Roman, İstanbul’un iki farklı semtinden gelen Behiye ve Handan’ın yollarının kesişmesiyle başlar. Behiye; orta halli, katı kurallı bir ailede büyüyen, öfkeli ve sorgulayıcı bir kızdır. Handan ise daha iyi yaşam koşullarına sahip, dışarıdan bakıldığında masum ve uyumlu görünen bir gençtir. İki genç kız kısa sürede birbirlerine tutkuyla bağlanır. Ancak bu bağ, aralarındaki sınıf farkları, farklı kişilikleri ve erkeklerle ilişkileri yüzünden giderek yıpranır. Roman boyunca Behiye’nin zihninde dolaşan “erkek cesetleri” motifleri, onun içsel şiddetini ve sistemle hesaplaşmasını sembolize eder.
Gerçekten masum olanın kim olduğunu sorgulattığını ve bunu bulmamızı isteyen bir kitap İki Genç Kızın Romanı.
"Ama tanıdığım erkeklerin hepsi bende tek bir istek uyandırdı : Elimi kaldırıp yüzlerine okkalı bir şamar indirmek."
Ataerkillik ya da patriyarki: Erkek otoritesine dayanan bir tür toplumsal örgütlenme düzenidir. Bu düzenin temelini erkeğin üstünlüğü fikri oluşturur; soy erkekler tarafından belirlenir, hakimiyet erkeklerindir. Bu toplumlarda erkeklere kadınlardan daha çok saygı gösterilir. Kitabın konusu Ataerkil cinsiyet rejimine karşı gelen Firdevs'in hayatını anlatıyor. Kadını cinsel obje olarak gören erkek kadına fahişe olmaktan başka bir seçenek bırakmıyor. Daha sonra da onu saygın olmamakla aşağılıyor ve suçluyor . Olay Mısırda yaşayan Firdevs'in başından geçenleri konu alıyor.
Firdevs babası tarafından sevgi görmemiş hatta horlanmış bir kız çocuğu Babası din diye ölüp biten ama karısına el kaldıran, çocuklarının açlıktan ölmesine müsaade eden, kızını kışın en soğuk odaya yatması için gönderen biri. Firdevs'in anne ve babası öldüğünde olaylar daha da büyür. Firdevs amcasının yanında kalmaya başlar. Tabi ki orda da yediği yemek, yattığı sedir amcasının gözüne batar. Hayatına giren bütün erkekler Ona kol kanat germeye çalışan erkekten, ona aşık olduğunu söyleyen, devrimci olduğunu söyleyen, pezevenk erkeğe kadar ona hep babasının darandığı şekilde davranır. Önce fahişe olmaya zorlanır fakat fahişe olduğunda da para bile verilmez.Aşık olduğunu söylen erkek dönüp giderken Firdevs parasını ister. Adamın elleri titrer parayı cüzdanından alırken Firdevs ona aşık olduğu için adamın bedava Firdevs'in vücuduna sahip olabileceği düşüncesi yerle bir olur. " Erkeklerin, kadınları bedenlerini satmaya zorladıklarını, en az para ödenen bedeninde eşlerinin bedeni olduğunu biliyordum. Bütün kadınlar Öyle ya da böyle fahişeyidiler. Ben akıllı olduğumdan, köle eş olmak yerine
Hayat ne tuhaf! Ne adaletsiz okurken ruhum çekilmiş gibi hissettim. Varolmaya çalışırken kendini yok eden bir kadın.. Çırpınsada onu duymazdan, görmezden gelen bir toplum... Modern toplumun muhteşem ikiyüzlülüğü... Ve kendinizden bir şeyler bulabileceğiniz bir kitap.
Dili oldukça akıcı kitabı elinize aldığınızda en az 100 sayfa okumadan bırakamıyorsunuz. Ayfer Tunç iyi ki tanışmışım dediğim bir yazar Benim için harika bir okuma deneyimiydi.
Kendimce bir deney yapıyorum evde ki tüm kitapları okuyacağım. Bu kitapla başladım kitap kadın olmanın ne kadar güzel ama aynı zamanda ne kadar ağır bedeller ödettiğini anlatıyor. Okurken yer yer baygınlık geçirdim çünkü durum çok iç açıcı değil...
"Bir kere mutsuz Olan kadına mutsuzluk ölene kadar arkadaş olsun diyorsunuz değil mi? Diye bağırmaya başladı şah damarı gibi yakın olsun. Başına gelen her şey, üstüne kara bulut gibi çökelenip kalsın. Kocası ölmüşse ya da boşanmışsa kadın, bir daha evlenip mutlu olmasın. Hayat hep eğreti Dursun üstünde istiyorsunuz. Kanser olduysa iyileşmesinin, Hatta ciğerlerine sıçrasın, bir ayda ölsün gitsin istiyorsunuz değil mi? "
Kitap genelde yanlış adamlara adanmış saf ve itaatkar bedenleri konu alan öykülerle dolu öykülerin sonu biraz silik ama kitabı okumak oldukça keyifliydi.