Rumların hepsi ya öldürüldü ya soyuldu, diye anlatır Musullu tarihçi.
"İleri gelenlerinden bazıları, Sofya adını verdikleri büyük kiliseye [Ayasofya] sığındılar. Frenkler de peşlerindeydi. O zaman bir grup rahip ve keşiş ellerinde haçlar ve İnciller olduğu halde dışarı çıkıp saldırganlardan canlarını bağışlamalarını dilediler, ama Frenkler onların yakarılarına hiç kulak asmadılar. Hepsini katlettikten sonra kiliseyi yağmaladılar."
Haçlı seferiyle birlikte gelmiş bir fahişenin, patriğin tahtına oturup müstehcen şarkılar söylediği, bu arada sarhoş askerlerin komşu manastırlarda Bizanslı rahibelerin ırzına geçtikleri de anlatılır. Tarihin en utanç verici sayfalarından biri olan Konstantinopolis yağmasını, İbnü'l-Esir'in ifadesiyle, bir Doğu Latin imparatorunun, yani Baudouin de Flandre'ın tahta çıkarılması izler. Ama Bizanslılar onun iktidarını hiçbir zaman tanımayacaklardır tabii ki. Bizans Sarayı'ndan kaçanlar gidip İznik'e yerleşecekler, elli yedi yıl sonra Bizans geri alınıncaya dek, burası imparatorluğun geçici başkenti olacaktır.