Onda bir ağırlık, bir acayiplik yok mu sence de? Şakaklarının her daim zonkladığını ben bile görebiliyorum. Yangın çıkardım ben de orada, yeşil dumanlar tütüyor şakaklarından, biraz burnundan, biraz da göz pınarlarından.
Sen olsan bu insanların hüznünü, sarkmış ağızlarını ve büyüyen göz çukurlarını ne renge boyardın?
Yeşilim tükendi Neriman, bu tablo da bitmeyecek. Başta yeter sandım. Biraz da mavilerden, sarılardan kendim karıştırsam sonunu getirebilirim sandım, olmadı. Yüzler her an biraz daha yeşeriyordu, yüzlerdeki çizgiler, çukurlar. Bitiremeyeceğim Neriman. Bu kadar üzgün insanın olduğu bir resme belki baştan niyetlenmemeliydim. Çarem varmış gibi konuşmam da komik. Hayat sanatı sınırlar, bana ilk sen demiştin.
Yangından sağ çıkan ağaçlar gördüm.
Kabukları yanmış, uzantıları ölü dallardan ibaret ağaçlar.
Fakat o iskeletin altında , dünyaya yemyeşil bir sürgün gönderen büyük bir güç gizlidir.
Şansım varsa günün birinde benim de başıma gelecek bu.
Ama şu anda, önümü göremiyorum.