Fulya Yılmaz

Fulya Yılmaz
@bunchofbook
Ayrılık ne biliyor musun? Ne araya yolların girmesi, Ne kapanan kapılar, Ne yıldız kayması gecede, Ne ceplerde tren tarifesi, Ne de turna katarı gökte. İnsanın içini dökmekten vazgeçmesi ayrılık! İpi kopmuş boncuklar gibi yollara döktüğü gözlerini, Birer damla düş kırıklığı olarak toplaması içine. Ardında dünyalar ışıyan camlar dururken, Duvarlara dalıp dalıp gitmesi. Türküsünü söyleyecek kimsesi kalmamak ayrılık.
Reklam
Kemal Sayar
Bırak hakikat incitsin seni. Bir yalan avutacağına…
Ne ölüm, ne de hayat! Hiçbiri kovalamıyor beni rüyalarımda. Hiçbirinin eli bana değmiyor. Varlığıma nedensizlikten delirdim ben. Hiçbir nedeni kendime yakıştıramadığımdan. Hepsini giydim. Hiçbiri olmadı. Hepsi dar geldi. İnansaydım herhangi birine, uğruna gerekirse dünyayı kan gölüne çevirirdim. Okyanuslar kırmızı olurdu. Pıhtılaşmış kanlardan siyah dağlar yükselirdi. Ama inanamadım. Bir türlü inanamadım... Bütün hayat bir illüzyon. Benim gibi.
‘İçimdeki fırtınanın ortasında yelkensiz kalan kalbime kaptanlık edemiyordum.’
Sayfa 114 - Yılkad
Puan vermedi·128 syf.··
2021 52. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 04 Aralık 2021 12:11
Bebek Töreni adını, Japonya’da küçük çocuklar, kaybetmeyi öğrensinler diye beş yaşından sonra yaptıkları bir ‘kayıp seremonisinden’ almış. Bu törende çocuklar en sevdiği oyuncaklarını tapınağa getirirler ve oyuncaklar törensel bir şekilde rahip tarafından yakılır. Bu merasimle kayıp ruhunu, uğurlama olarak tanımlamaları amaçlanır. Ne kadar acı verici bir tecrübe olsa da alışmaya yönelik ders verdiği düşünülen bir törenmiş. Bunu araştırırken Japon kültüründe birçok törenin varlığından da haberdar olmuş oldum. Kitapta ise, Keiko hayatı boyunca Paris'te yaşamış, anavatanını hiç görmemiş bir Japon ve Japon dili üzerine doktora yapan Fransız sevgilisi Pierre Japonya'dan burs kazanınca birlikte yaşamak üzere Japonya'ya giderler. Tuttukları daire Japon kültürünü yansıtan eski tarz bir dairedir, önceleri herşey Keiko'yu bunaltır, hatta bu ortam sevgilisi Pierre'e olan duygularını da sorgulamasına sebep olur. Japon kültürüne dair bilinçli hiç bir özellik sergilememesine rağmen, Pierre'in kendisinde sadece Japonluğu beğendiğini hisseder. Ama zamanla evle arasında özel bir bağ kurulur, bu hem Keiko'yu tutsak eden hem de özünü bulmasına yardım eden bir durumdur. Ev Keiko'nun içinde hep eksik olan bazı şeyleri bulmaya çıktığı içsel yolculuğunu tetikler. Pierre net bir karakter ama Keiko fazlasıyla derin. Başlarda biraz anlam kargaşası yaşatan bir anlatımı olsa da kültürel geçiş, değişikliği yadırgama, içsel yolculuk gibi koyu aktarımları var. Zaman kaybı değil ama Japon edebiyatı için doğru bir başlangıç olduğunu zannetmiyorum. Japon kültürüne dair törenleri ile ilgili yeni bir şeyler öğrenmeme vesile olduğu için unutmayacağım kitaplar arasında.
Bebek TöreniChantal Deltenre · Metis Yayınları · 2010110 okunma
Reklam