Büyüklerin sözünü dinleme alışkanlığı, televizyon hipnotizması ile bilinçlere kazınıyor, benzerine benzemeyi sürdürme kaygısı, “kitle kültürü” ile imal edilmiş prototip davranışları taklit etme mecburiyetinde yeniden üretiliyor.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
“Sokaklarda, bahçelerde gerçek kuşlar ve çiçekler vardı o zamanlar. Bir de sıcacık
dostluklarımız, Sümerbank basması büzgülü eteklerimiz, iki yanına körpe akasyalar dikilmiş
sokağın orta yerinde oynadığımız dokuz taş, seksek, beş dönme on şapşap, yakartop
oyunlarımız... Hangi evde kurabiye yapıldığını koklaya koklaya bulduğumuz; gül diplerine,
ağaç kovuklarına, tahta çitlerin köşelerine sinmiş küçük sırlarımızı başkalarına aktardıkları
için arkadaşlarımızla tövbeli yeminli küsüp sonra barışmak için yedi sokağın yedi köpeğine
ekmek dağıttığımız; çizgi filmlerdeki küçük sevimli yaratıklar gibi tek sıra olup çilek
tarlalarının arasından Boğaz kıyılarına indiğimiz, Arnavutköy’de, Bebek’te denize
daldığımız... Burası mıydı gerçekten?”
Zamanla yerleşir yaşadıkların, yeniden konumlanır, çoğalır anlamları, önemi kavranır. Bir zamanlar anlamadan yaşadığın şey, çok sonra değerini kazanır. Yokluğu derin ve sürekli bir sızı halini alır.
Oysa yapacak hiçbir şey kalmamıştır artık
Mutluluk geçip gitmiştir yanınızdan
Her şeye iyi gelen Zaman sizi kanatır