buse

Reklam
Çöküşe karşı koyabilmek için çılgınlar gibi mutluluğun peşinde koşarlar, habire mutluluktan dem vurulması bundandır. Böylece başka bir stres meydana gelir, mutlu olma stresi.
Sayfa 60
“Uç oğlum!” Demişti babası, kimseyi bekleme sen uç. Aynı cinsten olmayan kuşlar nasılsa birlikte uçamayacak. Sen kime layıksan o gelecek, yanında seninle seyir alacak. Herkes kendisi gibi olanı bulacak. İsterlerse aynı mahalleden olmasınlar, hatta aynı şehirden. Ruhları aynı kaynaktan gelenler bu zamanda birbirlerini mutlaka bulacaklar, yeter ki sen yola çık, o yolda ilerlemek, yani yolculuğun kendisi getirecek sana fenlenin enin olanı, sen yeterki uç.
Sayfa 503·Kitabı okuyor
Pek çok büyük, cesur, yalnız adam, sana ne yapman gerektiğini çoktan söyledi. Onların öğretilerini hep eğdin büktün, imha ettin, paramparça ettin, tekrar tekrar yanlış köşesinden yakaladın, hep küçük hatayı tuttun ve büyük hakikatı kesinlikle yaşamının ilkesi yapmadın, Hıristiyanlıkta, halk egemenliği öğretisinde, sosyalizm öğretisinde, her şeyde, dokunduğun her şeyde böyle yaptın, küçük adam. Neden bunu yapıyorsun, diye soruyorsun? Sorunda samimi olduğunu sanmıyorum! Hakikati işitirsen, vurun öldürün, diye bağıracaksın ya da cinayet işle- yeceksin! Riske girmediğin için, içindeki canlı varlığı duyumsama yeteneğin olmadığı için, çocuğundaki sevgiyi daha doğmadan öldürdüğün, boğduğun için; hiçbir özgür, canlı ifadeye, hiçbir özgür, doğal harekete tahammül edemediğin için, bütün bunları yaptın ve evini kum üstüne kurdun.
Sayfa 69
İşte sen böylesin küçük adam. Kepçelemeyi ve tüketmeyi, kaşıklamayı çok iyi beceriyorsun ama sen yaratamazsın. Ve bu yüzden bulunduğun yerde sen neysen o sun, yaşamın boyunca kuru büroda ya da hesap makinesinin başında ya da çizim sehpasının başında ya da okulda çocuklardan nefret eden bir öğretmen. Bir gelişmen yok, yeni düşünce olanağın yok, çünkü sen hep aldın hiç vermedin, sen yalnızca, bir başkasının hazırlayıp önüne koyduğunu kaşıkladın.
Sayfa 52
Reklam