8/10
·184 syf.··
2026 31. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2026 19:12
Kitabın konusu: Birbirinden farklı olağanüstü durumları içeren hikayeleri anlatıyor. Sanırım öncelikle hikayelerin çok farklı olduğunu ve alışılmadık olduğunu söyleyebilirim. Buna rağmen içine çekip okutmayı başarıyor yazarımız. Konuşmalarda da tırnak işareti kullanılmadan yazılmış ama anlaması güç bir şey yok. Okuduğuma sevindiğim ve inceden mesajlar veren güzel bir kitap olduğunu düşünüyorum. +13 olarak değerlendirebilirim. Spoiler olabilecek yorumuma gelirsek hikaye bazında çoğunu beğensem de bazıları "Ben neden şimdi böyle bir şey okudum ki?" dedirtti. En etkilendiğim hikaye deniz anası hikayesi olabilir ancak ağaç olan adam, bir inancı yaymaya çalışan kişiler de oldukça ilgi çekiciydi. Hikayelerin tamamının sonu yok. Sonu kendi kafanızda kendiniz oluşturuyorsunuz. Bu da bana biraz garip gelse de en azından kötü bir son okumadım diye sevindim. Kısacası kitabı sevdim. Farklı ve alışılmadık bir şey okumak istediğiniz zaman kesinlikle bakabilirsiniz. Bugünlük yorumum bu kadar kendinize iyi bakın!
Hayaletin KalbiLim Sun-woo · İthaki Yayınları · 20265 okunma
Kürk Mantolu Madonna
Puan vermedi·168 syf.··
2026 18. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 23 Haziran 2026 09:50
Derin bir kitap diyebiliriz.. Bankada çalışan bir memurun tasarruf diye işten çıkarılması ve yerini birinin alınması iş bulamaması ve arkadaşı Hamdi Bey ile karşılaşması konuşmaları ve Hamdi Bey'in arkadaşına yüksekten bakıp iş uydurması küçük düşmesi ama işsiz olduğu için boynunun bükülmesi.. Çalışacağı odadaki çalışma arkadaşı Almanca mütercimi Raif beyle tanışması.. Raif Bey'in içine kapalı sessiz ailesine düşkün bir aile babası olduğunu düşünmesi ama sonrasında Raif Bey'in yaşadığı yer ailesi ve değersizleştirmesi, sessizliği üzer.. Kendine yakın görür aileyi tanır Raif beye üzülür içten içe.. Raif Bey daha sonrasında hastalığı dolayısıyla gidemeyeceği için iş yerinden kendine ait eşyaları getirmesini rica eder. Eşyalarının arasında bir defter bulur merak eder ama okumaz. Raif Bey odada bulunan sobaya atmasını ve yakmasını ister o defteri ama defteri yakmaya gönlü el vermez merak eder ve rica eder Raif beyden bugünlük bende kalsa yarın gözünüzün önünde söz veriyorum bu sobaya atacağım diye.. Raif Bey kabul eder sizde kalsın der.. Ve Raif Bey'in yazdığı kadarıyla hikayesini okumaya başlar. Raif bey içine kapalı bir çocukluk ve gençlik geçirmiş hep hayallerle yaşamış Babasının okumasını istemesiyle İstanbul'a oradan da iş için işi öğrenmesi için sabun fabrikaları için Almanya'ya gider. Orada bir müddet gezer müze, sergiler derken bir gün sergide kitabında hikayesi olan Kürk Mantolu Madonna resmini görür o resimdeki kadının bakışı, duruşu ve o derinlik onu derinden etkiler. Sürekli gitmeye başlar gezinmeye çalışsa da sergide kendini o resmin önünden ayrılamaz halde bulur. Orada birinin gelip resme neden bu kadar dikkatli baktığını sorması üzerine annesine benzettiğini söyler ve utanır bu hadiseden sonra bir daha sergiye gitmez cesaret edemez Sonra bir gün yolda
Kürk Mantolu MadonnaSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2025376,7bin okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
İş İlanı: Acımasız Kötü Adama Kişisel Asistan Aranıyor
7/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2026 110. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Haziran 2026 20:41
Evet, yeni bir gün, yeni bir kitap dostlarım. Şimdi ne yalan söyleyeyim, bu roman sırf adıyla beni cezbetmişti. Üstüne benzer konulu bir webtoon serisi de okuduğum için haliyle belli bir beklentiye sahiptim. Ama size tavsiyem şu: Okumaya başlamadan önce öyle aşırı bir beklentiye girmeyin. Zira hem devam kitabı geleceğinden serinin ilk kitabı olması gibi bir durum söz konusu hem de biraz klişe bir içeriğe sahip. Kötü demiyorum elbette ama tüm bunların bilincinde olursanız sizin hayrınıza olur. O zaman yavaştan daha detaylı yorumlarıma geçiyorum. Önce konusu elbette: Evangelina Sage, kısaca "Evie", ailesinin sorumluluğunu genç yaşta üstlenmek zorunda bırakılan genç bir kız. Evet, bırakılan. Annesi ve abisi seneler önce vefat etmiş, babası ölümcül bir hastalığın pençesinde gün be gün yitiyor ve bakması gereken küçük bir kız kardeşe sahip. Yani evde eli iş tutan ve ekmek parası kazanabilecek tek kişi kendisi. Ama Evie diğer insanlardan biraz farklı biri. Çoğunlukla diğerleri tarafından saf, salak ve işe yaramaz olarak görülüyor. Ne kadar haklılar, kararı size bırakıyorum. Yine de bu durum, çevrenizdeki insanların size kendinizi ne kadar yetersiz hissettirebileceğinin ve gerçek potansiyelinizi kullanmanıza nasıl engel olabildiğinin çok güzel bir örneği bence. Romanı okuyunca dediğimi daha iyi anlarsınız diye düşünüyorum. Evangelina son işinde de bir takım sorunlar yaşayıp ayrılmak zorunda kalınca mecburen yeni bir meslek arayışına giriyor, yoksa aç kalacaklar. Bu arada bunların yaşadığı ülkede son on yıldır kötü işler yapan ve kralı kızdıran, adı çıkmış bir "Kötü Adam" var. Bu arada gerçekten de ona Kötü Adam diyorlar. Neyse, bizim şanssız kızımız da bir gün kimsenin gerçek adını, kimliğini ve hatta dış görünüşünü bile bilmediği bu acımasız katile denk gelmiyor mu?
1000Kitap
Kötü Adam'ın AsistanıHannah Nicole Maehrer · İndigo Kitap · 2026200 okunma
6/10
·496 syf.··
2026 29. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 10 Haziran 2026 20:52
Kitabın konusu: Hokey camiasının çapkın çocuğu Carter daha önce kimse tarafından reddedilmemiştir ta ki en yakın arkadaşının kız arkadaşının en yakın arkadaşıyla tanışana dek... İşte şimdi dengeler değişmektedir. Yani ben yazarları cidden anlamıyorum. Neden son sayfalara illa bir ayrılık koymak zorunda hissediyorlar ki, barıştıktan sonra ilişkinin daha çok güçlendiğini hissettiğimizi falan mı düşünüyorlar? Hayır, ben böyle düşünmüyorum. Neyse, konuya çok genel olarak bodoslama daldım ama bu durum beni romantik kitaplardan o kadar soğutmaya başladı ki yeni yazarları okumaktan cidden çekinmeye başladım. Gelelim kitabımıza, aslında çok klasik başladı. Klasik çapkın bir bad boy ve herkesle birlikte olmayan masum kız. Aslında bu durumu sevdim ve sanki aşkları daha yavaş işlemiş gibi hissettirdi. 350 sayfaya kadar her şey güzeldi. Kitap akıcı ilerliyordu. Carter'ı ve Olivia'yı çok sevmiştim. Keza yan karakterleri de. Hank, Dublin, Cara, Emmett, Garrett, Jenny... Çocukları hiç sevmem ama Olivia'nın yeğeni Alannah'ı bile sevdim. Tek bir sorunum vardı. Kitap 485 sayfaydı. Herkes mutluyken okumam gereken 135 sayfa vardı. Ve kitabın aşırı derecede +18 olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Yazar bi yerden sonra cidden abartmıştı. Sıktı ve bi olayları yok gibiydi. Spoi olabilecek yorumuma gelirsek 350. sayfaya kadar aslında rahatsız olduğum olaylar da vardı. Mesela aşırı +18, Cara'nın ikili arasındaki ilişkiye gereksiz müdahalesi falan. Ancak puan olarak daha fazla bir puan düşünüyordum. 400. sayfaya kadar sadece aşk okuduk, dediğim gibi tek güzel yanı akıcı olmasıydı ama elim kitaba gitmediği zaman hiç de akıcı olmuyordu. Kalan 85 sayfada gereksiz bir ayrılık oldu. Aslında ikilinin tutumlarını çok beğendim. Carter her zaman her şeyin konuşularak halledilebileceğini biliyordu ama
Bana Şans VerBecka Mack · Martı Yayınları · 202638 okunma
14. Cilt
Puan vermedi·560 syf.··
2026 51. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 22 Mayıs 2026 10:07
Kütüb-i Sitte/Muhtasarı Tercüme ve Şerhi 14. Cilt "Bir musibet başına gelirse: "Eğer şöyle yapsaydım bu başıma gelmezdi!” deme. “Allah takdir etmiştir. Onun dilediği olur!” de! Zira “eğer” kelimesi şeytanın işine kapı açar..." (Müslim, Kader 34, [2664]) İşte şu hadis, "Şöyle olaydı böyle yapaydım". Ya ben çok kararsız bir insanım ya da başkaları kendini çok kararlı sanıyor. Bilemem. Oturduğum koltuğu dahi ha deyince kenara atamadığım için kınandım bugün de. Keşke dememek için bin defa düşünüyorum ve bu her şeyime yansıyor. Bana ne siz dünyaya bu şekilde "1 defa" geliyorsanız. Ben de şu şekil 1 defa gelmeyi yaşıyorum. Benim koltuğumun bir sorunu yok, sırf "yeni" olduğu için bir başkasıyla değiştirmek istemiyorum. CANSIZ OLMASI, "BİR ŞEY HİSSETMEYECEK" olması bana fark etmez. Bazı şeyler meşru olunca mekruhluğu kalkmıyor benim zihnimde. Sağlam olan değiştirilmemeli. Ben böyle biliyorum. Şöyle yapaydım böyle yapaydım dememek için gerekirse hayatı kendimize zindan edeceğiz ama keşke demeyeceğiz. Eğer demeyeceğiz. Dememeliyiz. Düşünseydin. Yansaydın, yakmasaydın. Bana ne? Son pişmanlıkları hiç sevmem şahsen, samimi de gelmez. Bir mesele için yeterince yanmayan sonuçlarına katlanır. Sanki biz hayatı kendimize zindan etmekten çok mutluyuz. Bazı insanların sığ düşüncelerinde ben boğuluyorum ya. Sabah sabah sinirlendim. Başka şeyler de yazarım da. Bu kadar sitem yeter. "Bir kötülüğün karşılığı, ona denk bir cezadır. Fakat kim affeder ve barışı tercih ederse (aranı düzeltirse), onun müfâkatı (ödülü) Allah’a aittir. Şüphesiz ki O, zalimleri sevmez." (Şûrâ Suresi, 40. Ayet) ve de bu ayet bize yeter. Yine derin derin dalıp etkisinden çıkılamayacak bir ayet. Herkese yaptığını yaşatsam nasıl olurdu diye düşünüyorum da. Kendimden soğuyorum. Bir keresinde bir cümle okumuştum ama
Din
Kütüb-i Sitte 14. Ciltİbrahim Canan · Akçağ Yayınları · 19926 okunma
Puan vermedi·64 syf.··
2026 152. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 15:57
Türkiye’nin İstiklal Marşı, Mehmet Akif Ersoy tarafından yazılmıştır. İSTİKLÂL MARŞI Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak. O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak; O benimdir, o benim milletimindir ancak. Çatma, kurban olayım çehreni ey nazlı hilâl! Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet bu celâl? Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl... Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl! Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım. Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım! Kükremiş sel gibiyim; bendimi çiğner, aşarım; Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım. Garb’ın âfâkını sarmışsa çelik zırhlı duvar; Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var. Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir îmânı boğar, “Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar? Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma sakın; Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın. Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın... Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın. Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı!
1000Kitap
Uruk'un Ölümsüz Kralı GılgameşRobert Krugmann · Yurt Kitap Yayın · 2003152 okunma