İyi bir roman, okurunu anlatılan dünyanın içine çekmekle kalmaz; aynı zamanda ona kendi gerçekliğini yeniden düşünmeye zorlayan bir tür aynaya dönüşür. Oktay Volkan Alkaya’nın Âhir Zaman adlı romanı da, bu türden bir roman…
Yalnızlığın, yabancılaşmanın ve modern dünyanın görünmez baskılarının ironik ve zaman zaman grotesk bir portresini çizen bu metin, hem bir karakterin içsel çöküşünü hem de sistemin dışına çıkmaya çalışırken yeniden ona mahkûm oluşunu anlatıyor. Âhir Zaman, hem adının çağrıştırdığı metafizik sonu hem de karakterinin sürüklendiği bireysel tükenişi bir arada taşıyan, kara mizahla örülü, keskin ve rahatsız edici bir anlatı.
Romanın ana ekseni, Kâinat Holding adlı devasa bir şirketin çevresinde kurgulanmıştır. Bu şirket, neredeyse her sektörde faaliyet gösteren bir mega yapı; bir tür modern Leviathan. Ancak burada önemli olan, Kâinat Holding’in gerçekliği değil, temsil ettiği alegorik işlevdir. Kâinat Holding, bireyin tüm hayatına sızmış, ona varoluşunun anlamını bile unutturan bir güç. “Bugün kendin için ne yaptın?” sorusu, bir motivasyon cümlesi gibi görünse de özünde Rahman Cece için ne yaptığını sorgulatan bir itaate çağrıdır.
Rahman Cece, neredeyse bir “tanrı-karşıtı” figürdür. Görünmeyen, bilinmeyen, ama her şeyi kontrol eden bu figürle birlikte sistemin içinde saklı kalan baskıcı mekanizmalar da görünür hale gelir. Roman, bu büyük figürü somutlaştırmaktan kaçınır ve onu bir IBAN numarasına indirger; ki bu da modern çağın tanrısının paradan başka bir şey olmadığını incelikli bir şekilde ima eder.
Alkaya’nın bu anlatı evreni, klasik distopyalardan ayrılır; çünkü burada ütopya yıkılmamıştır, zaten hiç var olmamıştır. Var olan yalnızca süregiden bir teslimiyet hâlidir. Bu teslimiyetin içinde ayakta kalmaya çalışan karakter ise, bizatihi sistemin