan, bu işe razı olan müftü ve vaizlere Kur'an ayetlerini kendi lehine tefsir ettirmekten hiç çekinmez."208 Bayur-Atay tartışmasının basında nasıl karşılık bulduğu ve nasıl yorumlandığını görmek için şu başlıklara bakmak kâfidir: "Atatürk devrine ait önemli bir tartışma", "O devrin en tanınmış bir siması, diğerinin iddialarını şaka sayıyor" (Cumhuriyet, 8-9 Şubat) "Ulus bu vesileyle muhalefete ve Millet Partisi'ne hücuma geçti", "Bayur-Atay tartışması gittikçe alevleniyor" (Yeni Sabah, 7-9 Şubat) "Halk Partisi dini siyasete alet etmiş" (Vakit, 9-10
Sayfa 141·Kitabı okudu
Alıntı
CHP Dördüncü Büyük Kurultayı’nı Açarken,
“Arkadaşlar! Uluslararası durum nazik bir kriz geçirmektedir. Eski ve büyük anlaşmazlık, son çatışmalarla heyecanlı bir noktaya gelmiştir. Bugünkü yüksek insanlığın, ulusları birbirine yaklaştırma çarelerini bularak, genel güvensizliği ortadan kaldırmasını ummak isteriz. Bununla beraber bütün dünya gidişini göz önünde tutarak dikkatli, hazırlıklı, uyanık bulunmak lüzumuna kaniyiz.” Mustafa Kemal Atatürk 9 Mart 1935
Sayfa 97·Kitabı okudu
Alıntı