"Kendi olarak sana gelen, sana gereksinimi olmadan seni isteyen; sensiz de olabilecekken seninle olmayı seçen; kendi olmasını seninle olmaya bağlayan. O işte.."
Oruç Aruoba. Türk Edebiyatının en iyi felsefe yazarı benim için. Hani okuduğum ilk kitabıydı ve diğer kitaplarını da alıp okumalıyım diye düşündüm daha ilk sayfalarındayken. Kitap ilk başta şiirlerle, dizelerle başlıyor. Sonra bir anda düz yazı bölümüne geçiyorsunuz. Oruç Aruoba'nın kendine özgü gerçekten başka hiçbir yazarda görmediğim bir tarzı var. Kendisiyle de kitaplarıyla da ilgili diyecek çok bir şey yok aslında. Sözcükleri büyülenmeniz için yeterli.
"Bindiğimiz vapurlar iptal oldu, bakma sen. Hava şartlarından diyorlar. Yok canım! Ben pek inanmam haberlere. "Hani" iki kişilik bir haber kanalıydı bizimkisi, kimsenin izlemediği. İnsanların kendi ruhlarını iskelelerde bıraktığı ve kimsenin binmediği vapurların seferleri hakkında konuşurduk senle. Fakat bu sefer neden oldu böyle?"
"Herkes isterdi manzaralı mezarım olsun, sen benim manzarasız mezarımdın. Çünkü seni en derinime gömdüm. En derini, en yükseğidir hayatın, bunu unutma. "Hani" nerede gömüleceğim yer, göstersene bana? Ben kederlerimle kazarım orayı, sevinçlerime bir kuyu oluşturmak için. Bu sevinç kuyusuna giden merdivenim ise ikimizin bulunduğu fotoğraflardır."
"Güvendiğim tek şey sensin, bir de kapının kilidi. Fakat ben anahtarı çoktan kaybettim."