Burcu

Burcu
@burcsnr
Bu örneklerin gösterdiği dört gerçeği yeterince anlayabildiğimizde işkence korkusuna karşı korunabiliriz. Bunlardan birincisi: Davranışlarınızın asıl nedeni, size göründüğü gibi yardımseverlik değildir; bunu unutmayın. İkincisi: Yeteneklerinizi gözünüzde büyütmeyin. Üçüncüsü: Kendinize duyduğunuz ilgiyi başkalarından aynı düzeyde beklemeyin. Ve dördüncüsü de: İnsanların çoğu, işkence yapmayı isteyecek kadar sizi düşünmezler.
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Çekingen olmak da bu sorunu büyütmektedir. Halk kendi düşüncesine aykırı davrananlardan çok, kendisinden korkanlara zorbalık yapar. Köpekler nasıl ki kendilerinden korkanlara daha çok havlar ve saldırırlarsa, insan sürüsü de onlar gibi davranır. Onlardan korkar ve korktuğunuzu belli ederseniz, onlara iyi bir av olursunuz; oysa umursamazsanız, güçlerinden kuşku duymaya başlar ve size sataşmaktan vazgeçerler.
Bilgisizlerin zorbalığından kendini kurtarabilen birçok kişi, baskı süresince öylesine zorlu bir savaş vermek zorunda kalmışlardır ki, sonunda hayata küsmüş, enerjilerini yitirmişlerdir. Dehanın ne yapıp edip yolunu bulacağı gibi iç açıcı bir söylem vardır ve buna dayanılarak, gençlere yapılacak işkencenin fazla zararı olmayacağı düşünülür, ama bu söylemin hiçbir dayanağı yoktur. Bu tıpkı, "cinayet gizli kalmaz" kuramına benzer. Evet, duyduğumuz bütün cinayetler meydana çıkarılmıştır, ama hiç duymadığımız kaç cinayet olduğunu kim bilebilir? Aynı şekilde, adını işittiğimiz bütün dahiler, olumsuz koşulların üstesinden gelmişlerdir, ama genç yaşımda sindirilmiş daha birçoklarının bulunmadığını kim söyleyebilir ki?
Felsefe

Burcu

, bir kitap okudu
Puan vermedi·232 syf.·
12 günde okudu
·
2025 6. kitabı
Dante Alighieri
7.6/10 · 2.295 okunma
Bütün büyük kitaplarda sıkıcı bölümler ve bütün büyük yaşamlarda ilgi çekici olmayan dönemler vardır. Çağdaş bir Amerikan yayınevi sahibinin, kendisine yayınlanmak üzere verilmiş Tevrat'ı ilk kez gördüğünü düşünün. Örneğin, "Soy Zinciri" bölümü hakkında bu editörün neler düşüneceğini kestirmek zor bir şey olmasa gerektir. Herhalde şöyle diyecektir: "Sayın Bayım, bu bölüm ilgi çekici olmamış; haklarında çok az bilgi verdiğiniz birçok insanın adını art arda sıralayarak okurların ilgisini çekemezsiniz. Tamam, öykünüze güzel başlamışsınız, doğrusu önce benim de ilgimi çekti, ama hemen her şeyi anlatmak istemişsiniz. Ayrıntıları çıkarın, yalnızca önemli olaylar kalsın, böylece kitabınızı makul bir uzunluğa indirdikten sonra, tekrar getirin." modern okurun can sıkıntısı korkusunu bilen modern bir yayınevinin sahibi böyle söyleyecektir. Konfüçyüs döneminin klasikleri, Kur'an, Marx'ın Kapitali ve çok satmayan diğer kutsal kitaplar için de aynı şeyi söyleyecektir. En iyi romanların hepsinde sıkıcı bölümler vardır. Birinci sayfasından sonuncu sayfasına kadar göz kamaştıran bir romanın büyük bir yapıt olmaması çok olasıdır. Sokrat, arada bir şölenlerden zevk almış olabilir; baldıran zehri etkisini gösterinceye kadar yaptığı konuşmadan da herhalde epeyce haz duymuştur ama ömrünün büyük bir kısmını, öğleden sonra gezintiye çıkıp, belki yolda birkaç tanıdığa da rastlayarak, Ksantip ile birlikte sakin sakin geçirmiştir. Kant, hayatı boyunca Königsberg'den yirmi kilometre öteye gitmemiş. Darwin, dünyayı dolaştıktan sonra, yaşamının geriye kalan kısmını evinde geçirmiştir. Marx, bir iki devrim kışkırtması yaptıktan sonra, kalan günlerini British Museum'da geçirmeye karar vermişti. Büyük adamların özelliği, sakin bir hayat ve dışarıdan bakılınca hiç de heyecan verici görünmeyen
Felsefe