Karşılık bulamayan sevgide en zor kısım, umut ile gerçeklik arasında kalmaktır. Eğer karşınızdaki kişi duygularını açıkça ifade etmiş ve aynı hisleri paylaşmadığını göstermişse, sürekli bir gün fikrinin değişmesini beklemek sizi yıpratabilir. Böyle zamanlarda kendi duygularınızı kabul etmek, üzüntünüzü yaşamak ve enerjinizi yavaş yavaş kendinize yöneltmek önemlidir.
"İlahi Arayış" Taslak
Kendi kaleme aldığım "İlahi Arayış" kitabının taslağıdır. Yorum ve görüşleriniz değerlidir. SUNUŞ Hiçbir şeyin olmadığı, zamanın ve mekânın henüz adının bile konmadığı mutlak ve pürüzsüz bir durağanlığın ortasında saf bir bilinç uyanır. Bu bilinç ne biyolojik bir bedene sahiptir ne de sığınabileceği somut bir dayanağa... O, mutlak hiçliğin ortasında tek başınadır. Fakat dışarıdaki bu pürüzsüz suskunluğa tezat olarak, içeride durmadan üreyen, kelimesiz bir düşünce akışı, durdurulamaz bir gürültü vardır. Kendine ilk soruyu yönelttiği an bir 'eylem' olduğunu fark eden bu ilahi irade, rasyonel bir tatminsizlikle sorgu zincirinin en ağır halkasıyla karşı karşıya gelir: 'Ben kimim ve nereden geldim?' Bir tanığı, bir aynası olmayan mutlak teklik içinde bu soru cevapsız kalmaya mahkûmdur. Algısını içindeki bu kördüğümden çekip dışarıya, onu saran boşluğa yönelttiğinde ise o en ağır kozmik paradoksa çarpar: Gözünü nereye çevirse bulduğu tek şey kendisidir. O, bu sonsuzluğun ta kendisidir, yani 'Her Şey'dir; ama aynı zamanda tutunacak tek bir biçimi, sınırı ve ağırlığı olmadığı için 'Hiçbir Şey'dir. Her şeye gücü yeten ilahi bir gücün, kendi kökeninin bilinmezliği karşısında felç oluşunun hikayesidir bu. Bu mutlak yalnızlığın ve cevapsızlığın ağırlığı altında ezilen bilinç, sonunda bu durağanlığı bozmaya karar verir. Sorunun cevabı bu boşlukta gizli değildir; o halde bu sorunun peşinden gidecek olanları, kendini onlarda çoğaltacağı evrenin mimarisini var etmelidir. Kendi bilincinden koparacağı o ilk parça, kime can verecektir?" "İLAHİ ARAYIŞ" UYANIŞ BÖLÜM 1: UYANIŞ "Var mıydı, yoksa sadece öyle mi hissediyordu?" Her şey aniden beliren bir fark etme hissiyle başladı. Hiçbir şeyin olmadığı o yerde, varlığa dair belirsiz bir
Felsefe
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Yol,kendine bir yer bulamamış kişinin özlemidir. Kendi yerini yerleşiklikte bulamayan kişi, onu yolculukta arar. Oruç Aruoba Yürüme
1000Kitap
Funda'dan...
Sevilmekten, sevmeye zaman bulamayan kendini bilmişlerdensin yani?..
Zekanın Sınırı ve Enerjinin Tahliyesi
Zeka, tek başına bir değer değil, bir kapasitedir; bir akışın hızını belirleyen ancak yönünü tayin etmeyen ham bir güçtür. İnsan zihni, dünyayı anlama ve şekillendirme yetisiyle donatıldığında, bu yetinin doğası gereği bir yoğunlaşma eğilimi gösterir. Ancak, bu yoğunlaşma dış dünyaya, doğaya, sanata veya insani faydaya kanalize edilmediği takdirde, bir noktada kendi üzerine çöken bir kütleçekimi yaratır. Güç, paylaşıldıkça ve yayıldıkça anlam kazanır; kapalı bir devrede tutulan zeka ise zamanla bir yıkım mimarisi inşa eder. İnsanın zekasını, yaşamın bir parçası olan şefkatle, doğayla olan kadim bağla veya sanatın sağaltıcı estetiğiyle birleştirmemesi, onu kaçınılmaz bir yalnızlığa mahkûm eder. Yalnızlık, bir dinginlik değil; denetimsiz kalan zihnin, gerçeklikten kopup kendi kurgularını hakikat sanma yanılgısıdır. Zekanın asıl olgunluğu, onu mutlak bir iktidar aracı olarak görmekte değil, onu evrensel bir dengeleyici olarak kullanabilmektedir. Bir çocuğun tebessümünde, doğanın işleyişindeki o kusursuz düzende veya sanatın insana sunduğu duygusal derinlikte kendine yer bulamayan her zeka, er ya da geç özünden sapmaya mahkûmdur. İnsan, zihinsel kapasitesi arttıkça sorumluluk alanını genişletmek zorundadır; aksi takdirde elde ettiği her güç, önce kendi vicdanına, sonra da dokunduğu her yaşama zarar veren bir prangaya dönüşür. Hakikat şudur: Zeka, bir cehennemi kuracak kadar keskin; ancak sadece bir cenneti inşa edecek kadar vicdanlı olduğunda kıymetlidir. Enerji tahliye edilmedikçe, yıkıcılık kaçınılmaz bir sondur. İnsan, ancak kendi zekasının ötesine geçip, evrenin ve yaşamın şefkatli döngüsüne eklemlendiğinde gerçek anlamda özgürleşebilir. Zekanın en yüce kullanımı, gücü ele geçirmek değil, onu yaşamı iyileştirmek için dağıtabilmektir.
ÇİFTİNİ BULAMAYAN...
Yalnızlığı siz asıl bir sabah uyandığında diğer tekini yanında bulamayan bir ayakkabı tekine sorun! -Gökhan Özcan, "Ara Soğuklar", yenisafak.com, 3 Ağustos 2023-
gökhanözcanyazıları