Ne doğunun mutlak ve mistik itaat prensibi ne Batının sürekli muhalefet ve başkaldırı ruhu. İnsanların her türlü politik, ekonomik, sosyal gelişmelerine ve kuruluş tertiplemelerine açık bir erdem düzeni. Bu erdemin temeli insanların razı oluşunu Tanrı rızasına bağlayıştır. Temelde Kur'an'ın koyduğu varoluş ilkeleri yer almıştır. Toplum, kendi kendini denetleyecek, kendi kendini eleştirecektir. Fakat bu eleştiri hile özlü, makyavelik ruhlu olmayacak, bu denetleme insaf ve hakikat ölçülerinden ayrılmayacaktır.
İslam diriliş eri, müslümanlığı bireysellikten çıkartmak; müslüman olduğunu bilmek ancak bunu bir varoluş ve yaşam şekli haline getirmemek-sosyokültürel hayata adapte edememek, kendinden öncekilerin tarihleriyle yetinmek, çağda ve kendinde olma işini önemli görmemek gibi hatalarla yaşanmazsa topluma geçirilebilir ve görevini hakkıyla yerine getirebilir.
Bu görevi yerine getirmek için atılan adımlar aslında cephede İslam için yapılanlardan farksızdır, işte bu yüzden de bu kadar değerlidir. İnsanı kendine ve Allah'a döndüren her şeyde bir hayır olduğuna inanıyorum.