Sadaka Mutlaka Verilmeli
Resulullah (sav): Her Müslüman sadaka vermesi gerekir. • Ya bulamayan olursa? diye soruldu. -Eliyle çalışır, hem şahsı için harcar hem de tasadduk eder. • Ya çalışacak gücü yoksa? diye soruldu. -Bu durumda, sıkışmış bir ihtiyaç sahibine(fiilen) yardım eder. • Buna da gücü yetmezse? -Ma'rufu(dini anlatır, öğretir) veya hayrı emreder. • Bunu da yapmazsa? diye soruldu. - Kendini başkasına kötülük yapmaktan alıkor. Zira bu da bir sadakadır, buyurdu. Allahu Zülcelâl hepimize, salih ameller işlemeyi ve daima hayırlı işler yapmayı nasip etsin.(Âmin)
Sayfa 37 - Reyhanî Yayınları
Sokak inlemektedir. Büsbütün aç, bir parça ağaç kışrı(kabuk) ve bir kuru portakal kabuğu bile bulamayan, karınları bağırsaklarının içine karışmış, sürüne sürüne kaldırım üstüne çıkan insan iskeletlerinin son iniltisini dinliyorduk.
Sayfa 91 - Pozitif Yayınları·Kitabı okuyor
Alıntı
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
"Albayım! dedim. Bilgilerimizi, görgülerimizi, sevgilerimizi, geçmişimizi ne yapacağız? Onları nereye koyacağız? Sonra, bizim de bir gururumuz yok mu albayım? Biz de insan değil miyiz? Neden bizi her an değişen, her an başkalaşan bir dünyanın ortasında böyle çaresiz bırakıyorlar? Neden bize sabit, değişmez bir zemin vermiyorlar? Biz, hayatı ciddiye almak isteyen, ama ciddiye alınacak bir hayat bulamayan trajik figürleriz albayım. İçimizdeki bu boşluğu neyle dolduracağız?"
Edebiyat
Ya birbirlerine söyleyecek hiçbir şey bulamayan yabancılar haline geldilerse?
Sayfa 267·Kitabı okuyor
Yarım hurma ile de olsa kendinizi cehennemden koruyun. Bunu da bulamayan, kendini güzel bir sözle korusun.
Hem Amerika'da, hem de Türkiye'de uzun zamandır iktidarda olan muhafazakârların “aile elden gidiyor” yakarışlarının altında büyük bir ikiyüzlülük yatıyor. Genç nüfustaki boşanma oranlarının ve tek ebeveynli ailelerin artması, evlilik oranlarının azalması karşısında muhafazakâr kesim “toplumun temel direği” addedilen ailenin çözüldüğünü iddia ediyor; ama bunun nedenini doğru tahlil edemiyor. Genellikle "çocuklarına ve kocalarına sahip çıkamayan" anneler bir çırpıda günah keçisi ilan ediliyor. Oysa işsizliğin yaygın olduğu ülkelerde, kadınların düşük maaşlı işlerde uzun saatler boyunca çalışmaya mahkûm edilmesi ve bu sırada başıboş ortada kalan çocukların özensiz bir şekilde (çetelere üye olarak, uyuşturucuya alışarak, ya da en azından sık sık okul kırıp, sokaklarda "sürterek") yetişmesinin sorumlusu herhalde çocuklarına ayıracak yeterli vakit bulamayan anneler olmasa gerek.
Sayfa 126·Kitabı okuyor