Şiirsever biri sayılır mıyım bilemiyorum. Genelde bi şiiri seversem o şairin diğer şiirlerini de okumaya karar verir, kitabını hep o şiirle kıyaslayarak okurum ve sonuç hüsran olur; benim için kayda değer tek şiiri ilk etkilendiğim olarak kalır (hadsizlik olarak algılanmasın pls).
Yağmur şiiri de her okuduğumda aynı etkiyi hissedebildiğim nadir şiirlerden. Ama kitap, indirimde olduğunu görünce aldığım, okuma hedefime ulaşmama yardımcı olsun diye başladığım çok beklentim olmayan bi şiir kitabıydı gözümde. Gidişatı da önceki şiir kitabı deneyimlerimle aynıydı, ta ki Yağmur'un şerhini görene kadar.
Öncesinde açıp da dikkatlice göz atmadığımçün şerh kısmını o sayfaya gelince farkettim ve
"...SonsuzIuk çiçekIerIe donandı yüreğimde,
YağmaIanmış ruhuma yeni bir devran düştü..." ^^
Şairliği "...en güzelin peşinde ömür boyu koşup duran kelime avcısı. İçinden kopup geldiği kültürün, nesilden nesile hisli taşıyıcısı. Renklerin ve şekillerin dünyasında başı dönen seyyah. İnce bir ruh, hassas bir yürek, kapıları ardına kadar açık bir gönül. Hem herkesle beraber, hem de olabildiğince yalnız.", diye tanımlamış giriş kısmında Nurullah Genç. Kitabı tamamladıktan sonra röportajını dinledim ve bu tanım daha da anlam buldu idrakimde.
"En güzelin peşinde" derken naatı kastetmiş olması kuvvetle muhtemel. Amcasının "bir şair naat yazmamışsa adam olmamıştır" sözünü dert edinmesiyle çıktığı arayış yıllar sonra Yağmur'a dönüşmüş. Pek tabii "Rahmet vadiIerinden boşanır ab-ı hayat..." Yani gayret kendinden, tevfik Rahmân'dan..
"İçinden kopup geldiği kültürün taşıyıcısı" demesi de yine yaşantısında gizli. Allah rızasını gaye edinen, evladının da aynı gaye yolunda yaşamasını murat eden bir babanın oğlu olarak yetişmiş. Ve yine röportajı dinlerseniz eğer, şair olacak adam zaten çocukluğundan