Hayatta hiçbir şey ölmek için istenmez. Her şey yaşamamız için olmalıdır. Sen kafanın içindeki yokluğa o kadar saplanmışsın ki, derhal uğrunda can feda edecek birsey arayarak ikinci bir yokkuğa dalmak istiyorsun. Yaşamak, herkesten daha iyi, herkesten daha üstün yaşamak, insanlara hakim olarak, kuvvetli, belki biraz da zalim olarak yaşamak....
Tesadüflerin oyuncağı olacak olduktam sonra ne diye bir irademiz vardı? Kullanamadıktan sonra göğsümüzü dolduran hisler ve kafamızda kımıldayan düşünceler neye yarardı. Yaşamamıza ve etrafımıza şekil vermek arzusuyla dünyaya gelmekten ise hayatın ve muhitin verdiği şekli kolayca alacak kadar boş ve yumuşak olmak daha rahat, daha makul değil miydi?