Koşa koşa bana geliyor, "Benim iyi, değerli, büyük Doktorum!" diyorsun. "Ne yapmalıyım şimdi? Evim çöküyor, rüzgâr içeri doluyor, çocuğum ve karım hasta, ben de hastayım, ne yapacağım?" Yanıtım şu: "Evini kayaların üzerine oturt. Kaya dediğim şudur. Senin içinde bulunan ama öldürdüğün doğal yapındır kaya, çocuğunun bedensel sevgisi, karının düşlediği sevgi, on altı yaşındayken kurduğun yaşam düşleridir. Yanılsamalarını kaldır at, yerine hakikatin bir parçasını koy. Komşuna boşver, içinden gelen şeyi dinle; komşun da bundan hoşnut olacaktır. Bütün dünyadaki çalışanlara, bütün meslektaşlarına, yalnızca yaşam için çalışmaya kararlı olduğunu, artık ölüm için çalışmayacağını bildir. Cellatlarının ipine koşup idam edileceğine, insan yaşamının ve iyi şeylerin korunması için bir yasa yarat. Böyle bir yasa, evinin altındaki kayanın bir parçası olacaktır. Küçük çocuklarının sevgisini, şehvet düşkünü, doyumsuz kadın ve erkeklere karşı koru. Dedikodu kumkumalarını eleştir; onu herkese göster, tanıt ya da sevgiye hasret yetişkinler okuluna değil de bir ıslahaneye gönder. Çalışma konusunda yol gösterici durumuna geldinse, artık seni sömüreni, ondan daha fazla sömürme yarışını bırak."