Birden ürperdi, şalına sarındı. İnsan, annesinin öldüğü gece de üşüyordu. Artık birlikte üşüyemeyeceklerdi. Annesinin oturduğu koltukta sanki kocaman bir delik vardı artık. Sanki bir duvar yıkılmıştı: Gerisinde bu büyük ve karanlık ve ürkütücü boşluğun bulunduğu bir duvar. Bu duvar korumuştu onu yıllarca karanlıktan. Artık bir şey görmek mümkün değildi. Artık onu hiç kimse anlamayacaktı.
"Bir türlü sonuna gidemiyorduk rüyalarımızın. Korkuyorduk. Korkuyordum. Hayallerinde bile korkar mı insan? Hayallerinde bile kadınlar, insanı azarlar mı? Hayallerine bile hükmedemez mi insan? Böyle yerleri atlıyordum neyse; bazı ayrıntılara girmiyordum. Oysa, ayrıntılara inilmezse sonuca nasıl ulaşılabilir? Hiç bir yere ulaşamıyordum. Başarısızlığın yarattığı öfke yüzünden hayallerimin düzeni bozuluyordu: Pusuda bekleyen kötü hayaller, eziyet eden görüntüler birden saldırıyordu üstüme. Yarım kalmış işkenceler, artık sıralarının geldiğini düşünerek ortaya çıkıyordu."
"Nasıl yaşıyorsun? Ne yapıyorsun?"
"Pek yaşıyorum sayılmaz. Yaşamak' sözüyle 'geçinmek ya da 'çalışmak gibi uzak meseleleri soruyorsan cevabı kolay: Çalışmıyorum ve ufak bir gelirle yaşıyorum. Babamdan kalan iki parça şeyi sattım. Öyle derler ya. Gerçekten iki parçaydı. Çalışkan bir arkadaşım da bu parayı 'çalıştırıyor.' Para, sabahtan akşama kadar koşup duruyor ve ben gecekonduda, aynı süre içinde sırtüstü yatarak kadınlara çiçek almayı hayal ediyorum."
HIKMET: Acaba, zarfları artık çabuk kapatabilecek miyim Bilge? BILGE: Bunun ne önemi var Hikmet? HIKMET: Benim için önemli. BİLGE: Sen istersen her şeyi yaparsın. HIKMET: Bilmiyorum. Daha önce çok yavaş yapmıştım. Herkesin sabrı tükenmişti. Elimden almışlardı. Bunun bir kitabı yok mu? BILGE: Incil var. HİKMET: Yapamamayı mazur gösterecek bir kitap demiyorum. Yapmayı öğretecek bir kitap. Hoş, zaten ne okuyorum ki? BİLGE: Sen istersen her şeyi yaparsın. (Bir zarf alır ve çabuk hareketlerle kapatır.) HIKMET: Dur, dikkat edemedim. Telâş ettirme. BİLGE: Böyle bir niyetim yoktu. HIKMET: Vardı. Sevgi gibi, sen de beni baştan ezmek istiyorsun. Hızlı hareketlerle gözümü korkutmak istiyorsun. Sana inanmıyorum. BILGE: Insanlara inanmazsan, hızlı kapatamazsın. (Zarfın içinden kartı çıkarır. Üzgün.) HİKMET: Sonra, bana öğrettiğini hatırlatırsın. Bir tartışmayı kaybedersen, zarfı yüzüme vurursun. BILGE: Sen yapmak istiyor musun, istemiyor musun? HIKMET (telâşlı): İstiyorum. Çok istiyorum. BİLGE: O halde, bunları düşünme, ellerime bak. HIKMET: Bakıyorum. Bütün gücümle bakıyorum. Benim için ölüm kalım meselesi bu. Bütün geleceğimi buna bağladım.