Fulya Yılmaz

Fulya Yılmaz
@bunchofbook
Puan vermedi·104 syf.··
2022 20. kitabı
·
4 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2022 20:17
░Ben karşısına geçtim dünyanın, o da bütün silahlarıyla bana saldırmaya, bana kendini, kuvvetini tekrar hatırlatmaya çalışıyor. ░ “Anılarla işim yok benim,” dedim. “Yazık,” dedi. “Oysa varlığımızı genişletiyoruz onlarla.” Edgü, kitabı Çığlık’ın içinde bir bölüm olan Parçalar’da, metinlerinin ileride yazmayı planladığı öykülerin taslakları olarak kaleme almış. Ve demiş ki “Bunları, yakın bir gelecekte ‘öyküleştiremeyeceğimi' gördüm. Uzak bir geleceğe de güvenim olmadığından, oldukları gibi yayımlama yolunu seçtim. Dileyen okur-yazar, bu parçalardan yola çıkarak, bir öykü, bir roman ya da bir oyun yazabilir. Böylesi bir durumda 'herhangi bir hak iddia etmeyeceğimi' şimdiden belirtirim." Ferit Edgü’den 1982 yılında yarım kalan dokuz yarım öyküyü, Baran Güzel’in ufku geniş genç öykücülerin kalemiyle yeniden can verdikleri güzel eser, Parçalar çıkmış ortaya. Baran Güzel’e bu öykülerin tamamlanmasında, Pelin Buzluk, Melida Tüzünoğlu, Mevsim Yenice, Hakan Bıçakçı, Bahadır Cüneyt Yalçın, Kerem Işık, Okan Çil, Sedat Demir ve Emirhan Burak Aydın gibi isimler eşlik etmiş. Öykülerin çıkış hikayesiyle ve Ferit Edgü’nün bu yolu açmasıyla çok manalı bir eser ortaya çıkmış. Kitabın tüm öykülerinin devamında yazarlarının özgün yaratıcılığını çok sevdim. Özellikle Edgü’nün, yorumu üzerine, öykücülüğü teşvik etmesi, el vermesi ve öykülere yazılmadan çok parlak bir çıkış hikayesi yaratması takdire şayan. Ayrıca tüm hikayelerin Edgü ile başlayıp, farklı bir yazarla süslenip tamamlanması, ustaya güzel bir hediye gibi. Hatta yazardan yazarlara hediye gibi.
ParçalarKolektif · Dedalus Yayınları · 2017107 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim

Fulya Yılmaz

, bir kitap okudu
Puan vermedi·104 syf.··
4 saatte okudu
·
Okunma: 30 Mart 2022 20:17
·
2022 20. kitabı
Kolektif
6/10 · 107 okunma
10/10
·168 syf.··
Beğendi
·
2020 94. kitabı
“Çirkin Ördek Yavrusu, siz güzel olduğunuz , güzel adımlar attığınız, güzel yüzdüğünüz hâlde, ailenizin görünüşünüze, adımlarınıza, yüzüşünüze bir türlü güvenememesinin hikâyesidir.” Farklı bakış açısıyla nikah, sünnet, nişan ve düğün gibi ritüellere bağlanmış geleneklerin, davranışlarımızı ve psikolojimizi nasıl etkilediğini anlatan bir kitap. Geleneklere oldukça cesur ve sert eleştiriler yapıyor yazar. Fakat çoğuna katılmadan edemiyorum. Düğün merasimlerinin, evlenen çiftler değil de toplumun abartılı geleneklerinin yerine getirilmesi için yapıldığını, hemen aynı şekilde sünnet merasimlerinin de toplumda çocuğun nesneleştirildiği, kurban etme ritüelinde simgesel haline getirildiğini anlatıyor. Bizi yönlendiren şeyi içerde hissedersek o zaman başarılı oluruz, diyor Nihan Kaya. . “Kadınlar yüzyıllarca, sadece hizmetçilik ettikleri zaman kabul gördüklerini ta içlerinde duymadılar mı, ve bunu onlara en derinden, ilk aşılayan kişi de anneleri değil miydi?”diyerek kalıpları yıkmanın kimseye bir zararı olmayacağının farkındalığını sunuyor. Burada kendi misafirliği ile ilgili güzel bir örnekte veriyor. ‘Eğer hep dışardan bir gücün yani aile, toplum, inanç gibi başka otoriteleri merkez alıp dışarda kendini konumlandırırsan bu şekilde hep yönetilen, kendi olamayan biri haline gelirsiniz’ bu çıkarım nokta niteliğinde. Genel olarak fikir yolculuğu yaptığım ve geleneklerle ilgili birkaç anlatımında ‘ben de böyle olmasını istemezdim’ diye içlenerek okuduğum bir deneyim oldu. Nihan Kaya’nın “İyi Aile Yoktur” kitabının devamı, “İyi Toplum Yoktur”. Tek kitap olarak yayınlanmak üzere hazırlanan bu iki kitap yayınla ilgili birkaç aksaklık yüzünden ayrı ayrı çıkarılmış okuduğuma göre. Ama ayrı ayrı çıkması da vermek istediği farkındalığa asla gölge düşürmemiş. İki kitapta da yaptığı
İyi Toplum YokturNihan Kaya · İthaki Yayınları · 20193,700 okunma
Kristalleşme yalnızca ağaç dallarına özgü değildir. Yaşadığı uzun kışın ardından, çırılçıplak bir ağaç dalı olan insan, aşkı tanıdıktan sonra bin bir kristalle kaplanır. Doğadaki her şey daha güzeldir, sevdiği kişide fark ettiği her yeni özellik yeni bir kristaldir onun için; çok daha güzeldir, çok daha parlaktır. İşte kristalleşmiştir insan; fakat artık çok daha kırılgandır.
Can Yücel
Suçtur kadın olmak.Çünkü herkesin sahip olmak istediği bir bedenin vardır. Korumak zorunda olduğun bir namusun ve sevmeye yasaklı törelerin. Adam gibi adam derler de, kadın gibi kadın demezler mesela Taş gibi derler. Soğuk olmak zorundadır, hissetmemesi gerekir, iyi gözükmelidir ama öyle çok iddialı da olmaması gerekir. Erkeğin yanında yerini bilmelidir. Kadın olmak suçtur bu hayatta. Seversin deli derler, sevmezsin kötü derler. Elde ederler basit olursun, elde edemediklerinde konuşmalara meze olursun. Susarsın bir şey bilmiyor derler, susmazsın dili uzun derler. Erkek olmak doğuştan bir güçtür, kadın olmak eksikliktir, güçsüzlüktür. Eksik etektir kadın Akli ermez, gözü açılmamalı, sırtından sopa karnından sipa eksik olmamalıdır. Kadın, şeytana açılan kapıdır çünkü. O kapıyı, kadına açtırtmamalı. Oysa erkektir kadını eksik hale getiren, namusunu alıp etek altına iten, inançlarını yok eden. Erkektir bir melekten şeytan yaratmasını bilen. Kadın olmak eteğini uzun tutmaktir, başkalarının günahlarının bedelini kendisinin ödemesidir. Kadın yüzeyseldir görünürde ve karmaşıktır erkekten istediği şeylerde Oysa kadın derindir ve derine dalmasını bilen vurgun yeme ihtimalini de göze alabilmelidir. Cesurdur kadın, erkek gibi tartıp biçmez. Seviyorsa bodoslama atlar, sevdiği için tüm engelleri aşar. Oysa erkek korkaktır. Ne kadının ilgisini kaybetmek ister ne de ona bir gelecek vaat eder Yedekte tutar. Daha iyisini bulamazsa, elinin altındaki ile idare eder. Kadın karmaşık gibi gözükür ama istediği üç şey; sevgi, sadakat, dürüstlüktür