..”Ammeister, Strasbourgluların neredeyse tamamı beş parasız. “
“Aaa evet doğru. Öyleyse kuru ekmeğe talim edecekleri hapisle tehdit edin. “
“Kuru ekmek mi? Bunun hayaliyle yaşıyorlar!”
Jean Teulé, tarihî olayları mizahi ve sert bir dille anlatma konusunda usta, ama Dansa Davet bu tarzın en çarpıcı örneklerinden biri olmuş. 1518’de Strasbourg’da yaşanan gizemli “dans salgınını” konu alan roman, hem absürt hem de rahatsız edici bir anlatı sunuyor. İnsanların istemsizce dans ederek ölüme sürüklendiği bu olayın arka planında toplumsal çürümüşlük, dinî baskı ve açlık gibi unsurlar var.
Kitabın en büyük sorunu, karakterlerin ve olayların yüzeysel işlenmesi. Teulé’nin grotesk anlatımı, bazı yerlerde hikâyeye katkı sağlarken, bazı noktalarda ise fazlasıyla abartılı ve gereksiz detaylarla dolu. Hikâye ilginç bir olaydan yola çıkmasına rağmen, insanı içine çekecek bir derinlik sunamıyor. Bu yüzden, okurken bir noktada sıkılmaya başlıyorsunuz.
Kitapta yer yer Türk korkusu işleniyor. Öyle ki bir kısımda kendi yaptıkları korkunç bir olayı bile Türklere atfetiyorlar ve herkes buna inanıyor. O dönemde Osmanlı tehdidinin Avrupa halkında nasıl bir paranoya yarattığını, korkunun psikolojik ve sosyolojik boyutunu güzel işlenmişti. (bu kısımlar hoşuma gitmedi değil )
Genel olarak, tarihi bir olayın bu kadar çılgın ve grotesk bir dille anlatılması ilginç ama tam anlamıyla etkileyici değil. Eğer Teulé’nin dilini seviyorsanız okunabilir, ama daha derinlikli bir tarihî roman beklentiniz varsa sizi pek tatmin etmeyecektir.
Dansa DavetJean Teule · Sel Yayıncılık · 202011,1bin okunma