Burak Aksoy

Yoksulluk&Kibir&SevgininSınırları veMuhteşemBirRoman
10/10
·536 syf.··
Beğendi
·
2022 27. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2022 02:48
2020Booker ödülü başta olmak üzere pek çok ödül almış ,İskoçya_Glasgow doğumlu DouglasStuart imzalı olağanüstü bir roman. Normalde çok satan veya ödül almış romanlara biraz şüphe ile yaklaşır okurken temkinli olurum, çünkü aşırı popüler bazı eserler beni o kadarda sarmaz .Ama harika bir kitap grubu ile okuduğum 6.kitap tı Shuggie Bain ve ilk 5 kitap seçimleride çok ilginç ve çarpıcı olduğu içindaha içim rahattı bu kitabı okurken. Seksen'li yıllarınGlasgow'unda geçen, satırlarında Thatcher döneminden, neoliberalizm'den yoksulluğa, alkolizmin yıkıcılığından toplumsalcinsiyet ayrımcılığına kadar pek çok öğeyi incelikle kurgulamış muhteşem bir yazar ve kitap var karşınızda. Orta yaşlarındaki Agnes'in bitmek bilmeyen hırslarının, eşlerinden çektiği eziyetlerin , düştüğü yoksul mahallede yavaş yavaş sürüklendiği alkolizmin ve onu kurtarmaya çalışan çocuklarının eni sonu ondan kaçıp kendileri dertlerine düşmelerinin insanı derinden sarsan ve düşündüren satırları. İki çocuğu tarafından terk edilen Agnes'i sadece en küçük oğlu Shuggie bırakmaz, farklı bir çocuktur çünkü; diğer oğlanlara benzemiyordur . İşte bu yozlaşmış ortamda süren yoksulluk, sevgi ve kibrin yıprattığı ailenin nasıl felakete sürüklendiğini biraz hüzünle birazda umutla okurken, kendi hayatınızı sorgulayacaksınız benim gibi. Yeni bir yazarı, harika bir romanı daha keşfetmenin doyumsuz hazzı ile biten muhteşem bir deneyimdi. Ve yazarın kendi annesinden esinlenmiş olması hem hüzünlü hemde büyük başarısının nedeni..
Hayat
Shuggie BainDouglas Stuart · Can Yayınları · 2022758 okunma
Burak Aksoy
Merhaba An itibariyle bu romanı bitirmiş bulunmaktayım. Açıkcası beni çok mutlu etmedi. Tedirgin hisler içindeyim esere karşı. Bir kere özelde iskoç toplumunun genelde ise Avrupa halklarının iğrenç hali beni şok etti. Alkol, uyuşturucu, uçlarda yaşanan sınırsız sex bir toplumun ahlaken çöküşünü sağlarken yoksulluk karşısında bir toplumun bu kadar aşağılaşması inanılır gibi değil. Gözgöre göre yaşanan pedofili, ergenlikle birlikte kaybolan çocuk masumiyeti bu kadar da olmaz dedirtti bana. Katolik bir toplumun sözde katı dini inanışları bile bu çirkinlikleri önleyememiş. Tüm bunların sonunda İslam sen ne yüce bir dinsin demekten gurur duydum
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
8/10
·632 syf.··
Beğendi
·
2019 39. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 17 Kasım 2019 19:45
Herkese merhaba. Lütfen toplanın, çünkü hem ilginç bilgiler vereceğim sizlere yani bilgilendirici bir inceleme olacak, hem de oldukça eğlenceli... İşin bilgilendirici kısmından başlayalım. Bu yaz İngiltere Edebiyatı'na bir hayli aşina olmaya başladım, özellikle Victoria Dönemi diye geçen 19.yy kitaplarına. Bu dönemde en göze çarpan özellik, toplumda kadınlara oldukça kötü ve sıradan gözlerle bakılması. Dönemin düşünce anlayışına göre kadınlar sadece yemek yapar, çocuk yapar, iş yapar ama asla kitap falan yazamazlar. Kadınların arka plana dahil atılmadığı bir dönemde bir kadın olarak kitap yazmak kulağa imkansız gibi geliyor elbette. Neyse ki Virginia Wolf, Jane Austen, Mary Shelley gibi kadın yazarlar her şeye rağmen ellerine kalemi almışlar ve yüreklerindeki cesaret ateşiyle kağıtlara bir şeyler karalamışlar. Bronte Kardeşler de kısacık ömürlerine rağmen başyapıt olacak birer eser bırakmışlar İngiliz Edebiyatına. Emily Bronte'un Uğultulu Tepeleri ve Charlotte Bronte'un Jane Eyre'i. Bronte Kardeşler o dönemde bir şiir kitabı çıkarmışlar ancak kadın oldukları için ve dolayısıyla kimsenin okumayacağını düşündükleri için kitabın yazar kısmına erkek isimleri koymuşlar ve isimlerini baş harfleri aynı kalacak şekilde Currer, Ellis ve Acton olarak değiştirmişler. Bu enteresan durum beni gerçekten çok etkiledi, üstüne şiir kitaplarının da başarıyla yorumlandığını öğrendiğim zaman iki kat mutlu oldum. Bu dönemin kitaplarında sizin de dikkatini çekti mi bilmiyorum ama benim dikkatimi en çok çeken şey, muazzam mekan tasvirleri. Malikaneler, konaklar, bağlar bahçeler, ovalar, dağlar, ağaçlar o kadar güzel ve özenle anlatılıyor ki, kitabı okurken sanki Claude Monet tablosuna bakıyor gibi oluyoruz. Neden Monet dedim, çünkü özellikle doğa teması kitaplarda muhteşem işleniyor ve
Jane EyreCharlotte Brontë · Can Yayınları · 202042,3bin okunma
Burak Aksoy
Okuduğum bir eserdi. Ama yorumunuz açıkcası iştahımı kabarttı. Yeniden okuyacağım
4/10
·336 syf.·
2018 13. kitabı
Geç yüklenen bir yorum daha evet. Artık buna alışığım :< Zaten çok uzun bir yorum olmayacak çünkü anlatılacak çok bir şey yok zaten. O yüzden hemen kitabın aşırı tatlılığından ve sıkıcılığından behsedeceğim. Rune henüz 5 yaşında yaşadığı vatanı Norveç’i babasının işi dolayısıyla terk etmek zorunda kalıyor ve haklı olarak yeni evleri Georgia’ya taşınmak istemiyor. Fakat daha sonra Poppy adında onunla yaşıt bir kızla tanışıyor ve Georgia’yı sevmeye başlıyor. Sonra bu kız 8 yaşında babaannesinin ona hediye ettiği 1000 öpücük kavanozundan Rune’a bahsediyor ve sonra Rune Poppymin diyor ve sonra bunlar öpüşüyor. Evet 8 yaşında öpüşüyorlar. Evet artık Poppy ve Rune sevgililer. Yaklaşık 7 yıl boyunca da öyle kalıyor ve sonra Rune yine babasının işi dolayısıyla yeniden Norveç’e gideceklerini öğrenince sinirleniyor, har vurup harman savuruyor. Babasına asla dememesi gereken şeyler söylüyor. Evet durum kötü ama bir insan babasına asla böyle davranmamalı. Ben okurken gerçekten sinirlendim. Daha sonra taşınıyorlar. İkisi de üzgün. Ancak birkaç hafta sonra Poppy Rune’nun mesajlarına ve aramalarına cevap vermemeye başlıyor. Rune merak ediyor, daha çok üzülüyor böyle 2 yıl geçiyor, geri dönüyor. İşte siz de 150 sayfa sonunda nihayet bir gerilim olacak diye seviniyorsunuz. Poppy neden böyle yaptı diye meraklısınız. Ama bu merakınız ve gerilim beklentiniz 2 3 sayfa anca sürüyor. Çünkü maalesef Poopy’nin muhteşem sebebini öğrenmiş bulunmaktasınız. Zaten o sebebi görünce kitabın konusunun ne kadar klişe olduğunu fark ediyorsunuz. Evet kitabın beğendiğim hiçbir yönü yoktu. Sadece iki şey dışında. Onları en son söyleyeceğim. Ama tek şikayetim şu. Bu kitap nasıl basıldı çok merak ediyorum. Ne kurgusu ne karakterleri, hiçbir şeyiyle ön plana çıkmayan ve ne bileyim güzel bir yanı
1000Kitap
Bin ÖpücükTillie Cole · Yabancı Yayınları · 20171,837 okunma
Burak Aksoy
Eleştirinizi keske satın almadan önce okusaydım. Yüksek puanlara falan kanıp aldım. Yarısında fırlatıp attım. Kitap tamamen ergen romanı. Verilen paraya da vakte de yazık