8/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 01:00
Selamlar. Orhan Kemal'in ağlayarak yazdım dediği bu kitabı uzun zamandır okumak istiyordum. Nihayet vakti geldi de tanıştık. İyi ki okudum. El Kızı, yazarın toplumsal gerçekçilik bakış açısını belki de en güzel gösterdiği kitaplardan biri. El Kızı için oldukça pasif olan,nereye çeksen oraya hareket eden Nazan'ın hikayesi diyebiliriz aslında. Nazan, rastlanabilecek en kötü kayınvalidelerden biri olan Hacer'in gelinidir. Kocası Mazhar ise, Nazan'da istediği kadın profilini bulamayan bu yüzden de ondan soğuyan bir adamdır. Bir de minik oğulları Haldun ile dört kişilik bir konak yaşamında geçer kitap. Bu yaşamı okurken sinirlenmemek, üzülmemek elde değildi. Bu aileye ek daha bir sürü karakter var kitapta. Ama bu kitapta sevdiğim bir tane bile karakter olmadı ne yazık ki. Hepsi farklı yerden beni çıldırttı gerçekten. Aralarında en masumu tabii ki Nazan. Ama ben de onun bu kadar kendini ezdirmesine, koşulsuz güvenmesine, hep pasif kalışına çok daha fazla sinirlendim. Evet Kemal bize toplumsal alanda bir aile profilini veriyor. Ve bu tarz aileler sadece kitaplarda değil gerçekte de karşımıza çıkabiliyor. O yüzden belki de bu kadar dokundu bu hikâye.. Her bir karakteri ustalıkla işleyen, bu yüzden hepsi tanıdıkmış gibi gelen kitapları çok seviyorum. Bu kitap da benim için öyleydi. Türk aile yapısını, ahlâkı, doğruyu, yanlışı, toplumsal normları, yargıları, kötülüğü, çıkarcılığı, aşkı ve daha birçok temayı içinde barındıran gerçekçi bir hikâye. Yazardan okuduğum üçüncü kitap ve hepsi de beni çok etkiledi. İyi ki yazmışsın Kemal ve biz de iyi ki okuyoruz.
Edebiyat
El KızıOrhan Kemal · Everest Yayınları · 202615,3bin okunma
8/10
·176 syf.·
2024 72. kitabı
Adèle'in hikâyesi Gulyabaninin Bahçesi. Adèle, canım Milan Kundera'nın Varolmanın Dayanılmaz Hafifliği kitabını okuduktan sonra ağırlık mı hafiflik mi sorusuna kafa yoruyor (hangimiz yormuyoruz ki?): "Çünkü ruhu bu kadar heyecanlandıran şey, bedenin onun iradesine karşı gelmesiydi; beden ihanet ediyor ve ruh sadece seyretmekle yetiniyordu." Fas asıllı Fransız yazar Leïla Slimani'nin ilk kitabı Gulyabaninin Bahçesi ve 'kadın edebiyatı' adına önemli bir yerde bence çünkü aynı konuyu hep erkek bakış açısıyla ya da baş rolde erkek varken okumaya alışkınız. Adèle, gazeteci ve 'alımlı, güzel' bir kadın. Richard ile evli, Richard doktor. Bir çocukları var: Lucien. Orta sınıf, çekirdek bir aile; bakıldığında 'toplumsal normlar' adına her şey yolunda. Çiftin ailelerini, arkadaşlarını ve iş çevresini de tanıma imkanı veriyor Slimani, böylelikle daha büyük çerçeveden bakabiliyoruz yaşananlara. Adèle, nemfomanyak. Kitapta da söylenildiği gibi "Tek istediği arzulanmak." Eşi dışında ismini bile hatırlamadığı erkeklerle beraber oluyor çünkü durduramıyor bu hissi, bu bir bağımlılık. Oğlu Lucien, eşi Richard, Adèle'in etrafındaki erkekler, Adèle ve Richard'ın annesinin arasında yaşananlardan Adèle'in hislerini anlamlandırmaya çalışıyoruz sayfalar boyu. Hisleri ve olmak istediği ya da olması gereken yer arasında sıkışan bir karakter aslında Adèle. Annelik, eş olma ve mesleğini bir çember gibi düşününce kendine çıkış yolu bulamayan biri. Annesi sevdiği için Richard ile evleniyor, toplum normlarını göz önünde bulundurup hamile kalıyor. Ama bağımlılığı her şeyin önüne geçiyor; tek arkadaşının sevgilisiyle beraber olacak kadar ileri gidiyor. İlişkileri yaşadığı sırada eşine yakalanma tedirginliği de yaşamıyor değil. Peki eşi Richard gerçekleri görebilecek mi? Farkına varırsa tepkisi ne
Gulyabaninin BahçesiLeila Slimani · Ayrıntı Yayınları · 2018193 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Puan vermedi·184 syf.··
2026 34. kitabı
Hoş Geldin Ben “Kalp denizdir,dil kıyı.Denizde ne varsa kıyıya o vurur.” Yazarın daha önceden Gece Yiyen Kadın kitabını okumuştum . Bu okuduğum ikinci kitabı oldu. Deneme tarzında yazılan kitapları seviyorsanız bu kitabıda hemen okuyacaksınız. Yazarımız duygu ve düşüncelerini bizlerle paylaşıyor .Oldukça samimi,yalın bir üslüpla yazılmış bir kitap. Kitabı okudukça kendinizden mutlaka birşeyler bulacaksınız . Bunu bende böyle yapıyorum diyeceğiniz çok şey olucak. Bir gün lazım olur diye tuttuklarımız .Yalnızken tatlıda bulduğumuz teselli .Zayıflama sorunu gibi.. Yazarımızın babasının hastalık süreci ile ilgili yazdığı bölümler beni çok üzdü ve etkiledi .. Kendi hikayemizin başrolü olmayı bilmeliyiz diyor yazarımız . Mutluluğu dış dünyada değil kendi içimizde aramalıyız . Sıkılmadan okuyacağınız,okuması kolay bir kitap oldu . Türü sevenler bir şans verebilir . İçindeki huzuru bulamayan,dışarıda aramaya devam eder. - Bırakmak,kaybettiklerimizden daha fazlasını kazanmanın yoludur. - Hayat,başkalarının yazdığı senaryoları oynamaktan vazgeçip kendi sahnemizi kurduğumuzda anlam kazanır. - Hayat kısa, korkular uzun ama kahkahalar her şeyi çözer.
Hoş Geldin BenSongül Güney · Yason Yayınları · 20252 okunma
Puan vermedi
Celaena Sardothien, Terrasen’de doğmuş bir gençtir. Kral tarafından ailesi öldürülünce, suikastçılar kralı tarafından bulunur ve yetiştirilir. Arobynn Hamel tarafından büyütülen Celaena, hem onun kadar yetenekli bir suikastçı olur hem de genlerinden gelen yeteneklerini kullanması kaçınılmaz hâle gelir. Zamanla en iyilerden biri hâline gelir ve şöhreti yayıldıkça ihanet de peşini bırakmaz. Yaşadığı büyük ihanet, en sevdiğini kaybetmesine ve yakalanmasına sebep olur. İşkence görür ve madenlerde zorla çalıştırılır. Ancak suikastçı, kralının oğlu ve yüzbaşının yaptığı bir anlaşma sayesinde bulunduğu yerden kurtarılır. İkinci kitap, suikastçının saraya gelmesi, kral ile çalışmaya başlaması ve gizli sırların yavaş yavaş ortaya çıkması üzerine kuruludur. İlk kitapta aradığını tam olarak bulamayan ben, ikinci kitapta biraz daha tatmin olmuşken, çevirinin kalitesizliği nedeniyle zaman zaman orijinal metni kontrol etmek zorunda kaldım. Yıldızlara bakan güzel bir kız ve onunla bakışan yıldızlar…
Karanlık TaçSarah J. Maas · DEX · 20173,373 okunma
10/10
·724 syf.··
Beğendi
·
2026 91. kitabı
·
17 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 21:12
Oğuz Atay’ın dili ve anlatım biçimi alışılmış romanlardan oldukça farklı. İç konuşmalar, oyunlar, şiirler, listeler, alaycı ifadeler ve bilinç akışı iç içe geçiyor. Bu nedenle kitabın bazı bölümleri oldukça akıcıyken bazı bölümleri yorucu ve karmaşık gelebiliyor. Ben de zaman zaman anlatıdan koptum ve sıkıldım. Ancak kitabı bitirdiğimde bu karmaşanın bile karakterlerin zihinsel dağınıklığını ve hayata karşı yaşadıkları yabancılaşmayı yansıttığını düşündüm. Tutunamayanlar kolay okunan, herkese aynı şekilde hitap edecek bir kitap değil. Sabır isteyen, bazı yerlerde insanı yoran, fakat üzerine düşünüldüğünde çok şey bırakan bir eser. Kitabı okurken hem güldüm hem üzüldüm, hem sıkıldım hem de merakla okumaya devam ettim. Kısacası neredeyse her duyguyu yaşadım. Belki de bu yüzden kitap bittiğinde bende yalnızca bir hikâye değil, uzun süre düşünmeye devam edeceğim bir his bıraktı. Romanda dini ifadelerin ve kavramların zaman zaman mizahın ya da eleştirinin bir parçası olarak kullanılması konusunda ise kararsız kaldım. Fakat roman hakkındaki fikirlerimi tamamen olumsuz etkilemedi diyebilirim. Çok uzattım özetlersem: Benim için Tutunamayanlar, toplum içinde kendisine yer bulamayan insanların romanı olduğu kadar, kendisini anlamaya ve anlatmaya çalışan herkesin de hikâyesiydi. Kusursuz bulduğum bir kitap olmadı; ancak beni etkileyen, düşündüren ve bittikten sonra bile zihnimde yaşamaya devam eden güçlü bir eser oldu.
1000Kitap
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202474,9bin okunma
Puan vermedi·411 syf.··
2026 33. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 11:10
Rana Dasgupta Tokyo Uçuşu İptal Zihni bulanmıştı, dünyayla teması minicik bir çatlaktan ibaretti artık. O aralıktan Fareed’in mırıldandığını duydu: “Görebiliyor musun balıkları? Her yerdeler. Gökyüzünde yüzüyorlar.” “Evet.” Bernard’ın sesi kendisine bile fazla kısık gelmişti, kuyunun dibinden sesleniyor gibiydi. “Görebiliyorum. Ne çok balık.” Rana Dasgupta’nın Tokyo Uçuşu İptal kitabını sonunda okudum. Uzun zamandır listemdeydi ve bir türlü denk gelemiyordum. Bu yüzden önce sevgili sahafıma teşekkür etmem lazım; bu tuhaf isimli hazineyi bulmama vesile olduğu için. Ayrıca “Tuhaf İsimli Kitaplar” koleksiyonumun en sevdiğim parçalarından biri oldu bile. Kitap, Tokyo’ya giden bir uçağın hava muhalefeti nedeniyle iptal edilmesiyle başlıyor. Kalacak yer bulamayan 13 yolcu geceyi havaalanında geçirmek zorunda kalıyor ve vakit geçirmek için sırayla hikâyeler anlatmaya başlıyor. Kitabın en sevdiğim yanı da buydu sanırım. Her hikâye başka bir dünyanın kapısını açıyor. Bazıları tam anlamıyla bir Black Mirror bölümü gibiydi; huzursuz eden, gerici ve insanın zihninde uzun süre kalan türden. Bazılarıysa bir Disney masalı kadar sıcak, tuhaf ve keyifliydi. Aynı kitap içinde bu kadar farklı his arasında gidip gelmek çok ilginçti. Benim favori hikâyem sekizinci hikâye olan “Oyuncak Bebek” oldu. Hem atmosferi hem de bıraktığı his açısından kitabın en güçlü bölümlerinden biriydi bence. Tokyo Uçuşu İptal, klasik bir roman gibi ilerlemiyor; daha çok gecenin içinde birbirine karışan rüyalar, kabuslar ve masallar gibi hissettiriyor. Kitabın genel havası beni gerçekten içine çekti. Uzun süre aklımda kalacak kitaplardan biri oldu.
Tokyo Uçuşu İptalRana Dasgupta · Metis Yayıncılık · 2016116 okunma